Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Şubat '08

 
Kategori
İlişkiler
 

SeVgİ HıRsIZı

SeVgİ HıRsIZı
 

Hırsızlık... arsızlık... huysuzluk... ne kadar benziyor birbirine dizim olarak.. arsızlık.. hırsızlık gibi bişey. Sevgi arsızlığı, sevgi hırsızlığı, huysuzluğu benzer birbirine.

Başkalarına ait olan sevgiye sahip olma duygusu ile yanıp tutuşulması.. o bi türlü doyulamayan sevgiye... aşka.. herneyse işte ona sahip olmaya çalışılması düpedüz arsızlıktır işte.

Sahip olunan sevgi ile yetinmeyip, onu bir kişi için çoğaltmayıp.. daha başka, daha başka arayışlarına girmek de arsızlıktır. en ufak bir ilgi eksikliğinde sevgi arayışlarına girer sevgi arsızı..

İnsanlarla arılar ne kadar benzer birbirine. Arıların birçok çiçekten bal toplayıp, toplayıp yuvaya gelmesi gibi.. hangi arı tek bir çiçekle yetinmiş ki şimdiye kadar insanlar bir kişi ile yetinsin değil mi?

İçteki o doyumsuz, arsız duyguyu susturmaya çalışmak için sürekli bir arayış içinde olmak, küçük bir çocugun başka bir çocugun elindeki kıpkırmızı, pırıl pırıl parlayan bir elma şekerini canı çekip, onun elinden çekip almayı şiddetle istemesi gibi bişey bu sevgi hırsızlığı..

Hangimize yetmiş ki şimdiye kadar, hangimiz "ohh bee.. doydum ben artık sevgiye, kimse beni sevmese de olur artık" demişizdir?

Hanginiz elinizin tersi ile ittirdiniz size sunulan sevgiyi ya da gözünüze kestirdiğiniz birinin sevgisini? Hani bir mağazaya girdiğimizde, istediğimizi bulduğumuz halde, gözümüz hala raflarda olur ya, hep yukarılarda gezinir ya gözlerimiz... hep "daha güzeli vardır belki" diye düşünüp raflardaki tüm malları aşağılara indiririz ya.. bir tane ile yetinmeyip bir kaç tane alırız ya o güzellerden, işte o başka güzeller, başka sevgiler, sevgililer gibidir. sevginin en güzelini aramak gibidir. oysa bilmez en güzeli eldedir...

Sevgi hırsızı.. ya da arsızı .. herneyse işte, o sürekli pohpohlanmaya alışmış insandır. Sürekli sevgi ile beslenmesi gereklidir. Sevgi yönünden asla tatmin olamayan insandır.Tek bir anı sevgisiz geçsin istemez, herkes onu farketsin, herkes onu sevsin, herkes onunla ilgilensin ister. Sevilmediğinde, karşılık alamadıgında ise büyük hayal kırıklığına ugrar. Hazmedemez..

Ben nasıl sevilmem, ben sevilmeyecek insan mıyım? Beni bir tanısa, ahh bir bilse beni.." şeklindedir düşünceleri.. çok komik bu çünkü herkes herkesi sevmek zorunda değildir ki.

Kendi kendilerine böylesine sevecenlikle bakan kimseleri seyretmek ilginçtir.

Beğenilmemeyi haksızlık olarak görür sevgi arsızı.. bu olayı ne kadar acıklı bir sesle anlattıklarını duydunuz mu hiç? , dolayısıyla işi nasıl da gözyaşına dek götürürler. Bu olayı genel bir insanlık olayıymış gibi göstermeyi nasıl da severler. Kendilerine inen küçük bir darbe olarak görürler, anlatırlar..
yarı yolda bırakırlar bazen de sevgilerini.. elindeki oyuncaktan sıkılan küçük bir bebek gibi.. başka yöne çevrilir gözleri.. arsızdırlar, huysuzdurlar.. hırsızdırlar çalarlar sürekli.

çok yalnızlık çekiyorsun, uzun uzun da susuyorsun.
düş yorgunusun,
düşlerle besleniyorsun.
Başın eğik, yüzün solgun..
iyiden iyiye inik kirpiklerin.
ağır kapıların gcırdayışını andırıyor sesin.

Ben;

toprağın güçlü,
gökyüzünün de sonsuz oldugunu gördüm.
İnsanlarınsa zayıf
sevgideki kısa ömrünü..
ve sevgiye olan açlıklarının sonsuzluğunu...

yaşarken şu dünyada,
elde etmenin zaferi adına,
her yanımın
yalan üstüne yalanla dolu oldugunu gördüm..

Ben artık korktum, ben artık sustum.
S.


**** **** ****

Bu da sana olsun...

uyudugum saatler

gündüzleri iş yaparken,
sık sık duraklıyor ellerim..
ve gecenin bir kısmını seni seyrederek geçiriyor
gözlerim..

Kuşlardan önce uyanıp,
şafaktan önce kalkıp seni öpüyorum
gözlerini, dudaklarını..
kirpiklerini..
ve ben hep her seferinde

uyudugum saatlere kızıyorum.
S.



 
Toplam blog
: 319
: 1390
Kayıt tarihi
: 29.10.06
 
 

"Ben; hiç yalnız kalmadım... Kalabalık bi ailede yere atılan yataklarda Yan yana, baş başa, el el..