- Kategori
- Şiir
Sevda diye diye yandık biz, küllerimizden doğmak için yeniden..

Sevda diye diye,
girdim cehennemin kapısından..
Dev zebaniler başucumda,
alevden yapılmış yataklarda,
girdim uykunun koynuna,
yakmadı cehennemin ateşi,
aşkının yaktığı kadar..
Adını sayıkladım, fısıltıyla,
sırat köprüsünün orta yerinde..
Vazgeçmek zordu,
senden,
aşk'tan,
gözlerinden..
Geriye dönüp, son kez baktığımda dünyaya,
göremedim tanıdık kimseyi ne yazık,
içimde büyümüş,
o büyük hasretlikle,
girdim sonsuzluğun bahçesine,
korkutmadı bahçenin ıssızlığı,
senden geriye kalan,
yalnızlık kadar..
Dolunay vardı o son gecede, gökyüzünde,
tek bir yıldız yoktu göğün göğsünde..
Dişi bir kurt gibi,
uzattım başımı, göğün karanlığına,
ve, kederler uludum kan revan içinde,
öldürmedi hiçbir silah,
gözlerinden fırlayan mermi kadar..
Yollar tükenmiyordu yürümekle,
ve, adım adım geçtim hayatımın üzerinden,
ve, sanki sana vaadedilmişti,
dünyadaki tüm hazineler..
Ben yoksul,
ben öksüz kaldım,
dizlerinin dibinde,
ve, hiçbirşey, bu kadar yabancılaştırmamıştı içimi,
hiç bu kadar,
üşümemişti içim,
o son bakışındaki,
karlı dağlar kadar...