- Kategori
- Deneme
Seyir defteri
“Seyir defteri “ denildiğinde; benim aklıma ilk gelen “ kaptanın seyir defteri” olur. Sadece onlar yolculuk edermiş gibi.
Ben, bendeki yolculuğa geçmeden önce; bana çağrıştırdığı anlamda, denizle ilgili bir hikayecik aktaracağım. Başlık olarak: Dilci ile Gemici
“Bir dil bilgini bindiği geminin kaptanına küçümseyen gözlerle bakarak, “ Sen, hiç gramer okudun mu? “ diye alaycı bir ifade ile sordu. Kaptandan “ Hayır “ cevabını alan kendini beğenmiş adam, “Eyvah! Gitti ömrünün yarısı “ dedi.
Kaptan, bu kendini beğenmiş adama kızdı, alındı, gönlü kırıldı, fakat karşılık vermedi. Yola çıktıktan bir süre sonra rüzgar gemiyi bir girdaba düşürdü. Kaptan, kendini beğenmiş dil bilginine seslendi:
“Sen yüzme bilir misin? “
Bilgin, telaşlı bir şekilde,”Hayır, bende yüzücülük arama” dedi.
O zaman kaptan, “ Eyvah! Gitti ömrünün hepsi. Çünkü gemi bu girdaptan kurtulamayacak “ dedi.
Deniz suyu, ölüyü el üstünde tutar, ama düşen adam diri olursa nasıl kurtulsun? Sen de eğer benlik iddianı öldürürsen gerçeklik denizi seni el üstünde taşır. ( Hz. Mevlana, Mesnevi )
Evet, benim seyir defterime gelince… Yakın tarihte bir Konya turu var. Bilmiyorum kaçıncı kez Mevlana’ yı ziyaretim olacak. Fakat bir ilk de olacak “ şeb-i aruz “ törenleri. O ruha temas edebilmek daha bir anlam kazanacak gibi geliyor bu törenle birlikte. Bakalım. Niyetim o iki gün sürecince notlar almak bir deftere. Hiç yapmadığım bir şey; bakalım gerçekleştirebilecek miyim? Deneyeceğim.
O zamana kadar bekleyelim ve görelim. Yolculuk devam ediyor.