- Kategori
- Dostluk
Sevgi

Küçük bir hikaye ile ilk blogumu yazmak istedim. Bu ilk yazdığım blogun sevgi üzerine olmasını kanımca güzel olacaktır.
Birbirlerine kırılan iki arkadaştan biri, uzun bir aradan sonra diğerinin kapısını çalar.
"Kim o?" diye seslenir içerideki.
"Benim" der kapıyı çalan.
"Burada ikimize birlikte yer yok"diye cevap verir öbürü.
Aradan uzunca bir zaman geçer. Yeni bir umutla tekrar çalar sevdiği arkadaşının kapısını.
"Kim o?" diye sorar içerideki.
"Sen'im" der bu sefer ve kapı sonuna kadar aralanır.
H.z. Mevlana da; birisinin kalbinde taht kurmak istiyorsanız, öylesine sevmelisiniz ki, benliğinizi bırakıp adeta o olmalısınız diye anlatır o hakiki muhabeti...
Gerçekte de bu değil mi? Zaten eğer birisiyle dost olmak istiyorsak onun gibi olmalıyız ki onunla rahat bir dostluk, muhabbet kurabilelim.
Benim prensibim şu; eğer bir olay veya herhangi birşeyi anlatmakdansa onu yaşamak daha iyidir, tabi iyi olan işleri. Bunu nasıl mı anlayacağız? Bundan sonraki yaşamımızda arkadaşlarımız olsun, ailemiz olsun veya eşimiz olsun onlarla iyi geçinmek onlarla muhabbet içerisinde yaşamak istiyorsak onlar olmalıyız. Kaybedeceğimiz hiç bir şey yok. Tam aksine büyük bir sevgi olmuş olacaktır. Sevgilerimle...