Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Haziran '12

 
Kategori
Tarih
 

Şeyh Edebali ve Osman Gazi’nin nasihatlari

Şeyh Edebali ve Osman Gazi’nin nasihatlari
 

Nasihat:

Bir kimseye yapması veya yapmaması gereken şeyler için söylenen söz.

Nasihat:

Öğüt, tavsiye, danışma, uyarı, akıl, fikir.

Bazı insanlar nasihat etmeyi de nasihat dinlemeyi de sevmezler. Bunun asıl sebebi bence nasihat ile eleştirinin birbirine karıştırılmış hali ile yapılan sohbetlerdendir.

İkisi bence başka – başka anlatımları içerir. Tabiki düz mantık yürüttüğümüzde birbirlerine çok da uzak olmadıklarını anlarız. Olay o esnada da anlaşılır. Size nasihat eden kişi ile sizi eleştiren kişinin sözleri arasındaki farkı ilk baştan hissedeceğinizden ona göre dinler ya da cevaplarsınız.

Ben nasihat dinlemeyi hep sevdim mi? Bilmiyorum.

Belki bu yaşlarda biraz daha yumuşak bir ruh içinde olduğumdan, zaman veya eskilerde çok uzaklarda olduğundan! Daha net hatırlayamıyor olabilirim.

 

Sadece şunu iyi biliyorum ki:

Nasihat eden insanların bir bildikleri vardır.

Ya yaşamışlardır, ya duymuşlardır, ya da okumuşlardır.

Nasihat etmek için bir bilgi gereksinimi olur.

Bilgili insanların hangi anlamda olduğunu yukarıda saydığım şekilde bizlere ya da dinleyenlere aktarmasında zarar değil ciddi şekilde yarar vardır.

 

Bazen bir kelime, bazen bir cümle bizi karanlıktan çıkartabilir, hata yapmaktan uzaklaştırabilir. Daha dingin bir ruh yapımızın olmasını sağlayabilir. Yaptıklarının zararlarını görmüş birinin size siz yapmayın nasihatlerinin bence zararı olmaz.

 

Nasihat adı üstünde öğüt – tavsiye – danışma – uyarma…

Yabancı ülkelerde insanlar bunları dinlemek için ruh doktorlarına psikologlara kucak dolusu paralar döküyorlar. Bizde bedeva üstelik dinlemeye de hiç niyetimiz yok.

Sadece yakınlarımızın değil okuduklarımızın, bu işin erbablarının da nasihatlarını dinlemek bizim için bir hayli yararl olacağı kanaatindeyim.

 

Bu gün size iki zatı muhteremin nasihatlarini aktaracağım. Sözlerini tek - tek yazsam her birinden bir ata sözü çıkar. Zaten onlarda muhteşem atalar. Lütfen çok itina ile okuyunuz… Gerçekten önemli mesajlar veriyorlar.

İyi okumalar diliyorum…

 

Şeyh Edebali:

 

“Ey Oğul! Yükün ağır, işin çetin. Allah yardımcın olsun. Beyliğini mübarek kılsın. Hakk yolunu yararlı etsin, Işığını parıldatsın. Uzaklara iletsin, Sana yükünü taşıyacak güç, ayağını sürçtürmeyecek akıl ve kalp versin.

 

“Ey Oğul! Güçlü, kuvvetli, akıllı ve kelamlısın. Ama bunları nerede ve nasıl kullanacağını bilmezsen savulur gidersin. Öfken ve nefsin bir olup aklını mağlup eder. Bunun için daima sabırlı, sebatkâr ve iradene sahip olasın! Sabır çok önemlidir. Bir bey Sabretmesini bilmelidir. Vaktinden önce çiçek açmaz. Ham armut yenmez; yense bile bağrında kalır. Bilgisizlik ve kılıç da tıpkı ham armut gibidir. Milletin, kendisi sırfanı içinde yaşasın. Ona sırt çevirme. Her zaman duy varlığını. Toplumu yöneten de, diri tutan da bu irfandır.

 

Oğul! Dünya, senin gözlerinin gördüğü gibi büyük değildir. Bütün fethedilmiş gizlilikler, ancak senin fazilet ve adaletinle gün ışığına çıkacaktır. Ananı ve atanı say! Bilki bereket, büyüklerle beraberdir. Bu dünyada inançını kaybedersen, yeşilken çorak olur, çöllere dönersin. Açık sözlü ol! Her sözü üstüne alma! Gördün, söyleme; bildir, deme! Sevildiğin yere sık gidip gelme; muhabbet ve itibarın zedelenir...

Şu üç kişiye; yani cahiller arasındaki âlime, zenginken fakir düşene ve hatırlı iken itibarını kaybedene acı! Unutma ki yüksekte yer tutanlar, aşağıdakiler kadar emniyette değildir. Haklı olduğun mücadeleden korkma! Bilesin ki, atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli (korkusuz, pervasız, kahraman, gözüpek) derler. En büyük zafer nefsini tanımaktır. Düşman, insanın kendisidir. Dost ise, nefsi tanıyanın kendisidir.

 

Ülke, idare edenin, oğulları ve kardeşleriyle bölüştüğü ortak malı değildir. Ülke sadece idare edene aittir. Ölünce, yerine kim geçerse, ülkenin idaresi onun olur. Vaktiyle yanılan atalarımız, sağlıklarında devletlerini oğulları ve kardeşleri arasında bölüştürdüler. Bunun içindir ki, yaşayamadılar, yaşatamadılar. Insan bir kere oturdu mu, yerinden kolay kalkamaz. Kişi kıpırdamayınca uyuşur. Uyuşunca laflamaya başlar, laf dedikoduya dönüşür. Dedikodu başlayınca da gayri iflah etmez. Dost, düşman olur, düşman, canavar kesilir... Kişinin gücü günün birinde tükenir, ama bilgi yaşar. Bilginin ışığı, kapalı gözlerden bile içeri sızar, aydınlığa kavuşturur.

 

Savaşı sevmem. Fakat bu kalkıp iniş yaşatmak için olmalıdır. Hele kişinin kişiye kılıç indirmesi bir cinayettir. Bey memleketten öte değildir. Bir savaş, yalnızca bey için yapılmaz. Durmaya, dinlenmeye hakkımız yok. Çünkü, zaman yok, süre az! Yalnızlık, korkanadır. Toprağın ekim zamanını bilen çiftçi, başkasına danışmaz, Yalnız başına kalsa da... Yeter ki, toprağın tavda olduğunu bilebilsin.

 

Sevgi davanın esası olmalıdır. Sevmek ise, sessizliktedir. Bağırarak sevilmez. Görünerek de sevilmez! Geçmişini bilmeyen, geleceğini de bilemez, Osman! Geçmişini iyi bil ki, nereye gideceğini unutmayasın...

 

Osman Gazi nasıl ki, kendisinin ufkunu genişleten ve dilden dile konuşulan bir Osman Gazi olmasına vesile olan Şeyh Edebali’nin nasihatlarını hayata geçirmişse.

 

Yine aynı şekilde Osman Gazi’de oğlu Orhan Gazi’ye nasihatta bulunmuştur.

 

Osman Gazi, Bursa’nın fethinden evvel kendisini ziyarete gelen Orhan Gazi’ye Tarihimizde şu meşhur nasihatı yapmıştır ki, bu devletin ne kadar ve doğru temeller üzerine kurulduğunu gösteren mühim bir vesikadır.

 

Osman Gazi:

 

1-      Her işin başında emirlere dikkat ve riayet et, ihtimam göster. Zira Devlet’in kuvvet ve kudret kazanması ve devamı dinle mümkündür.

 

2-      Islâm ihtimam ve riâyet olmayan, bozuk fikir ve mezheplere meyleden, büyük günahlardan kaçınmayan şahısları devlet işinde çalıştırma. Zira Allah’tan korkmayan kulundan korkmaz. Büyük günah sahiplerinin sadâkati olsaydı, ümmeti olduğu peygambere olurdu. Islâma uyar ve dinin emirlerinin dışına çıkmazdı.

 

3-      Bütün işlerinde Hakkı ve adaleti gözet ki; başka pâdişahların idaresinde bulunanlar, senin idaren altında bulunanların saâdet ve mutluluğuna gıpta ederek senin idaren altına girmenin yollarını arasınlar.

 

4-      Zulümden ve istibdattan (baskıdan) çekin, seni zulme ve istibdada teşvik edenleri yanından uzaklaştır. Çünkü bunlar devletinin zevalini (çökmesini) istiyenlerdir.

 

5-      Daima cihatla ülkeyi genişlet. Uzun müddet sefere çıkmayan, harp etmeyen askerin şecaâti (yiğitlik ve cesareti) kaybolur, idareci ve kumandanların görüş ve tedbirleri zayıflar. Sefer tecrübesi olanlar vefat ettikten sonra, muharebe tecrübesi olmayanların tedbirleri noksan olacağından mağlubiyete sebep olurlar.

 

6-      Devlet hizmetlerinde sadâkatle ömür geçirenleri gözet. Vefatlarından sonra da çoluk cocuklarını himaye et, mallarını koru. Askere ve askerde olanların ailelerine yardımı eksik etme. Böyle yaparsan gönüllerini kazanmış olursun.

 

7-      Âlimlere ve faziletlilere iyilik ve ikrâmı ziyâde eyle. Bir yerde âlim, sanatkâr veya kemâl ehli birini işitirsen onu davet et, iyiliklerde bulun. Böylece saltanatın müddetince âlimler çoğalıp islâm hakiki temsilcileri vasıtasıyla nizam bulursun. Sakın mal ve asker çokluğuna mağrur olma. Islâm âlimlerine uzak kalma. Benden ibret al ki, bu diyâra zayıf birisi olarak gelmişken, haddimiz olmayarak, Allah’ın sayısız nimetlerine nâil oldum. Sende benim yolumda gidip islâma ve idarende bulunanlara mürüvvet eyle (iyilikte bulun.)(alıntı)

 

Hangi yaşta olmanız önemli değil.

Öğrenmeniz, duymanız, uygulamanız önemli…

 

 

 

Nazan Şara Şatana

https://twitter.com/#!/nazansarasatana

 

http:// http://www.facebook.com/#!/profile.php?id=100002892442552

 

 

 

 

 

 
Toplam blog
: 1731
: 4678
Kayıt tarihi
: 09.12.10
 
 

Turizmci; Genel müdür Yazar ; Romanlar, senaryolar müzikkaller... Sinema filmleri, TV filmleri.....