​ Saygı / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Kasım '14

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Saygı

Saygı
 

Alıntı,


Ömürle sabır en büyük öğretmenimiz, insana, emeğe ve yüreğe saygı da ödevimiz belki de!..

Neler görüyor, duyuyor ve öğreniyoruz her karşılaştığımız insandan ve yaşamdan, bu yazının konusu da insana ve yaşama dair diyaloglar...

“İşitme engeliyle yıllar yılı yaşadıktan sonra muayenehanesine gelen kadına; “size önereceğim işitme cihazı sayesinde yüzde doksanı geçmiş olan duyma yetinizi tekrar kazanabileceksiniz” der doktor. Sevinçle teklifi kabul eden kadın sahip olduğu son model işitme cihazıyla en ufak fısıltıyı dahi duymaya başlar. Ancak bu durumun keyfini bir iki samimi arkadaşı dışında kimseye duyurmadan yaşamaya devam eder epey zaman, bir süre sonra durumu  bilenlerden bir arkadaşı sorar. “Nasıl memnun oldular mı? Yakınların” “Hayır der keyifle, bilmiyorlar ki; Hem zaten iyi ki bilmiyorlar ben bu cihaz sayesinde neler öğrendim neler bir bilsen, üç kere vasiyetimi değiştirmek zorunda kaldım mesela, gerisini  sen anla, bırak bilmesinler ayol!” diyerek keyfini yaşamaya devam eder.

“Birkaç günlük geziden sonra dönüş için otobüs terminaline bilet almaya gittiğimde daha önceki yolculuklarımda da olduğu gibi kimseyi rahatsız etmemek amacıyla yerimin pencere tarafı olabilmesini istedim. Mümkün olmadığını sadece bir bayan yanı kaldığını ya da sonraki seferleri beklemem gerektiğini söyledi görevli bense bir an evvel yola koyulabilmek için o yeri kabul ederek biletimi aldım. Bavulumu teslim edip otobüse çıktım, yerimi bulup, pencere kenarında oturan kadına merhaba iyi yolculuklar dedikten sonra montumu da üst bölmeye yerleştirip oturmaya çalışıyordum ki; “Sen eyi bir garıya benziyon, eyi eyi benim oğlan sevinecek dedi pencere kenarındaki” ben  şaşkın şaşkın “efendiiim” dedim. Kadın “Beni oğlan bindirdi otobüse hasta ziyaretine gediyom da yanına da eyi biri gelse bari dediydi ee sen de eyi bi garıya benziyon işte” derken “Hah işte benim oğlan da geldi diyordu ileri doğru bakarken, yaklaşan oğlunu işaret ederek, elini uzatıp  kendisine gelen kutu içecekle nevaleleri aldı oğlunun elinden ve “aha işte eyi bi garı geldi yanıma” dedi oğluna  oğul da, nazik bir şekilde selamladı annesinin yol arkadaşını ve otobüsten aşağıya indi.  “sağolun tekrar iyi yolculuklar” deyip çantamı yerleştirdim dizimin üstüne, yorgunluktan gözümü açamayacak durumdaydım ve bir an evvel uyumak istiyordum, ne mümkün “Nerelisin sen? Nereye gidiyorsun? Ne için gelmiştin? Çoluk çocuk var mı? Ne iş yaparlar? Torun var mı? Torun  Gibi ardı arkası kesilmeyen sorularına başlamıştı yan komşum, kendisinin Sivaslı olduğunu söyledi benim de Tokat’lı olduğumu öğrendi. Ne dağı kaldı güzel şehrimin de ülkeminde adını anmadığımız ne ovası,  sandım  yanımdaki  Evliya Çelebi, ne gitmediği şehir vardı, ne geçmediği dere, ırmak, köprü, taşını toprağını, ekmeğini yemeğini anlatmaktan hiç yorulmuyordu. İçim geçti bir ara O da sustu, kaç dakika geçti bilmiyorum. Omuzumda bir el, başımı çevirdim. “Al şunu ye”dedi elinde tuttuğu börek için, “Valla gelin sabah er kaltı yaptı. Bana yolluk” “teşekkür ederim teyzecim çok yorgunum dinlenebilmekten başka bir şey istemiyorum.” Dedim. Aynı anda Otobüs ikramları dağıtılıyordu ve kendi masasının üzeri dolu olduğu halde hiç birine hayır demiyordu. Bana da yesene, içsene diyerek, tekrar yüzümü de biraz koridora doğru çevirerek gözümü kapadım. Çok geçmeden yine omuzumda bir sertlikle irkildim. Bir mandalinaydı bu defa beni döven, teyzecim teşekkür ederim bakın ben çok yorgunum ve hiçbir şey istemiyorum dinlenebilmekten başka dedim yalvarır şekilde, “küserim bah bi dene yeyiver işde, ammada uykucu garıymışsın sen de, ne çok seviyon uykuyu canım” dedi kızarak, teşekkür ederek aldım mandelinayı ve gözü önünde bitirdim, paylanmanın utancıyla da sessiz devam ettim yoluma, bu kez mola süresini bildiren sesle kendime geldim. “Hadi sesinle biraz gezek” dedi arkadaşım, indik otobüsten o’mu beni gezdirdi ben mi O’nu bilemiyorum da “Sen olmasan ben aşağı inemezdim. Otobüsü gaçırırım diye” dedi, üşüdüğünü söyleyerek hadi yerimize geçelim dedi kolumdan çeke çeke, kendisine yol verdim, yerimizi aldık koltuk komşumu  memnun edebilecek kadar olamasa da tekrar sözlü sohbetli yolculuğumuza devam ederken nihayet muavinin anonsu duyuldu.  İstanbul’a geldiğimizi anladık, “ee aha şimdi sen inecen otobüsten ben yalnız galırım” dedi. "Sizin de az kaldı yolunuz, evet ben ineceğim şimdi size hayırlı yolculuklar diyerek kapıya doğru harekete geçtim biraz sonra da indim otobüsten, savaştan çıkmışçasına yorgun…” Adı geçenlerle beraber okuruna saygıyla..

 
Toplam blog
: 209
: 350
Kayıt tarihi
: 13.09.11
 
 

Kurşun kalemden gelen ağaç kokusunun kağıtla buluşma büyüsüyle yoluna devam eden, Lise mezunu, ha..