Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Ağustos '07

 
Kategori
Müzik
Okunma Sayısı
595
 

Şarkılar seni söyler

Şarkılar seni söyler
 

Bulutlar ufkunu kaplamıştı gözlerimin. Yine nisan yağmurları mı çarpacaktı sineme? Ne sesi kalmıştı kulaklarımda yarin ne de hayali gözlerimde. “İki gözüm iki çeşme yanaklarım ıslanır” dizesi tercüman değildi artık gönlüme. Yaş yerine kan akıtmalıydım. Pınarlarını değil okyanuslarını kurutmalıydım gözlerimin.

Turnaların kanatlarına bağlamalıydım hasretlerimi. Kubat’ın dilinden çığlıklar atmalıydım. ”Telli turna selam götür sevdiğimin diyarına.” Kelebekleri kozasından çıkartmalıydı hüzün çiçeklerim. Ve “bir ay doğmalıydı dün akşamdan geceden.” Karanlıkları yarmalıydı ay yüzlü sevgili. Ve kendi sesinden dinlemeliydim:”Ne ağlarsın benim zülfü siyahım?”

“Dönülmez akşamların ufkundaydım, vakit de çok geç.” Artık deniz gözlerinden semayı seyredemiyordum yarin.” Yolu yokuş” olan yollar hasret dağınındı artık. Derinden derine ırmaklar ağlıyordu içimde. Açan kan çiçekleriydi yüreğimde. Bağırmalıydım ardından “gitme kal bu şehirde” diye. Sarmaşıklar olmalıydı bedeninden koparamayacağın.

Çok çabuk gitmiştin değil mi beni sensiz bırakıp? Boğazına düğümlenen o söyleyemediğin son sözlerinde saklamıştın bunu. Ama rüzgarlar çağırıyordu bedenini. Gözlerinde okumuştum bu son dizeyi. Sonsuzluğun semaları ıslatmıştı ruhunu. Denizlerin serin nefesini “kör balıkçılara” bıraktım beni ıslatan. Senin yağmurların da yoktu semalarda. Artık “köyümün yağmurları”na bırakmalıydım kendimi. Onlar ıslatmalıydı ruhumu.

Rüzgarlar bir kar tanesi gibi uçurtmalıydı beni kokunu götürdüğü yere. Ve kendimi boşluğuna bırakmalıydım bir uçurumun. Ardımdan kalan tek şey kırık bir kalemin ucuna takılan şu dizeler olmalıydı:

“Vermez miyim ömrümü ben?

Peşin sıra gelmez miyim?

Yığılmış kederlerine

Ben de derman olmaz mıyım?”

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

daha sabah ablama dert yandım,köyü çok özledim diye..bir karadeniz çocuğu olarak,en güzel günlerimin geçtiği köyüm..kimseler kalmadı ki orada , o eski ardıç ağacından ve akan melet ırmağından başka..insanlar mekanları değil de anları mı özlüyor yoksa..sevgiler..

Suhansera 
 18.08.2007 22:01
Cevap :
Kalbi bir kilimin atkı ipleri gibi her yandan gelen özlemlerle dokunan insan... Ya da bir nağmenin uzaktaki notaları olur da bir rüzgar o notaların teline dokununca ondan çıkan ses ancak bir ney'in acıklı feryadı olur. O tellerin yankısı da bir gönlün billur seması olacaktır. Teşekkürler.  19.08.2007 9:28
 

Değerli simurg... Yazınızda kendimi bu çağdan sıkılmış, bana göre değil gibi bir duygu hissettirdiniz; hemen toparlanıp gidesim geldi bu şehirden doğduğum topraklara. İnsanların derinliklerine dokunduğunuz için tesekkur ederim. Evet bunlar benim sanatım, benim hayatım, benim özlemlerimdir. Giden gelmiyor aceb nedendir... Öyle bir yerdeyimki, bir yanım mavi deniz bir yanım bahar-bahçe... değil mi Değerli Simurg! Elinize sağlık guzel yazılarınızın devamını diliyorum...

Saruhan dag 
 15.08.2007 17:18
Cevap :
Toprağından çıkarılmış bir ağacın; dalından koparılmış bir goncanın; yuvasından uzaklaştırılmış bir kuşun; annesinden alınmış bir bebeğin hislerini bir şarkının nağmelerinde bulur insan. Ve onu tatma zevkine sahip olan sizin gibilerin var olması ne güzel. Teşekkürler.  16.08.2007 13:14
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 16
Toplam yorum
: 32
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 497
Kayıt tarihi
: 21.07.07
 
 

1999'dan beri Adana'da Edebiyat öğretmenliği yapmaktayım. İnönü Üniversitesindeki öğrencilik yılları..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster