- Kategori
- Ben Bildiriyorum
Sen neymişsin be Şakir!!!

Milliyet blog hayatımın çok önemli bir kısmını kaplamaya başladı. Her sabah işe gitmeden önce blog raporlarıma bakıp yorum ve mesajları inceliyorum. Gün içindeki programım bitince yine bilgisayarın başına geçip ilk olarak milliyet blogu açıyorum. Tabi bu arada milliyet blogdan önceki ilk göz ağrım, internetle ilk tanışmamı sağlayan www.gamyun.net 'i de unutmuyorum. Gamyun okey ağırlıklı bir oyun sitesi. Sitede de hergün okey oynuyorum :) Orada da dünyanın her bir ülkesinden çok güzel okeyci dostlarım var. Gamyun oyun oynarken herkese açık sohbet alanı olan seviyeli bir site. Hemen hemen herkes birbirini tanıyor ve aynı kişilerle okey oynanıyor. Okeyci dostlarımdan Londra’da yaşayan Tuba oyun esnasında sürekli Şakir diye birinden bahsediyordu. Şakir’e yemek yedirdim, Şakir bugün hasta, Şakir’i parka götürdüm vs hayatı Şakir olan bir arkadaşımız. Ama Şakir kimdi? Herkes yorum yapıyordu “Kesin çocuğu, yok kocası hmm yada sevgilisi” Dün Şakir’in hasta olduğunu söyleyince açılan muhabbette Tuba’nın hayatının odak noktası olan Şakir’in onun kedisi olduğu öğrendik :)
Ama Şakir’in yeri sadece bir kedi denilip geçilecek gibi değildi Tuba için… Bunu da bana gönderdiği maille öğrendim. Maili hiçbir değişiklik yapmadan, bir kedinin insanın hayatında neler değiştirebileceğini onun ağzından öğrenebilmeniz için sizlerle paylaşmak istiyorum…
Yazılarımda hep kaybedilmiş şeylerin yerine konan hayat sevincinden bahsettim. Bunun için hep bir bahane yaratırız benimkisi çocuklarım, yaşamak istediklerimdi. Tuba ise büyük acısını küçücük bir kedi dindirmişti;
………
2006 Haziran ayının son günü doğum günümde eşimin hediyesi olarak geldi Şakir. Hayatımın en kötü zamanını yaşıyordum. Çok ağır bir depresyondaydım. Çünkü heyecanla doğmasını beklediğim kızımı hidrosefali illetine kaptırmıştım. Bir sürü şey hazırladığım kızımı bir kez bile kucağıma alamadan toprağa verdim. Zor günlerdi. Ölmek buysa ben ölmüştüm ama nefes alıyordum. Görüyordum yiyor ve içiyor bazen dışarı çıkıyordum. Ama yasamak bu muydu? Sanmıyorum. Nasıl günlerdi çokta hatırlamıyorum... O döneme ait bilgiler çok yarım. İste böyle bir günde geldi kucağıma. Çok küçüktü ve birçok insana garip gelsede onun annesi yoktu benimde bebeğim. Böylece birbirimizi sahiplendik. Zaten içgüdüsel olarak anneliğe hazırlamıştım kendimi. Herşey kolay oldu. o kadar küçük ve tatlıydı ki Şakir geldikten sonra ki hayatim tekrar anlam kazanmaya başladı. Tüm sevgim ona gitti. Ama o bunu hiç boşa çıkarmadı. Her sabah gelip yanağımı yalar mesela. Bazen gün içinde kucağıma atlayıp burnunu burnuma dayayıp mirrrrrrrrrrmirrrrrrr diye konuşur... Bu hareketin adını burun burun koyduk. Hadi oğluşum burun burun yapalim dediğimde mutlaka kucağıma gelir ve burnunu burnuma dayayıp iki kere mirildanir. Bu yaşanmadan anlanamayacak bir duygu... Ama o kadar güzel ki. Keşke herkes yasayabilse.
Ben oldum olası hayvanları çok sevdim zaten. Sokakta ne kadar hayvan var eve taşırdım. Hep hayvanlarla içice yaşadım. Bir kez de olsa onlardan zarar görmedim. Bilakis ben sevdikçe onlar beni daha cok sevip sahiplendiler. Aramızda birçok insanın sahip olamayacağı o özel bağlar oluştu. Mesela ben hiç hayvan yüzünden hasta olmadım yada beni hiç tırmalamadılar yada ısırmadılar. Ne güzel degil mi? Şimdi her sabah Şakir ile sabah 5’te beyefendinin beni öpmesi ile uyanıyoruz. Beyefendinin kahvaltısını ve hazırlıyoruz ve bu arada kendini en az yarım saat zorla sevdiriyor. :) Sevmezsem küsüyor. İlginç kedi. Sonra ben tekrar yatağa. Kaldı ki ben uykuma anormal düşkün bir insanım. Ama Şakir için herşeye değer.
-
Bu arada ben Londra'da yasıyorum. İlginç bir ülke. Ama ben Türkiyemi her zaman tercih ederim. Buradaki en güzel şey herkesin bir hayvan beslemesi. Mutlaka ama mutlaka. Sokaklarda asla sahipsiz, terkedilmiş, insanlar tarafından
işkence görmüş hayvanlara rastlayamazsınız. Çünkü hepsi mutlu mesut bir yuvaya sahiptirler ve araba altında kalıp yada insanların eziyetlerinden ölmezler. Yaşları geldiğinde ölürler genelde. Mesela benim oglum sayesinde üye olduğum bir site var. www.miyavlarimiz.com Çok bilgilendirici harika bir site.
Ancak bazen bakamıyorum siteye, çünkü işkence görmüş tedavi olması gereken kedi kopek yardim istekleri var.
Allahtan hala Türkiye’de hayvan sevenler varda yavrucaklar onların ellerindeler. Ama ya hayvan severe denk gelmeyenler??? İste öyle iki kedicik var iki hayvan severin elinde ama yakında mecburen sokağa bırakılacaklar. Çünkü yuva bulunamıyor. hayatları boyunca ilgi istedikleri için özel bakıma ihtiyaçları oldukları için onları kimse almak istemiyor. Bende Londra’dan ulaşamıyorum. İçim aklim yüreğim onlarla. Eğer yüreğiniz kaldırırsa içiniz elverirse, resimlerden ürkmeyecekseniz iki kediciğin hallerini görmek için site adreslerini de veriyorum...