- Kategori
- Haber
Sevsinler bizi…

Bazen Sayın Başbakan’ı olumsuz olarak tenkit etsek de bazen de takdir etmek gerekiyor. Bakın neden!...
Sayın Başbakan, her ne kadar kendisi <ı>“Basın”ı> ile anlaşamasa da, onları sevmese de, başkalarına alışkanlıkları gereği talimat veriyor <ı>“Sevsinler sizi”ı> diye…
Buna teşekkür etmek gerekir aslında. Ya <ı>“Hiç kimse bu gazeteci tayfasını sevmemeli” ı>deseydi!...
Şükür yüce yaratana ki demedi. Deseydi halimiz nice olurdu? Hatta bu konuda ulemadan<ı> “Fetva”ı> bile çıkartabilirdi. Çünkü <ı>“Güç”ı> artık onda…
Gelgelelim, kendisi hiç öğüt tutmuyor. Arada sırada laf yerine gelince Aksakal Edip Ali’nin Osman Bey’e verdiği öğüdü hatırlatır fakat kendisi tutmaz. Çünkü “<ı>”Güç”ı> artık onda…
Sayın Başbakan, kendisini dinleyecek, dinlenecek ve kimsenin cevap veremeyeceği ortamı buldu mu, verip veriştiriyor. Yine bulmuş AKP İl Başkanlarını, almış önüne konuşma ekranlarını, konuşuyor da konuşuyor.
Ne diyor Başbakan?
Gazetecilerin yanlış yaptıklarını söylüyor. Hepsi mi, orasını bilemiyorum. Yalnız bir ayrım yaptığı ve yaptığı ayrımda da yanlış yaptığı ortada…
Gazetecilerin <ı>“Türban”ı> konusundaki tenkitlerini eleştirirken <ı>“Gazetelerinizde çıplak kadın resimleri basıyorsunuz, bir şey diyor muyuz, eklerinizde neler yaptığınız ortada”ı> diyor.
Demek istiyor ki Sayın Başbakan gazete yöneticilerine <ı>“Siz çıplak kadın resimlerini basın biz size bir şey demeyelim, biz türban yasağını Anayasa’nın içine sokalım, siz bize bir şey demeyin” ı>demeye getiriyor.
Kayseri’de bir laf vardır, bu toplantıya İl Başkanı sıfatıyla muhtemelen katılan Kayseri İl Başkanı Sayın Mahmut CABAT, başbakana o lafı söylemeliydi…
<ı>“Aldım da kaçtım ding ı>(der misin) <ı>mi?”ı>
<ı>ı>
Tabi o toplantıda Sayın CABAT’ın böyle bir şeyi söylemeye imkânı yok, bari onun yerine ben buradan diyeyim.
<ı>“Aldım da kaçtım ding ı>(der misin) <ı>mi Sayın Başbakan?”ı>
<ı>ı>
Tabi aynı anda, sağ elimin işaret parmağını da göz kapağımı altından tutup aşağı doğru çekiyorum ve ekliyorum…
<ı>“Pışıııık!”ı>
<ı>ı>
Sayın Başbakan’ın anlamakta sanırım zorlandığı bir başka şey ise, kendisinin diğer insanlara göre daha <ı>“Akıllı”ı> olduğu yönündeki yanılgısı…
Sanki şimdi gazetelerde yayınlanan sözünü ettiği resimleri <ı>“Laik kesim”ı> onaylıyor ama kendileri onaylamıyor…
Nerden çıkardınız Sayın Başbakan bu düşünceyi? Böyle bir şey mi var?
Ama sizin meramınız, bu konudaki düşünceniz, söylediğiniz gibi değil. Amacınız, ortaya bir gerekçe koymak ama koyduğunu gerekçe bir şeye benzemiyor.
Koyduğunuz gerekçeniz, bu konularda yaptığınız tüm konuşmalarınız, ne yazık ki sadece <ı>“Öfkenizi”ı> ortaya koyuyor.
Buna da bir <ı>“Kılıf”ı> buluyorsunuz Sayın Başbakan…
<ı>“Asabi olmak da hitabet sanatıdır”ı> diyorsunuz. Oysa bu güne kadar biz asabiyetin konuşma sanatı içinde yer aldığını duymamıştık, sayenizde haberimiz oldu, öğrendik.
Öfkenizi frenlemenizi öneririm Sayın Başbakan… O <ı>“Sanat”ı> saydığınız öfkenizi. Çünkü <ı>“Öfke”ı> sanat değildir, kim öğretti veya kimden öğrendiyseniz, yanlış öğrenmişsiniz.
Sonra bu <ı>“Öfkeı><ı>”ı> bulaşıcı hastalık gibi başkalarına da geçiyor. Adalet Bakanı Sayın Mehmet Ali Şahin, AK Parti İl başkanları toplantısı için geldiği parti genel merkezinde gazetecilerin sorularını yanıtlarken, 'parti kapanır' uyarısı yapan Yargıtay Onursal Başsavcısı Sabih Kanadoğlu'nu sert biçimde "Hangi sıfatla bunu söylüyor? Sıfatı nedir, kendilerinin... " diye eleştirmiş.
Hadi geçmiş sıfatlarını bir kenara bırakalım<ı> “Vatandaş”ı> sıfatı yetmez mi?
Biraz sakin olun, öfkenize hâkim olun…
<ı>14 ŞUBAT 2008ı>