- Kategori
- Güncel
Şehit'in düğünü

Şehit babasının ardından gözyaşı döken çocuğu...
İç ve dış destekçilerinden yüz bulan bölücü teröristlerin azması sonucu maalesef şehit haberleri de gelmeye başladı.
Şahadetlik mertebesinin ne kadar kutsal bir kavram olduğunu ve insanımızın buna verdiği değeri gösteren bir olayı, askeri tabip arkadaşımın anlattığı bu anısını aktarmak istiyorum.
* * *
Sabah mesaisi henüz başlamıştı. Muayene için gerekli hazırlıkları yapıyordum.
Bahçeden gelen seslerden bando takımının tören hazırlığı yaptığını anlamıştım. Şehrimize gelen şehit cenazeleri hastane morgundan alınıp tören yapılarak şehitliğe götürülürdü.
Tüm hazırlıklar tamamlanmış bando cenaze marşının hüzünlü melodisini çalmaya başlamıştı.
Bu requemin insan çığlıklarını andıran bölümüne uzaktan gelen bir davul zurna sesi karışıyordu. Camdan baktığımda önde davulcu ve zurnacı, arkasında ellerinde Türk bayrakları ile bir kalabalık hastaneye doğru geliyordu.
Davul-zurna kâh cenk kâh düğün havaları çalarak geldi ve hastanedeki törene dahil oldu.
Sonrasında şehidimizin naaşı alınarak tören yerine doğru gidilirken bu davullu zurnalı kalabalık da arkadan korteje katıldı.
Aylar sonra, yine bir sabah, muayene için yaşlıca bir çift geldi içeri. İşlemler için gerekli belgelerini aldığımda “şehit ailesi” olduklarını gördüm.
Evlatları canını vatan uğruna feda etmiş bu güzel insanlara teselli olması umuduyla bir şeyler söylemeye başlayınca kadının gözlerinde birkaç damla yaş belirdi.
Şehit babası hemen eşine müdahale etti: “Ağlama hanım! Bu bizim için üzücü bir şey değil, gurur verici!”
Sonra bana dönerek, yörenin kendine has şivesiyle: “Ben, yiğidim şehit olduğunda bu bizim için cenaze değil düğün günüdür, ağlamak değil gururlanmamız gerekir dedim. Bu bizim en şerefli en mutlu günümüz olmalı diyerek davul-zurna çaldırdım, yas değil bayram günü, düğün günü yaptım.” dedi.
Gördüğüm o davullu zurnalı cenaze töreni gözlerimin önünden yaş oldu aktı geçti.