Seyir Defteri Bölüm II / Yolculuk / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Temmuz '11

 
Kategori
Yolculuk
 

Seyir Defteri Bölüm II

Seyir Defteri Bölüm II
 

gemiden


20.12.2009
Çanakkale boğazına 3-4 saatlik yolumuz kala makine arızalanıyor ve fırtınanın ortasında bir anda sürüklenen gemi pozisyonuna düşüyoruz."Acık denizde demir atma şansınız olmadığı için rüzgar nereye götürürse oraya gitmek durumundasınız."Bizde aynı bu durumdaydık işte ve rüzgar bizi tam da Çanakkale seperasyon hattına doğru saatte 2 millik bir süratle sürüklüyordu. 1, 5 gün süren makine tamirinden sonra nihayet makinamız tekrar çalışır konuma geliyor ve Çanakkale boğazından İçdaş limanına sorunsuz yanaşıyoruz. Manevralarda geminin makina kontrolü ve dümen kontrolü bende oluyor. İlk manevramda kaptan tarafından takdir edilmek ve bu takdirler her manevra sonrasında gelmeye başladıkça iyice kendimi denizci moduna girmiş hissediyorum. Ama hala eksiklikler var, hala 6 aya kaptırabilmiş değilim kendimi. Gözüm sürekli takvimde.  

Kısaca toparlamak gerekirse, sabah 7.30da peş peşe kurulmuş 10 alarm ile uyanıyor 08.00’e kadar kahvaltımı yapıyor ve 08.00de köprüstü vardiyasını devralıyorum. Akşam 16.00ya kadar ayakta dikilip gözcülük, saat başı jurnal ve gps log book dolumu yapıyor 16.00dan 17.30a kadar kamaramda istirahat edip yemekten sonra 20.00’e kadar uyuyor ve 20.00’de vardiyayı devralıyorum. Gece 24.00’e kadar süren bu vardiyadan sonra ılık bir duş ardından kendimi yatağa, ertesi gün 7.30da ayakta olmak üzere bırakıyorum. Ama işler her zaman böyle sistemli yürümüyor denizcilikte. Mesela Yorucu bir günün ardından yatağa yatıyor ve 3 saat sonra telefonunuz çalıyor. “birazdan pilot gelecek” Bunun anlamı yanaşma manevrası var demek ya da boğaz geçişi yapılıyor demek. Kalkar pilotu karşılar manevrayı yaparsınız ve birde bakarsınız saat sabahın 06.00'sı olmuş. Bu saatten sonra uyumanın anlamı yoktur. İşte bu tip durumlar üst üste bir kaç gece tekrarlayınca isyan bayrakları çekiliyor ister istemez. Ama Bu gemide profosyenel bir zabit kadrosu var ve tamamen birbirimizi dinlendirmeye odaklı çalıştığımızdan ne kadar yorulsak da mutlaka telafi ediliyor. Tüm bunların dışında gün geçtikçe gemideki sorumluluklarım artıyor ve kendimide bir zabit olarak görmeye başlıyorum. Vardiyanın en güzel yanı Süvari bey’in anılarını dinlediğimiz zamanlar. Allah bozmasın kendisi son derece eğlenceli ve fırlama bir tip ama sanmayın ki ortam sulu. Aksine iş zamanı iş, geyik zamanı geyik olayı söz konusu. Çalışırken herkesin neşeli olması iş verimini de arttırmıyor değil. Hepimizin ortak noktası bu işin delilik olduğunu düşünüyor oluşumuz. Bugün ayın 30’u Libya'dayız gemiye geldiğim günden beri aralıksız hava yiyoruz. Ve sallanmaktan bıktım usandım diyebilirim. Hepimiz usandık.  

Sadece deniz tutmadığı için şanslıyım mürettebatın geri kalanını fırtınada ortalıkta göremezsiniz herkes tuvaletine kapanır. Yaşam mahallinde dolaşırken duyabilceğiniz tek ses öğürtü sesleridir. Geldiğim günden bu yana ufak tefek komik hatalar yapmadım değil örneğin jurnale yetkim olmadığı halde kaptanın imza atması gereken yere boş bulunup imza attım. Zabit ağabeyler bir güzel dalga geçtiler benimle, onun haricinde pek hata yapmamaya çalışıyorum.  

Aslında İnsanın akşamları evine gidip yatabilceği bir mesleği olmalı. Kuzineden gelen soğan kokusuyla annesinin mutfakta soğan doğradığını anımsayıp gözleri dolmamalı insanın. Haftasonları Taksim'e gidip arkadaşlarıyla buluşabilmeli eğlenebilmeli insan. Yarın 31 Aralık ve tüm Türkiye’de yarım gün tatil olduğu saatlerde bizler çalışıyor olacağız. Libyada alkolsüz bir yılbaşı. Herkesin merak ettiği havai fişek atcaklarmı?  

Herşey bir yana vardiyada ufka bakarken bazı şeylerin değerini daha iyi anımsar oldum. 3günlük dünya da yılın 10 ayı ailemden sevgilimden dostlarımdan ayrı kalmanın bir anlamı yok. Bu tam bir saçmalık. Bence denizcilik hiç kimsesi olmayanların işi. Bu günlerde düşündüğüm tek şey karada ne iş yapabilirim? Şaka bir yana bu meslekten tamamen vazgeçmek üzereyim. Günlerimi denizde mavi denize bakarak geçirmemeliyim. Sabah trafiğine takılıp işe geç kalmalıyım küfür etmeli sinir olmalı, patronumdan uyarı almalıyım, Yorgun argın eve dönerken yine trafikte bolca küfür ve kavga ederek eve ulaşmalıyım! Huzurlu yemek kokan evime! Sıkıldığım zaman internete girebilmeli ya da çıkıp Taksim'e içmeye gidebilmeliyim. 15 gün çok çabuk geçti inkar edemem ama yinede geriye kalan 5 ay nasıl geçecek bilmiyorum.  

Bu yazıyı sizlere yazıyorum, sizleri özlediğimi bilin her günümü gecemi sizlere döneceğim günü sabırsızlıkla bekleyerek geçirdiğimi bilin diye yazıyorum tüm bunları. Kiminiz umursamayacak kiminiz bana hak vereceksiniz. Mevsimler geçip gidecek güzel bir kış tatili yapmış olacak kiminiz sezon boyunca haftasonları dağa kaçacak ve yaz geldiğinde tekrar tatile çıkacağınız zaman ben gemiden dönmüş olacağım. Şunu anladım ki bir denizci için dünyanın en güzel en mutlu günü gemiden ayrıldığı gündür. En mutsuz günü de gemiye katıldığı gündür. Ve yine denizciler gemiye iki çantayla gidiyorlarsa tek çantayla dönerler hatta benim gibiler 3 çantayla gidip elleri boş dönerler. Çünkü gemide giyilen hiçbirşeyi gündelik hayatta giymek istemezler giymeyi bırakın görmek dahi istemezler çünkü her seferinde gemiyi hatırlatacaktır o giysiler. Aah ah şimdi Taksim'de olmak vardı, şimdi yatağımda olmak vardı, şimdi onun yanında olmak vardı dediğim o kadar çok an var ki. Bu mesleğe hem aşık hem de nefret doluyum. Mesela çoğunuz hayatında ancak filmlerde görebilceği deneyimler de ediniyorum. Siz hiç 10 metrelik dalgalarda seyir ederken banyo etmeyi denediniz mi? Şu an kafamda şişmedik yer kalmadı heryerim morluklarla dolu. Gece uyurken bir anda çekmecelerin bile yuvalarından çıkıp sağa sola uçuştuğu bir ortamda savrulup üzerinize düşen sandalye ile en derin uykunuzdan uyandınız mı? Ve eminim ki bir çoğunuz gökkuşağına hep yaklaşmak istemiştir ama ne yaparsa yapsın ulaşamamıştır belki birkaçınız ulaşmıştır ama eminim birçoğunuz bunu yapamadı. Ben bu lanet gemiyle gökkuşağının içinden bile geçme deneyimini edindim cinsiyet değiştirme gibi bir durum olmadı. Öyle bir Türk filmi vardı yanılmıyorsam.  

 
Toplam blog
: 2
: 467
Kayıt tarihi
: 14.06.11
 
 

Yük gemilerinde 4.kaptanlık yapan bir genç düşünün. Diğer yandan fotoğraf çekiyor, basketbol oynuyor..