- Kategori
- Edebiyat
Sen benim hiç bir şeyimsin

Sen Benim Hiç Bir Şeyimsin / Attila İlhan
Sen benim hiçbir şeyimsin
Yazdıklarımdan çok daha az
Hiç kimse misin bilmem ki nesin
Lüzumundan fazla beyaz
Sen benim hiçbir şeyimsin
Varlığın yokluğun anlaşılmaz
Diye başlar ilk mısraları…
Şiirin ilginç bir öyküsü varmış. Şairimiz Atilla İlhan’ı o yıllarda İzmir de yaşarken bazı genç kızlar telefonla ararmış. Bu kızlardan bazısı adını verirmiş, bazısı da kimliğini gizler içinden geldiği gibi özgürce konuşurmuş.
Bu kızlardan bazıları ile Kültür park ya da Karşıyaka da denize karşı oturur konuşur sohbet ederlermiş.
Kimisi ise “meçhul” kalmayı tercih edip sadece telefonla konuşurmuş.
Bu güzel şiir de böyle hoş gizemli telefonların birbiri ardına edilmeleri sonucun da yazılmış.
Atilla İlhan o günlerle ilgili şunları paylaşmış kendini sevenlerle;
Kim olduğunu hala bilmediğim o genç kız, en çok da geceleri beni arar, sıcak, biraz kırık sesiyle dakikalarca konuşurdu.
Ben de konuşurdum elbet. Allah bilir ona neler anlatırdım. Derken, dönüp dolaşıp onun benim neyim olduğu sorusuna takıldık.
Sıcak bir yaz akşamı gibi hatırlıyorum, “sen dedim benim hiçbir şeyimsin”.
Sonra bu yeni şiirin ilk mısrası oldu. Bitirip ona okuduğumda adamakıllı içlendiğini hatırlıyorum, kimdi dersiniz?
Galiba eski liman üzerindesin
Nasıl karanlığıma bir yıldız olmak
Dudaklarınla cama çizdiğin
En fazla sonbahar otellerinde
Üniversiteli bir kız uykusu bulmak
Yalnızlığı öldüresiye çirkin
Sabaha karşı öldüresiye korkak
Kulağı çabucak telefon zillerinde
Sen benim hiçbir şeyimsin
Hiçbir sevişmek yaşamışlığım
Henüz boş bir roman sahifesinde
Hiç kimse misin bilmem ki nesin
Ne çok çığlıkların silemediği
Zaten yok bir tren penceresinde
Sen benim hiçbir şeyimsin
Yabancı bir şarkı gibi yarım
Yağmurlu bir ağaç gibi ıslak
Hiç kimse misin bilmem ki nesin
Uykumun arasında çağırdığım
Çocukluk sesinle ağlayarak
Sen benim hiçbir şeyimsin...
Hiçbir şeyi olmayıp ona benim diye hitap etmesi ne yaman çelişkidir öyle.
Görmeden dokunmadan, sadece sesinde hayat bulan bir yakınlık, pek çoğumuz böylesini yaşamışızdır, ama Atilla İlhan usta kadar böylesine anlam katmak ne mümkün.
Şiir okudukça anlam kazandı bende. Okudukça tatlandı. Yabancı bir şarkıcı ile yapılan bir söyleşide bir şarkının sevilip sevilmediği ya da saman alevi gibi parlayıp söneceğinin nereden anlaşılacağını soruyordu muhabir.
Kadife sesli zenci şarkıcı “şarkı dinlendikçe seviliyorsa o şarkı gerçekten tutacak bir şarkıdır “demişti. Bu söz hep aklımda kaldı. Bugün Tarkan’ın kasedi çıktı. İlk şarkıları dinlediğimde şöyle bir kımıldandım….Hımmm evet bu şarkılar tutacak, demedi demeyin…Sevgi ile kalın efendim…