05 Ekim '14
- Kategori
- Şiir
Şiir; duyguların sezeryan ile alınışı

"Kırlangıç hikayesi" ve "Hercai menekşesi ile kardelen" gibi, aşkın doğada kişileştirildiği fabl ve kıssadan hisse her türlü anlamı çıkarabileceğiniz bereketli hikayeler vardır.
60' lılarda bu hislere, şiirler tercüman olmuştur. Nitekim, şairden o duygular sezeryanla alınmıştır. İçlerindeki o duygunun gelişmesine ve kuluçkasını tamamlanmasına izin veremezler. Çünkü her uç duygu yaşandıkça ya tükenir ya da intihara sürükler. Bu yüzden çok acele gelir dünyaya, vezinden muaf, kimi yarım kafiye, edilgen sularda yüzen sörfçü özneler.
Aşk şiirlerinin, sevgiliye bir mektup olduğuna inanırım. Özet geçilmiş veya hiç ulaşılamamış bir sevgiliye notlar gibi, ilahiler gibi...
Yazmadan evvel biraz zaman geçse belki şairin otobiyografisi ortaya çıkacak ve rahat bir serimlemele yapabileceğiz. Ama şair bunu istemez ve evrensel olması için, bir çok imgenin ucunu açık bırakır. Ünlü çocuk dizisi Selena' da, karşılıklı okunan Ö. Asaf' a ait mısralarından sonra kabası alınan bir flörtten geriye rol ötesinde, gerçek bakışmalar kalmıştı. Senaryo gereği, yapmacık mimikleriyle ancak çocuklara hitap eden oyuncular, 50 li yılların mısraları ile bu güzel duyguyu hakkıyla yansıtmıştı. Dün, bugün birçok aşk için perdeyi aralayan, umut dolu ve ilham verici satırların hakkını vermeli.
Shakespeare' nin soneleri bu konuda kilometre taşıdır. Şairde tüm duyguların yazıya dökülmeden iyice olgunlaştığını ve normal doğumla döküldüğünü hissedersiniz. Yazılanlar Shakespeare' in sadece o anki ruh halini yansıtmaz, yazmaya cesaret etmiş, gelmiş geçmiş tüm şair, aşık, filozof ve yazarlardan birer parçayı yansıtan bir ayna gibidir. İncil okuduysanız, sümer tabletlerini de denemelisiniz.
"Gün gelip artık bana değer vermez olduğunda,
Senin yanında yer alıp kendime karşı çıkacağım,
Hor görüp yüz çevirdiğini gördüğüm zaman bana;
Haksızlık etsen de, senin hakkını savunacağım. "