- Kategori
- Gündelik Yaşam
Severim

Kesmeşekeri sevmem. Çaya ne kadar şeker koyacağımı ayarlayamam çünkü. Bir tane koysam yetmeyebilir, ikincisi fazla gelebir. Yarısını kırsam çöp olacak, boşa gitti diye üzüleceğim. Kesmeşeker dikte eder çaya ne kadar şeker konacağını. Günde binlerce şey var dikte edilen. Bir de kesmeşekerle uğraşamam. Sevmem kesmeşekeri. Ben tozşeker severim. Tozşekerin beni özgür bırakmasını severim. Kaşığı şekerliği daldırmayı ve göz kararıyla kaşığı doldurmayı severim. Az da olsa fazla da, benim kendim kararımdır çaya kattığım şekerin oranı. Şekeri çaya döktüğüm anı severim, bardağı ve kaşığı denk getirdiğim anı ve şekeri döktükten sonra karıştırırken, acaba çok mu koydum yoksa az mı diye yaşasığım iki saniyelik heyecanı. Az ise sorun değil. Biraz daha ilave ve aynı heyecan bir kere daha. Çok ise, olsun canım sağolsun. Şifa niyetine...
Eski evleri severim. Merdivenlerinin çok basılan kısımlarında oluşan hafif çukurlara bayılırım. Ben oradan basmam ama merdivene. O kısım çok yorulmuştur artık... Biraz kenarından basarım. Prinç kapı tokmağının çok tutulmaktan parlıklığını kaybetmiş ve matlaşmış olmasını severim. Isı kaybı olsun biraz farketmez, yeter ki çerçeveler ahşap ve mutlaka beyaz olsun. Her odanın rengi canlı olsun fakat oturma odam illa ki... Nasıl tarif edeceğim bunu? ...İlla ki şu çiçekler gibi olsun, http: //www.vangoghgallery.com/painting/sunflower.html. Eski evlerdeki yaşanmışlığı severim. O evde doğan bebekleri ve onların ne umutlarla büyütüldüklerini düşünmeyi severim. O evde ki en acı ve en tatlı anları merak ederim, fırsatım olursa öğrenirim. Eski evleri çok severim.
Şehir mekezinde yürümeyi severim. Sümüklüböceğin ardında bıraktığı parlak iz gibi, ben de görünmez bir iz bıraktığım hissine kapılırım. Attığım her adımda yüklerim erir ve ardımda kalır. Her adımda hafiflerim, hem kalben hem fikren. Esnafın kepenk açmasını, dükkanın önünü hortumla temizlemerini izlemeyi severim. Tanısam da tanımasam da bir göz kontağı ararım. Bir kolay gelsin belki, belki bir selamın aleyküm...Severim esanafın arasından geçmey ve bu sırada kalabalığın içinden güzel bir kızın aniden çıkıp bana yaklaştığı ve üç saniye sonra kalabılığa karışıp gittiği anı.
Fotoğrafçıların dükkanlarının önünden geçerken evlilik fotoğraflarına bakmayı severim. Acaba şimdi de o kadar mutlular mı diye düşünürüm. İnşallah öylelerdir. Fakat kelleşmiş kafasında kalan üç tel saçı sarıya boyamış çocuk var ya, işte o nasıl bir koca olur her geçtiğimde o dükkanın önünden onu merak ederim. Gelinin babası çocuğu ilk gördüğünde neler düşünmüştür, gerçekten çok merak ederim.
Köpeğimin beni karşılamasını severim. Ela gözlerinin delip geçen kuvvetine şahit olmayı ve hiç konuşamadan "seni çok seviyorum" demesini severim. Bana da o bakışları nasıl atacağımı öğretsin isterim.
K.