- Kategori
- Haber
Sezer' in hakkı Sezer' e!

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, bir boşluk duygusu bırakarak güç dönemde başarılar sergilediği görevinden ayrılmaktalar. Türkiye' nin kendisiyle gurur duyması gereken bir çizginin insanı olmuştur. Koalisyon hükümetlerinden gücünü beklediğinden fazla artıran tek parti hükümetlerine, anayasal standardı savunan konumda istikrar sergilemiştir.
O'nu analım. Ancak dilerim çok fazla "aramayız". Yeni seçilecek Sayın Cumhurbaşkanı da, Meclisine, Ordusuna, yasal işleyişine kefil olması gereken Cumhuriyet'i ve halkımızı umarım layıkıyla temsil eder olsun.
Sayın Sezer, sistemin iyileştirilmesi arayışlarına engel olmamıştır ancak -haklı olarak iyileştireceğim denilip de "başkanlık ya da yarı başkanlık" gibi açılımlara evrilecek süreçleri olumlamamıştır. Bu, onun hakkı kadar görevidir.
Türkiye, özgür siyasetini ve referandum dahil halk katılımını olanaklarınca açmalıdır ama rejiminin; kız-erkek karma okullarını, çalışma ve dinlenme takviminin miladi olmasını, hukuk düzeninin prensiplerini, tartışmaya açabilecek arayışları da tartışma alanı dışında tutmak zorundadır.
Sayın Sezer, sulandırılmış ve bir arka planı ya da B planı olduğu izlenimi veren açılımların, çağdaş dünyamızın çözülen örgütlerinin terk ettiği alanda "ilerici"ymiş gibi görünen yapılanmaların, "çok hukukluluk" ve kültürel açılım adına alt kimlikleri ayrıştırma raddesinde el attığı bir devrada, elbet taraf olmuştur.
Ahmet Necdet Sezer'in politikadan gelen bir kişi olmamasına karşılık halk ininde siyaset azaldıkça üzerinde yoğunlaşan siyasi baskıları hissetmesi ironiktir. Sayın Ecevit'in yitimiyle biraz da yalnız kalmıştır. Kişilik çizgisiyle üzerinde mutabık kalanları haklı çıkarmıştır.
Tabii, eleştirilmesi de doğaldır. Ancak doğru açıdan insaflı eleştirleri hak etmiştir.
Örneğin, yurt dışına "az" çıkışı bir tutumluluğun verisi kadar, iç gerilimlerden başını alıp da dünyayı yeterince izleme şansının eksikliğine de verilebilir. Dirense de özelleştirme maskeli yabancılaştırmaların birkaç devasa yerden delinmesi, emeğin sosyal (siyasal) organizasyonun dervişliğine ve dağınıklığına kısmen fatura edilebilir.
Genel vargı da ve toplumsal duyuncun yargısında Ahmet Necdet Sezer, saygı duyulacak bir kişiliktir. Tarih çok kez arkadan yazar. Her şeyin tutanağını tutar. Kriptosudur tarihin kayıtları; devlet ve halk çıkarlarının...
Bir gün gelip de o karakutu açıldığında Sayın Sezer'in hanesine gerçekten akça pakça kayıtların düşeceğine inanmak istiyorum.
Güle güle Sayın Sezer!
O'nu analım. Ancak dilerim çok fazla "aramayız". Yeni seçilecek Sayın Cumhurbaşkanı da, Meclisine, Ordusuna, yasal işleyişine kefil olması gereken Cumhuriyet'i ve halkımızı umarım layıkıyla temsil eder olsun.
Sayın Sezer, sistemin iyileştirilmesi arayışlarına engel olmamıştır ancak -haklı olarak iyileştireceğim denilip de "başkanlık ya da yarı başkanlık" gibi açılımlara evrilecek süreçleri olumlamamıştır. Bu, onun hakkı kadar görevidir.
Türkiye, özgür siyasetini ve referandum dahil halk katılımını olanaklarınca açmalıdır ama rejiminin; kız-erkek karma okullarını, çalışma ve dinlenme takviminin miladi olmasını, hukuk düzeninin prensiplerini, tartışmaya açabilecek arayışları da tartışma alanı dışında tutmak zorundadır.
Sayın Sezer, sulandırılmış ve bir arka planı ya da B planı olduğu izlenimi veren açılımların, çağdaş dünyamızın çözülen örgütlerinin terk ettiği alanda "ilerici"ymiş gibi görünen yapılanmaların, "çok hukukluluk" ve kültürel açılım adına alt kimlikleri ayrıştırma raddesinde el attığı bir devrada, elbet taraf olmuştur.
Ahmet Necdet Sezer'in politikadan gelen bir kişi olmamasına karşılık halk ininde siyaset azaldıkça üzerinde yoğunlaşan siyasi baskıları hissetmesi ironiktir. Sayın Ecevit'in yitimiyle biraz da yalnız kalmıştır. Kişilik çizgisiyle üzerinde mutabık kalanları haklı çıkarmıştır.
Tabii, eleştirilmesi de doğaldır. Ancak doğru açıdan insaflı eleştirleri hak etmiştir.
Örneğin, yurt dışına "az" çıkışı bir tutumluluğun verisi kadar, iç gerilimlerden başını alıp da dünyayı yeterince izleme şansının eksikliğine de verilebilir. Dirense de özelleştirme maskeli yabancılaştırmaların birkaç devasa yerden delinmesi, emeğin sosyal (siyasal) organizasyonun dervişliğine ve dağınıklığına kısmen fatura edilebilir.
Genel vargı da ve toplumsal duyuncun yargısında Ahmet Necdet Sezer, saygı duyulacak bir kişiliktir. Tarih çok kez arkadan yazar. Her şeyin tutanağını tutar. Kriptosudur tarihin kayıtları; devlet ve halk çıkarlarının...
Bir gün gelip de o karakutu açıldığında Sayın Sezer'in hanesine gerçekten akça pakça kayıtların düşeceğine inanmak istiyorum.
Güle güle Sayın Sezer!