- Kategori
- Küresel Isınma
Sel baskınlarında suçlu kim?

İstanbul'u sel götürüyor; Güneydoğu'yu da.. Halk çaresiz!..
İyi ki şu aralar birileri çıkıp; bana mı danıştınız dere yataklarına ev yaparken diye sormuyor! Celallenmiyor!
Seyreyleyin o zaman gümbürtüyü siz!
İstanbul'un Beykoz semtinde yaşayanlar, Diyarbakır'ı da buna katın, bütün Güneydoğu'yu alın, bu durumda devleti suçlarlar; devlet nerede, eşyalar su içinde kaldı, ne yiyeceğiz biz diyerek! Bu durumda taşlanacak keçi arar vatandaş! Bulduğu da budur! Toplumsal kültürümüzün dinamiklerinde negatif bir unsurdur bu. Başımıza illa bir felaket geldiğinde bir sorunu tartışır olduk! Hem de bu uzun yıllardır bu böyle.. Şimdi değil yani!
Küresel ısınmanın getirdiği sorunlarla nasıl başedeceğiz şeklindeki bir soruya yanıt aramanın hiç çabasına giremedik! Hem devleti yönetenler girmedi; hem de medya bu konuları önceleyecek ve sorgulayacak zamanlamayı yaratamadı! Özellikle göçlerin yarattığı sorunlarla birlikte olmak ne demekti? Yönetimleri irdeleyen medyanın rolüde zamanla değişti mi, diye de bir soruya takılıp geçemiyorum:
Tarım toplumundan sanayi toplumuna geçiş sürecini kitlelere kim anlatacak veya nasıl aracılık yapılacak?
Burada köylü mü suçlanacak yoksa siyasal yönetimlerin çağdaş olamayan çizgileri mi gün ışığına çıkarılacak?
Belki hepsi!!
Ancak; bir şehir plancılığının nasıl oluşturulacağı, bu göçleri bu planın içine nasıl yerleştirmemiz gerektiği konusunda bir çabamız olması gerek.. Bu planın etrafında; mimarımızı, jeoloji mühendisimizi, ziraat mühendisimizi, burada ismini sayamadığım uzman nitelikli insanımızı buluşturamadık! Projelerini heyecanla konuşamadık! Toplumun bireyleri olarak biz de talep edemedik, örgütsüzdük, kenetlenemedik..
Hadi; ben de bugün taşlanacak bir keçi bulayım bari! Eğitimin o tek boyutlu 'ben bilirim' ilkesizliğini anlımıza yapıştıran test sistemi. Evet; test sistemimiz suçlu!.. Ben de bunun içindeyim! yanlış anlaşılmasın! Bu test sistemimiz nasıl bir insan profili üretti sizlerde tahmin edebilirsiniz! Tek tek saymanın gereği var mı bugünde bilemiyorum.
Yalnız şunu söylemek isterim; Taktir-i İlahi yöneticilerimizi, bizleri, o yörede yaşayan insanları bir testden geçirdiği muhakkak!
Hep onu anlamadan; acımasızca hep istediğimiz ama ona bir şey vermediğimiz doğa bizi cezalandıracaktır şüphesiz.. Cezalandırıyor da.. Yapacak benim açımdan bir şey yok!
Kendim ettim; kendim buldum dünyası işte.. Birşey yapamayınca; çaresizliğimizle başbaşa kalınca havale ediyoruz ve sığınıyoruz; bu acıların paylaşımında bizlere yardımcı ol Ya Rab!!