​ Sen, ben, şiddet / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Kasım '13

 
Kategori
Güncel
 

Sen, ben, şiddet

Sen, ben, şiddet
 

"...Defol git! Dinlemem artık senin yalanlarını! İstemem senin gibi adam!" (Şırrraakk!)
Sultan'dan tokadı yiyen Kemal'in elinde bir paket vardır. Bıkkınlığı yüzünden anlaşılmaktadır.
"Eeeeehh yetti be! Yeter! Seviyorum seni ulan! Seviyorum!" (Şırrraakk!)
 
Yediği tokatın etkisiyle kendi etrafın tam tur dönerken "Yalaaan!" diyen Sultan tekrar Kemal'in karşısına dikilir. İkinci kez tekrarlar.
 
"Yalaaan!"
 
"Seviyorum! Hem de ölesiye! Deli gibi seviyorum!" (Şırrraakk!)
 
Son tokatı atarken Kemal'in elindeki paket havada açılır, müzik girer, paketin içinden çıkıp havada süzülen gelinliğe bakan Sultan şaşkındır.
 
Defalarca seyrettiği bu filmi seyretmek istemiyordu. Kanalı değiştirdi...
 
"...kocası tarafından sokak ortasında ölesiye dövülen kadının yardımına hiç kimse gelmedi. Peşinden koşarak yakaladığı eşini şehrin ana caddesinde yakalayan öfkeli adam herkesin gözü önünde dakikalarca dövdü. Yerde sürüklenen kadın polis ekipleri gelene kadar..."
 
Bu acı dolu habere daha fazla dayanamadı. Sonraki kanala geçti...
 
"...alkollü eve gelen adam 22 yaşındaki eşini 30 yerinden bıçaklayarak öldürdü. Çiftin 4 aylık bir bebeği vardı. 22 yaşındaki genç kadının cinayetten 3 saat önce bebeğiyle birlikte çekip Twitter sayfasına koyduğu son fotoğrafı yürekleri burktu..."
 
İçinde bir acı kabarmıştı. Haber saatiydi. Birçok kanal haberleri yayınlıyordu. Kanalı değiştirdi...
 
"...kocası tarafından dövüldükten sonra 45 gün hastanede kalan H.Ş.'nin ölüm haberini alan kadınlar hastane önünde eylem yaptı..."
 
Eylem yapan kadınların haberini detaylı dinledikten sonra değiştirdiği kanalların çoğunda daha önceki kanallarda gördüğü kadına şiddet haberlerinin tekrarlarını gördü.
 
Sadece kendi memleketinden değil dünyanın her yerinden yapılmış benzer haberlerle defalarca karşılaşmıştı. Her seferinde içinde duyduğu acıyı yine hissediyordu...
 
Televizyon kumandasının kapatma tuşuna basarken zihninde oluşan fotoğraflar onu rahatsız etmeye başlamıştı. Aklının görüntülü penceresinde 3 ay önce Zeynep'le yaptığı sohbet belirdi. Çok eskiydi dostlukları. Zeynep evliydi. Çalışmıyordu. Daha önce birçok kez yaptıkları gibi dertleştikleri o günkü sohbette kocasının ona nasıl tecavüz ettiğini anlattığı çekingen cümlelerinin sonununu "...sonra bana "yat ulan!" dedi" diyerek bitirmişti. Gözünden damlayan yaşları dün gibi hatırlıyordu. "Neden Zeynep? Neden katlanıyorsun buna?" diye çıkıştığında gözündeki yaşı peçeteyle silen Zeynep "Birşey yapamam. Kime ne anlatabilirim? Nasıl anlatabilirim?" demişti...
 
Pınar'ın durumu farlı mıydı ki? İşe gelmediği 2 haftanın sonunda bile gözünün altındaki çökmüş kanın izleri hâlâ üzerindeki makyajın altından görülebiliyordu. Bunun için boşanmamış mıydı Pınar? Keskin, net, kararlı davranmıştı.
 
Televizyonun boş ekranına bakarken düşünceden düşünceye koşuyordu zihni. Aklına Neriman teyzesi geldi. Eniştesi çok sert bir adamdı. Teyzesi ondan izin almadan, kendi kendine karar verip hiçbir yere gidemezdi. Eniştesinin "Kadının sokakta ne işi var?" dediğine birçok kez şahit olmuştu. Yıllardır teyzesiyle annesi kaç kere görüşebilmişlerdi ki?
 
Üniversiteden yakın arkadaşı olan Müge iş hayatına başladığı ilk yıllarda evin ekonomisini daha iyi yöneteceğini düşündüğü için maaş kartını kocasına vermişti. Evdeki bütün parasal konularla kocası ilgileniyordu. Evliliklerinin sonuna doğru ilişkileri bozulmaya başladığında sevgi ve güven adına kontrolü ne kadar kaybettiğini fark etmişti. Kartlarını geri istemiş ama kocası çeşitli bahanelerle onu her seferinde atlatmıştı. Kartlarını geri almıştı ama boşanma süreci sancılı olmuştu.
 
Daha 20'li yaşlarının başında, arkadaşlarıyla buluşup eğlendiği, hoş sohbetleri biraz uzadığı için hava karardıktan sonra eve döndüğü o gece geldi aklına. Babası burnundan soluyordu. Evin salonundaydı. Annesi sessizce salonun bir kenarında oturuyordu. Salona girer girmez babası yerinden kalkmış ateş çıkan gözlerini üzerine dikip bağırmaya başlamıştı. "Ulan sen başıma o.ospu mu olacaksın! Hava kararmadan bu eve girilecek! Bu sana son uyarım! Ya bu eve zamanında gelirsin ya da bacaklarını kırarım!" Bugün hâlâ o korkuyu içinde hissediyordu. Gözünün önünden gitmeyen o sahne hayatı boyunca onu izleyen bir gölge gibi peşinden gelmişti.
 
Televizyonun boş ekranı karşısında dalmış bir şekilde buldu kendini. Canı sıkılmıştı. Biraz hava almak istiyordu. Balkona çıktı. Temiz havayı ciğerlerine doldurdu. Gecenin zifiri karanlığına sakince baktı. Karanlığın içinde bir güçlü ışık gördü önce. Yuvarlak beyaz bir ışık. Işık parlayıp karanlığın içinde merkezden iki tarafa yayılan bir çizgiye dönüştü. Işık çizginin iki uç kenarından yukarıya ve aşağıya büyüyerek bir televizyon ekranı açıldı siyah gökyüzünde. Işıktan oluşan televizyonun ekranı boştu. Göz kapaklarını sakince kapatıp açtı. Gökyüzündeki televizyonun kanalı değişti. Açılan kanalda kadın eğitimlerinin ne kadar arttığına dair bir haber vardı. Göz kapaklarını tekrar kapatıp açtı. Bu sefer açılan kanalda birey ve kadın hakları konusunda yapılan bilinçlendirme çalışmaları anlatılıyordu. Bir kez daha kapatıp açtı gözlerini. Kadın istihdamının artışını anlatan haber keyfini biraz geri getirdi. Bu sefer daha iyi bir şey görebilmek için kapatıp açtı gözlerini. Kadınların örgütlenmelerinin önünü açan politikaların yararı hakkındaki programın uzun süreceği belliydi. Son kez kapatıp tekrar açtı göz kapaklarını. Ekranın altında "Kadına Yönelik Şiddet Yasası yeniden düzenleniyor" yazıyordu...
 
Toplam blog
: 34
: 704
Kayıt tarihi
: 17.02.09
 
 

İstanbul'da yaşıyorum. Yakın siyasi tarihimizle ve genel politik konularla ilgilenmeyi severim. F..