​ Selvi boylum, al yazmalım - Sevgi mi, sadakat mı? / Sinema / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Şubat '09

 
Kategori
Sinema
 

Selvi boylum, al yazmalım - Sevgi mi, sadakat mı?

Selvi boylum, al yazmalım - Sevgi mi, sadakat mı?
 

Devasa sinema salonlarının, alışveriş merkezlerine dönüşmeden önceki yıllarda, sinemada fim seyretmek, İstanbul’da halkın damardan girdiği bir kültür alışkanlığı, önemli bir sosyal olaydı.

Vizyondaki filmin reklamı aylar öncesinden başlamazdı haliyle. Sinemaya gitmeye karar verdi mi, alırdın gazeteye eline, hangi sinemada ne oynuyor, kaç matinesi var ona bakmak gerekirdi. Tabi gittiğinde bilet bulabilirsen. Yoksa ya alternatif filme, ya köşebaşına sinmiş karaborsacıya. Parayı bol buldu mu, o filmden çıkıp, başka filme gidenler oldurdu.

Vizyondaki bir filmi görmemiş olmak önemli bir prestij kaybıydı!.

Bir de yazlık sinema olayı vardı. Yıldızların altında, serin serin, çekirdek çıtlatarak seyredilen, bütün sezon oynamaktan iyice bozulmuş film, ikide birde koptuğundan, zavallı makinisti ıslıklarla sadistçe protesto etmeninin keyfini yaşatan, konu komşu, çoluk çocuk, mahallece gidilen semt sinamaları. Kışın atlanan bir film olursa, ‘’nasılsa yazlıkta görürüz’’ diye bir de garantimiz olurdu.

Hem dalga geçerdik, hem vazgeçemezdik Türk filmlerinden.

Şimdi bakıyorum gençler, bizim o dalga geçtiğimiz filmlerden hoşlanıyorlar. Türkan Şoray’ı, Hülya Koçyiğit’i ve bilhassa klasik romanlardan çevrilmiş olanları ilgiyle izliyorlar televizyonda rastladıkça.

Oynadığı zamanlar ‘’Türk filmi ya boşver’’ diye gençlikte atladığımız bir fim var.

Bu filmi, sonradan artık kaç defa seyretmiş olursam olayım, ne zaman rastlasam yine izlemekten alamıyorum kendimi. Üçlü tiplemenin en güzel ve unutulmaz örneğini veren bu fim, gerçekten gerek konusu ve gerek oyuncuları Türkan Şoray ve Kadir İnanır’ın meslek hayatlarını doruklarında, rollerinin hakkını çok başarılı bir şekilde yerine getirmeleriyle, gerekse içerdiği duygusal mesajlarla, bugüne kadar Türk sinemasındaki en güzel Türk filmidir.

SELVİ BOYLUM AL YAZMALIM

Konusu Kırgız’lı bir yazarın öyküsünden alınmış ve ancak ‘’çevrildikten sonra, izin verirsem oynar’’ şartıyla çevrilmiştir. Belki de bu kadar başarılı olmasının sebebi de budur.

O filmin finalınde, sadakatın, sevgiye tercih edilişinin zor kararını sanki biz veriyormuşuz gibi zorlanıyoruz. Aklımızda kalan o sahne ve o sözler hiç silinmiyor:

SEVGİ NEYDİ?

Sevgi iyilikti, dostluktu, sevgi emekti. Elveda Asya’m. Elveda seviboylum, ağlayan nar’ım, bitmemiş türküm. Elveda

Sadakatın, sevgiye tercihi ancak bu kadar içten, ancak bu kadar duygusal anlatılabilirdi.

Ne güzeldi.

Şimdi sinema denilen o küçücük salonlarda film seçip seyretmek bile sizin elinizde ama ne kestane kebap kokularındaki bilet kuyruğunda bilet alabilmenin heyecanı , ne yazlık sinemalarda, yıldızlar altında film seyretmenin zevki, ne o aşk filmlerinin masumiyeti ne de bizim dönemin en güzel kültürel mirası SELVİ BOYLUM, ALYAZMALIM'lar var.

 
Toplam blog
: 465
: 918
Kayıt tarihi
: 15.01.09
 
 

İstanbul doğumluyum.. İstanbul'un  tramvaylı döneminden bu şehirde yaşıyorum. Gençlik yıllarında ..