- Kategori
- Eğitim
Seçimlerde eğitimin adı yok

Hayatta bazı şeyleri eski bir tabirle zülfüyâra dokunsa da söylemek lazım. Yine bir şarkıyı şöyle değiştirerek söylersek mevzuu anlaşılır sanırım, söylemi yelimde taşa mı dönelim, sonra yürekliyim diye gezelim. Eski bir deyimle, doğruyu ahiretimi söyleyeceğiz? Sorunlar halının altına süpürülmemeli, ya da geçici, günü kurtarma yoluna gidilmemelidir, hele mesele eğitimse hiç gidilmemelidir, Çünkü konu bir ülkenin geleceğidir.
Ülkemiz bir seçime gidiyor partiler seçimlerle ilgili birçok vadelerde bulunuyorlar, halka seçim beyannameleri sunuyorlar, televizyonlarda seçim ile ilgili birçok programlara çıkıyorlar, ülkenin birçok sorunlarına değiniyorlar, konuşmalarda eğitim yok. Yani insana yatırım öncelikli sorun değil, Oysa ülkemizin en büyük sorunu ve diğer sorunların altında yatan ana nedeninin eğitim olduğu gerçeği göz ardı ediliyor. En basit ifadeyle balık vermeyi vaat ediyorlar balık tutmayı öğretmeyi değil, acaba siyasetçilerin eğitimsiz insanları yönetmek işine daha kolay mı geliyor diye düşünmeden kendimi alamıyorum.
Şöyle bir anı geldi aklıma, rahmetli tiyatro sanatçısı İsmail Dümbüllü nün kapısını bir orta oyuncusu çalar, der ki üstat Neşriyatı okudun mu deyince Dümbüllü, hayır ne yazıyor der, oyuncu tiyatronun da okulu açılacakmış deyince, korkma der önemli olan seyircinin okulu açılmasın, o zaman işimiz zor demek ister. Bizim siyasetçilerde bu anlayış içinde midirler diye düşünüyorum, eğitime seçim beyannamelerinde önem vermediklerini görünce. Ülkemizde yaşanan büyük sorunların temelinde eğitimsizliğin yattığını görülmektedir, oysa eğitim sorunu hallolduğunda bu olumsuzluklar kendiliğinden ortadan kalkacaktır. İşin aslı ülkemizin bir eğitim politikası partiler üstü bir anlayışla ele alınması gerekirken, tam tersi politikacıların elini en çok soktuğu alan olmaktan kurtarılamamıştır. Hükümetten hükümete değil aynı hükümet içinde bakandan bakana değişen eğitim anlayışı olmuş, bunun olumsuz yansımaları eğitimde sorunları daha da içinden çıkılmaz hale getirmiştir. İslami referanslı bir derneğin dergisinde okuduğum şu alıntı beni etkiledi; ''Geçmiş dönemlerdeki eğitim uygulamalarına, insanlara tek tip zorunlu eğitim dayatıldığını söyleyenler, uygulanmakta olan sisteminde, tek tip, tartışmayan, boyun eğen insanlar yetiştirdiğini itiraf etmek yürekliliğini de göstermek durumundadırlar. Son yıllardaki uygulamalar dayatma değil de nedir? Hak ve özgürlükleri, sadece kendiniz için istediğiniz takdirde, inandırıcılığınızı da kaybedersiniz' 'Bu ifade bizim eğitime dair geçmiş ve bu günkü bakışımızı anlatıyor.
Bir ülkenin eğitim politikası milli olmalıdır, bu politika, toplumun manevi ve milli kültürünü yansıtmalı ve yaşatmalıdır. Yaşadığı çağa ayak uydurarak insanların taleplerine cevap verebilir olmalı, siyasetin ve toplumun önceliği olmalıdır. Çünkü en öncelikli yatırım insana olmalıdır ki, diğer yatırımlar korunabilsin, geliştirile bilsin, sürdürülebilsin.
Ayhan ŞİMŞEK/Eğitim yöneticisi.