Sen nasıl hesap vereceksin hakim bey?!! / Ben Bildiriyorum / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

perihan reyhan ALKAN

http://blog.milliyet.com.tr/pra

16 Mart '10

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
 

Sen nasıl hesap vereceksin hakim bey?!!

Sen nasıl hesap vereceksin hakim bey?!!
 

Kız genç henüz, güzel de, lakin bir üzüntüsü var, bacakları rahatsız, koltuk değnekleriyle yürüyebilmekte. Doktorlar düzelebilir diyorlar, lakin çok para gerekli. Babasını küçük yaşta, sonrasında da ağabeyini kaybetmiş, annesi ise ağır durumda kalp hastası. Çalışmak zorunda, çalışıyor da, annesine de bakmak zorunda, bakıyor da. Bir yandan da para biriktiriyor ameliyatı için, damlaya damlaya göl olur misali.

Üzülüyor, çok üzülüyor, hele de yaşıtlarını sevgilileriyle el ele gördükçe… Kimi ameliyat sonrasına erteliyor düşlerini, kimi de, kim bilir ne zaman, bu halimle de kimse beğenmez ki beni diye çok üzülüyor, hayalleri darmadağın oluyor, umunmaları, mutlanmaları soluyor dudaklarında.

Genç bir adamla tanışıyor bir gün, “Sevdim diyor adam, hem de çok sevdim seni, yüreğini sevdim, farkında bile değilim bacaklarının.” Uçuyor havalara genç kız, çok mutlanıyor, yaşama sevinci doğuyor yüreğine, gözyaşları duruyor. Alıp anne babasına götürüp tanıştırıyor, onlar da bağırlarına basıyorlar daha ilk günden, gelinimizsin artık bizim diye.

İnandı ya kız erkeğin dürüstlüğüne, samimiyetine, hele de yaşlı başlı insanlar, gelinimizsin dedikten sonra…

Evlenince seni ben tedavi ettiririm, o paraya hiç ihtiyacın yok diyor, ardından da benim bazı sıkıntılarım var, onları halletmeden evlenemem, ver o parayı ben işlerimi halledeyim, ardından da evlenelim diyor. İnanıyor kız, bundan tam 15 yıl önce, o günkü parayla 7 milyarını banka havalesiyle gönderiyor.

Ardından ara ki bulasın adamı. Kız kahroluyor, ulaşamıyor bir türlü, araştırmaları sonucu da öğreniyor ki evli, iki de çocuğu var, orduda davası devam ediyor dolandırıcılıktan, sahtecilikten, rüşvet ve görevi kötüye kullanmaktan ve de kendisi ilk kurban da değil.

Savcılığa başvuruyor, elinde banka dekontu, şahitler ve para istediğine, ödeyeceğine, sonrasında, şimdilik ödeyemediğine ve daha sonrasında ödemeyeceğine, ısrar ederse de hem annesinin, hem kendinin hayatından endişe etmesi gerektiğine dair mesajlar var kanıt olarak.

Kız ne mahkemeye çağırılıyor, ne şahitler dinleniyor, ne de mesaj kayıtları dikkate alınıyor! Sebepse, banka kanalıyla gönderilen para borç ödemesi kabul edilirmiş hukukta. Dolandırıcılığı ilke edinip hukukun açıklarını iyi bilip kullanan bu adam, borç vermiştim onun geri ödemesiydi deyip sıyrılıyor, hâkim de acaba mı diye hiç akıl etmeksizin, hiç araştırmaksızın, adamı haklı görüyor ve de mahkeme masraflarını da kıza yüklüyor.

Kız itiraz ediyor bir üst mahkemeye, bu defa da adam: Benimle birlikte olmak istedi, kabul etmedim, o nedenle iftira atıyor diyor ve de o adalet adamı hâkim bey, inanıp yine adamı aklıyor.

Kız yasal takipte olduğu için görevden uzak olduğu birliğe gidiyor, genel komutanlığa ardından, biz buradaki suçu yargılamaktayız, sivildeki bizi ilgilendirmez deniliyor. Sivile ise, askeriyedeki suçlarını da bildiriyor, en azından fikir versin nasıl bir adam olduğu konusunda… Bu arada organize suçlardan gözaltına pek çok kez alınmış biriyle ilişkisini de belirtiyor, mafyayla bağlantısını da tespit ediyor, araştırdıkça da pek çok kadın çıkıyor ortaya değişik şekillerde dolandırılmış, ama garibimi dinleyen kim?!

Cep telefonunun bağlı olduğu şebekeye başvuruyor, anlatıyor durumu, mesaj kayıtlarını istiyor, savcılık istemeli deniyor, savcılıksa, nedendir bilinmez, istemiyor inatla, daha doğrusu elinde banka dekontu var ya yeter, gerisini araştırmaya gerek yok doğru mu, yanlış mı, hangisi doğru söylüyor, hangisi yalan.

Hazmedemese de uğradığı haksızlığı, kabullenemese de, her gün, her gece sıklıkla aklına takılıp uykularını da kaçırsa bu durum, suskun, şaşkın şimdi kızcağız, ne yapmalı bilemiyor, danıştığı avukatlar, bir şey çıkartamazsın, boşa para harcama diyor.

Şimdi bu adalet mi?!

Adalet mi dağıtıyorlar?! Mağdurdan yana mı, suçludan yana mı aldıkları karar, hem de hiç araştırmaksızın, okudukları kitapta, banka dekontu borç ödeme kanıtıdır deniyor diye? Hiç mi akıl edemezler, vatandaş bunu nereden bilebilsin diye?!

Ve şimdi, yapmaz, ama yapsa bir gün cinnete kapılıp da bu genç kız, vursa bu adamı bir pislik temizlensin ortalıktan diye, ya da diğerlerinden biri, bunun vebali kimin olacak?! O zaman hemen yapışacak yakasına o hâkim, kendisinin de suçlu olduğunu hiç görmezden gelerek.

Şimdi bu kız, bekaretini yitirmiş, ameliyat olamayacağı ve o parayı bir daha toparlayamayacağı için ki şimdi ekonomik nedenlerle işten de çıkarılmış, kalan ömrünü hem bedensel, hem ruhsal engelli olarak geçirecek!..

 
Toplam blog
: 290
: 553
Kayıt tarihi
: 11.03.08
 
 

İlk ve orta öğrenimimi Gölcük/ Kocaeli, lise ve üniversite öğrenimimi Ankarada gördüm. İlk okuldan..