- Kategori
- İstanbul
Şehr-i kadın

Şehirler insan ruhlarına sızar, farkında olmayız bizler. Edasını alır tavırlarımız, daha deli, daha kapanık, daha sade, daha çorak, daha alim ve daha yalnız belki biraz da kalabalık. Yanı başında olmama rağmen sadece üç kez gelebildim. Tek başıma keşfetme cesareti gösterebildim, arkadaşlarımın etrafa yabani gözlerle bakma uyarılarını dikkate alarak. Farkettim ki bu mümkün değil bu şehirde yaşasaydım bile sanırım hep yabani gözlerle bakardım.
Dünya' ya başkentlik yapmış bir şehir, sultanlar doğurmuş sonra geri almış koynuna hiç acımadan, krallar indirmiş tahtından. Bir yanı karanlık, boğazı şehvetli ve cazibeli. Alimliği aldığı peygamber övgüsünden, mütevaziliği de güzelliğinin farkında olmasından. Zamana ve bin bir çeşit insana yol açmış bağrında, gelip geçişlerini izliyor heybetli binalarıyla. Faniliklerine gülüyor sessizce, sahip o, kalıcı olan o, müsade eden ve kendini sunan o. Sundukları onun lütfuyla, aldıklarımız bizim idrakimizle sınırlı. Alimliği de cazip, hazzı da. Geri dönüşte yine ortalık sakin, telaşsız ve aheste idi. İçimde ise yeni bir duygu, o kendini bilen, bilge, hırslı ve gururlu kadını, İstanbul 'u kıskanıyordum.