- Kategori
- Anılar
Serçe anılarım-II

netten alıntı
İzmir'de çalışıyorum, beyaz Serçe otomobilimle keyfime diyecek yok. Köye atanan müdürle takıştık, bir yıllığına geçici görevle İlçede başka bir okula görevlendirme istedim. Okul, ilçeye 20 dakika mesafede bir belde okulu. İlk gittiğimde, müdür de öğretmenlerde bir tuhaflar, benden uzak duruyorlar, çekingen tavırları acaip. Anlaşıldı, köydeki müdür bu gözelleri hemen bilgilendirmiş:)) Ben de hiç umursamıyorum, bana ne ya! Dersime girip çıkıyorum, kim nasıl davranırsa davransın. Sonunu biliyorum, bir süre sonra bana alışacaklar, dahası başıma ceza olacaklar. En sonunda da, ağlamalar sızlamalar, bizi bırakma apla:)) nidaları..
Aradan 10 gün kadar geçti, değişen bir şey yok. Öğretmenler odasına gidiyorum, 7 öğretmen, bir muavin Orhan bey var, çok komik yahu. Soru soruyorum, çekingen cevaplar. Aaa! Sıkıldım ama, öğlen yemek molası bir buçuk saat, herkes bir yere gidiyor. Bana ne yapıcan, gel beraber gidelim diyen yok! Ulen veletler, görüşeceğiz sizinle. Orhan bey ve eşi, bir de Zübeyir bey, ben yaştalar. Diğer zıpırlar; Demet, Özlem, Özden yeni yetmelerden üniversite mezunları, öğretmenliğe geçmişler. Bir sabah, andımızı okuttuk. Bunlar öğretmenler odasına gidiyorlar, içimden durun sizi bi hoplatayım ben! dedim:)) Hepsi girdi, arkalarından hırsla ben de girdim odaya. Kapıyı hızla açtım kapatmadan masanın yanına gittim: Bana bakın, benim sınıftaki çöp kovasını hanginiz aldı çabuk söyleyin! diye bi bağırdım, Allah! Yahu çok tatlı insanlardı hepsi de, bir irkildiler: Valla ben almadım hocam! aynı anda, nası bir korku gözlerinde. Eh artık daha fazla tutamadım kendimi, başladım gülmeye: Yahu arkadaşlar, siz kafadan sakat mısınız? Ben öcü müyüm? Nedir bu saçma sapan tavrınız uleen?! Ben gülünce, onlar da başladılar gülmeye. Sonrası, tıpkı yukarıda anlattığım gibi.. Artık günler, düğün gibi geçiyor. Ne gırgır ne eğlence? Sabahları geliyoruz, ikinci teneffüs ben bebelerimi yolluyorum. Sıcacık bazlamalar, salçalar, yeni mahsul yeşil zeytin, köy peyniri tereyağ... Demliyoruz çayı, valla iki ayda hepsi besili koyun gibi oldular. Demet ve Özlemciğim, onları çok sevgiyle anıyorum. Kocaları zengin, son model arabaları var. Ammaaa:)) Benim Serçemdeki keyif onlarda yokmuş, herkese söylüyorlar. Kocaları kızıyormuş, ne bu okul okul! Gidin okulda Nurhan hocayla kalın, hiç gelmeyin bari! diyorlarmış. Demet de: Valla Nurhan hoca kalsa kalırız, ama bizi başından atıyor! demiş. Okul saat 3 te bitiyor, bu gözelleri dolduruyorum benim arabaya, hepimiz İzmir'de oturuyoruz. Bornova'ya kadar beraber gidiyoruz. Ama, bunlardan Bornova'da kurtulmak ne mümkün? Hadi inin diyorum, olmaz sen nereye gidicen? diyorlar. Bunları bana götürü mü verdin sen Rabbım? Yahu size ne nereye gideceğimden? Yok, bunlara mürebbiye göndermiş beni Allah. Kızım işiniz yok mu, evli barklı insanlarsınız? Gidin adamlara iki kap yemek yapın! Yok, amaan dışardan söyleriz bişeyler! Vallaha yitirmezsem buldum ben sizi diyorum, gülüyorlar. Hadi benzinimi alıyorlar, Urla'ya, Foça'ya v.s.
Yollarda ne eğlence, zaten amaçları gezme değil ki, benimle gezmek kahkaha, zaman nasıl geçiyor anlamıyoruz. İyi de, benim diğer dostlarım isyanlarda. Bir gün beş arkadaşım okula geldiler, bunlara bir fırça. Amanııın, ben borsada tavan yapan hisse senedi gibiyim vallaha. Yahu ne geldiniz dedim? Hadi okuldakiler de onlara fırça! Yahu arkadaşlar, hişşşt! bi dakka, bi bana soran yok mu? hani nezaketen, APLA senin fikrin ney? Hanki tarafı tercih ederdin? yok, ben de boşverdim zaten: Anam mı doğurdu, yiyin birbirinizi! Felsefem bu neydiyim? İşin güzel yanı, okula gelen bu beş can dostum da okuldakilerle ahbap olsunlar mı? Valla benim asli görevim KATALİZÖRLÜK!
Bir gün okul bitti, saat 3 çıktım köye gidicem. Ordaki bebelerimi özlüyorum, güzel bebeciklerim benim. Hergün yolumu gözlüyorlar, köy yoluna girer girmez arabayı nasıl hemen görüyorlar hayret edersiniz? Bir ıslık furyası, yolun yarısında sınıfımın neredeyse tamamı toplanıyor. Bi kucaklaşıyoruz, çayırda saatlerce oynuyorum kuzucuklarımla. Güreşiyoruz, yüzüstü yatıyorum sırtıma masajlar, öpmelere doyamıyorum bebeciklerimi. Sonra velilerim geliyor, sohbet muhabbet. Yemin ederim, dünyanın en lüks restorantına, oteline, eğlence yerine götürsünler, hepsi boooş! Bir dakikasını değişmem bebelerimle geçen zamana, SEVGİ! SEVGİ! SEVGİ! başka bir şey yok insanı doyuran.. Neyse, okuldan çıktım, köye gidicem. Anaa! Arabaya baktım, benden önce doluşmuşlar Demet, Özlem, Özden. Üstüne üstlük muavinin eşi: Leman hanım da var. Allahım, akıl dağıtırken bunları niye atladın ki yahu? Benim MERCEDES:)) in kapısı evlere şenlik, küçük bir tokayı tak anında açılsın kapı, adamlar yapıyo yani diyecek bişey yok: Gittim arabanın yanına: Hayırdır kızlar? Nereye böyle? Kızım inin, ben İzmir'e gitmiycem! dedim. Nereye gidicen? Köye! Demet veledi atıldı: Hah! İşte, biz de ne zamandır bir fırsatımız olsa da şu.... köyüne gitsek, çok merak ediyoruz! diyorduk, bakın kısmet bu günmüş, buyurun Nurhan hanıım! Hani yüzsüz olunur da, ben bunlar gibisini görmedim ne diyim? Çare yok inmiyorlar, aldım gittim köye akıllıları.
Sevgili dostlar, inanın köydeki çocuklarımın o halini, velilerimin kucaklamalarını, bebelerimle paylaşımımızı saatlerce izlediler arkadaşlarım. Veda zamanı çok hüzünlü olur, çocuklarımın gözleri dolar. Sarılıp defalarca öperler, ben öperim. Hadii, başladılar mı arkadaşlarım da ağlamaya? Ne diye geldiniz hocam bizim okula? Biz nasıl ayrılacağız? Amaan, daha tatile çok var, şimdiden düşünmeyin böyle şeyleri deyip geçiştirdim. Onları teselli ediyorum, ama benim de içim sızlıyor. Alışmak, dünyanın en zor duygu fırtınası bence. İNSANI SEVMEK, yüreğimizde sınırsız bir sevgi kaynağı var, herkesi sığdıracak kadar çok, sonsuz. İnsanı severseniz, yaşam güzelleşiyor. Renkler can buluyor, aldığınız nefesin tadı bile değişiyor. İnsan AŞKI, işte böyle bir şey. Baktım, gerçekten çok üzülüyorlar. Leman hanım, öyle asil bir öğretmendi ki, onu da sevgi ve özlemle anıyorum. Bakın, bugün gelin bizde kalalım. Arayın kocalarınızı, birgün de gitmeyin. Sabaha kadar otururuz, lutfen! dedi. Öyle çok ısrar etti ki, kızlar kabul ettiler. Aradılar eşlerini, kabul etmişler. Çocuklar gibi sevindiler, nasıl mutlu oldular anlatamam. Önce hep beraber Turgutlu'ya gittik, köfte yemeye. Ordan çıktık, Leman hanımlara geldik. Akşam komşularının kızının kına gecesi varmış, oraya gittik. Oynadık, ne eğlendik! Gece 1 de eve geldik, Orhan bey şaşkın. Ooo, Leman hanım ne bu neşe? diye takılıyor eşine. Yataklar serildi, çayları demledik, değmeyin keyfimize. Tam sohbetin en tatlı yeri, kapı çaldı. Orhan bey gitti açmaya, komşu kadın gelmiş. Kocası dövmüş, o da bunlara kaçmış. Hadii, hep beraber gittik barıştırmaya. Adam bizleri görünce şaşırdı, içeri girdik. Eh artık ben, tatlı dille ne konuşuyorum görmelisiniz. Kadının gözlerinin içi gülüyor, ulen oğlum sen bu karının nesini beğenmiyorsun? İşte hiç kendine bakmıyor v.s Kızlarla kadını aldık içeri odaya, bir makyaj bir giydirdik. Getirdik, adamın gözleri yuvalarından fırladı. Hah! İşte ben böyle istiyom hoca, çok şey mi istiyom? Allahın bezginleriii, bu kadar cehaletle ne bekleyeceksiz ki bu toplumdan? Neyse, bunları saadet içerisinde başbaşa bırakıp geldik eve. O gece saat 5 te uyuduk, Orhan bey halimize acıdı, 11 e kadar uyumuşuz, okulu idare etti sağolsun. Yani benim olduğum yerde sıradan, sakin bir gün geçirmenin mümkünü yoktur. Hayatım boyunca hep böyle oldu inanın..
Okul kapanana kadar, arkadaşlarımla sık sık böyle toplandık. Her günümüz renkli, eğlenceli ve dolu dolu geçti. Tatilde ayırılışımızı anlatmayacağım. Hüzünü boşverelim, her gününüzün dolu dolu, sağlıklı ve şen geçmesi dileğiyle..