- Kategori
- Siyaset
Seçim Üzerine...
Mahalli seçimler ile genel seçimler, farklı bir boyutta ele alınmalı ve değerlendirilmelidir. Türkiye’de seçim olgusu ve partilerin seçim performansları, her daim kamuoyunun ilgisine mazhar olmuştur. Seçime girecek aday adayından ziyade daha çok insanlar, o partilerin liderlerinin karizmalarını ve seçmen indindeki popülaritesini dikkate alırlar. Seçime girecek partinin ve o partinin göstereceği “adayın”, seçmen tarafında pek değeri yoktur. Mesela, yaklaşan mahalli seçimler noktasında, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Ankara ile İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı adaylığı hususunda adaylar mı daha çok çene yoracaktır veya partilerin genel başkanlarının seçim bölgelerinde kimi/kimleri aday göstereceği mi? Bu durum, bence, doğru ve sağlıklı bir demokrasi anlayışı değildir.
Kent seçiminden ve kent idaresinden ibaret olabilecek bir seçimin, genel seçim havasında yürütülmesi ve sürdürülmesi, ne kadar rasyoneldir? Duygusaldır demiyorum... Bir genel başkan, belki yılda bir kere gideceği veya hiç gitmeyeceği ya da uğramayacağı bir kentin ve beldenin belediye başkanı seçiminde neredeyse tek söz sahibi olacaktır... Ve, bunun adına demokrasi veya parti içi demokrasi denecektir.
Seçime konu olan kentin veya ilçenin sorunları ne kadar göz önünde tutulacaktır? Seçime söz konusu yaşam merkezinin halkı ile doğru düzgün istişare yapılacak mıdır? Türkiye, birtakım sorunlarla uğraşmak durumunda. Türkiye’nin başında bir işsizlik ve yoksulluk problemi var; ve bu sorunlar, ne siyasete ne de günlük magazinsel söylevlere malzeme edilemeyecek kadar önem arz etmektedir.
Ülkemizde kutuplaşma ve bir araya gelememe sorunu vardır. Saflaşma o hâle gelmiştir ki... İnsanlar, birbirlerini dinlemekten ve empati kurmaktan gittikçe uzaklaşmakta. Saymakla bitirilemeyecek sorunlar silsilesi... İçeride hâlen ihtilaflığını koruyan birçok uygulama ve idari işlemler, ülkemizdeki taraflılığı ve buna mukabil ötekileştirilmeyi arttırmakta. 4+4+4 eğitim sisteminin tam anlamıyla çalışamaması ve bu sistemden istenilen randımanın alınamaması... Hayat tarzlarına müdahale intibasını uyandıracak uygulama ve politikaların, toplumuzdaki hoşnutsuzlukları attırması... İleri demokrasi, ileri demokrasi diye diye demokratik siyasal alanların daraltılması veya kısıtlanması...
Medya ve haber alma özgürlüğünün, gitgide sorunlu bir alan teşkil etmesi... Birçok hususta ülkemizde “Gerilim” hâli mevcut...
Hoşgörü ve tahammül hak getire... Kamu gücü ve çoğunluktan hareketle ülkede “Taraf” olmadığınız vakit, “Bertaraf” ediliyorsunuz! Öte yandan da mahalli seçimler gerçeği var...
Mahalli seçimleri, genel siyaset havasına boğmak ne kadar doğru?
Benim yaşayacağım bir yerde, beni yönetecek kişinin merkezi yönetimde olduğu gibi “atamayla” belirlenmesi, ne kadar ussal?
Kent yönetimi ve sosyolojisi, her şeyden önce genel yönetimden ayrılmalıdır. Kentlerin sorunu ve kalkınması, o yaşam merkezinin ahalisi ve idarecileri tarafından ele alınmalı ve çözüme yaklaşılmalıdır...