- Kategori
- Haber
Seçimi ölüm-dirim meselesi yapmak!

ntvmsnbc.com
İran biriktirdiği sancıları doğuruyor. Seçim sürecinde adaylar vardı, halk da oy kullandı. Bütün bunlar demokrasi için yeterli olmuyor. Temsili demokrasi, Parti dışından da desteklenebilen örgütlülüğü gerektiriyor. Değişik görüşte siyasal partilerin eşit zeminde yarışmasını öngörüyor. Halkın katılımının yalnız oy verme günüyle sınırlı olmadığı vaaz ediliyor... Demokrasi, ailede, okulda, fabrikada, tarlada bir kültür, bir yaşam biçimi... Doğu'dan ırakta henüz!
İran'a bakınca kendi demokrasimizin değerini bilmek ile ortak tarihi paylaştığımız komşumuzun haline yerinmek arasında kalıyoruz. Bununla birlikte burada ve orada, bir rejimi, onun yazarları, bilim insanları, sanatçıları, öğretmenleri, gerçek bir demokrasi yapabilir. O demokrasi de ancak içsel karşılıklarla kendi teminatı üzerinde kurumsallaşabilir. "Rejim ihraç edilen" çağı geçmekte olan ve duvarları yıkılan dünyada, bu gerçek dimdik ayakta. İran'da demokrasiyi yükseltmek, on yıllarca acı çeken ve ama yüzyılların uygralığına sahip olan İranlıların işidir.
Ne ki, demokrasinin eleştirisi onun her gün yaşatılması ve tazelenmesi gereken hedeflerinden daha kolay... İskandinavya, Anglo-Sakson ve Kıt'a Avrupası ile Atlantik ötesinin demokrasileri arasındaki nüans farklılıkları, eski Doğu Bloku ülkelerinden başlayan uygulama sorunlarına teğet geçip, daha da Doğu'ya ilerlendiğinde keskinleşen ayrışmalara konu oluyor. "Herkesin demokrasisi kendisine" diyebileceğimiz olanakları tüketerek iletişim kurduğumuz dünyamızda insanlığın ortak idealleri en azından biçimsel snamaya da tabi oluyor.
İran ya da başka yerden bakılınca çevre yıkımına aldırış etmeyen, silahlanma yarışını bütçe dışına çıkaramayan, fok balıklarını avlayan zengin dünyanın demokrasileri hakkında da yığınla eleştiri konusu olduğu görülüyor. Eleştirinin simetriğinde İran'da muhaliflerin tutuklanması, şu güncel iddiada olduğu gibi "tecavüzün" seçimlere konu olması, başka yerlerde mesela Hindistan veya Pakistan'da seçimlere kan bulaşması ve Afganistan gibi vahalarda seçim yapıldığının bile söylenememesi küresel yıkımın resmidir.
Dünyamız ne yapıp edip, ekonomik alt yapısıyla da desteklenen açık toplum, demokrasi kültürü, katılımcılık ve hakça ve adil seçimler konusunda ortak kaygı sergilemelidir. Tarihin arka planında, geometri, tıp, güzel sanatlar, kütüphaneler de kurmuş kültürlerin mirasçısı olan halkların, demokratik değerlere ekonomik gelişmeden daha hızlı adım atmalarını sağlayacak olan eğitim, sağlık, sosyal güvenlik hizmetlerinin erişilebilirliğinin artırılmasıdır. Tabii o "gelişmiş ülkeler" için de, sermaye birikimi ve doğal kaynakların bölüşümüne dayalı muazzam çekişmenin kendi halkları için gelecek vaat etmediği de anlaşılmalıdır.