​ Sıkılmazsanız Okuyun… / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Haziran '09

 
Kategori
Siyaset
 

Sıkılmazsanız Okuyun…

Sıkılmazsanız Okuyun…
 

1950 Yılındaki seçimler sonucu çok partili rejimle birlikte demokrasi denen kavram gerçek anlamda hayatımıza girdi. O günlerden bu yana toplum önünde konuşma şansı bulan herkes demokrasiden söz eder oldu. İnsanlar acaba nasıl bir konu üzerinde israrcı olurlar? Bir satıcı elindeki malı pazarlamak amacıyla binbir dil döküyorsa, şüphelenmezmisiniz? Biraz da bu gözlüğü takarak demokrasi kavramını inceleyelim.

Demokrasi halkın yönetimi, halkın kendi kendisini yönetmesi anlamına gelen siyasi yönetim biçimi. Genel olarak, temsil, çoğunluğun yönetimi, partiler arası karşıtlık ve yarışma, alternatif hükümet şansı, kontrol, azınlık haklarına saygı gibi temel kavram ve düşüncelerle belirlenen politik sistem.

Genel ifadesini, yöneticilerin yönetilenler tarafından seçilmesi düşüncesinde, yönetimle halk arasındaki ilişkilerin niteliğinde, yurttaşlar arasında ekonomik bakımdan büyük farklılıkların olmaması gerektiği görüşünde bulan, bireylerin doğuştan getirilen, sonradan sağlanan, ırk ya da mezhebe dayalı ayrıcalıkları olmaması gerektiğini savunan, kısacası bir eşitlik fikri, yani toplumdaki iktidar sisteminin, insanlar arasındaki farklılıklara göre değil de, benzerliklere dayanması gerektiği tezi üzerine yükselen yönetim tarzı. Kısaca demokrasi eşitlik ilkesine dayalı yaşam biçimi.

Anlaşılacağı üzere, demokrasi bir zümrenin diğer bir zümreye üstün görülmeyeceği bir yönetim sistemi. Bununda kesin ve doğru işleyişi için anayasa ve hukuka bağlı bir yönetimin mevcudiyeti gerekir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2.maddesinde “Türkiye Cumhuriyeti. demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.” ifadesi yer almaktadır. Bu ifadeyle, Cumhuriyetin Demokratik devlet niteliği belirtilmektedir. Demokratik Devlet kavramının gerisinde de, Demokrasi idealini yaşayan, bu idealin gereklerini yerine getirmeye çalışan bir anlayış, bir rejim yatmaktadır. Peki, Demokrasi idealine ulaşabilme azim ve kararlılığı içinde olmakla, uygulamada hakikaten Demokrasiyi oturtma ve yaşatma çabaları hususundaki samimiyetin derecesi acaba ne düzeyde?

Seçim önceleri yapılan mitingleri düşünün.

İnsanlara siz AKP ye oy verebilirsiniz ama o zaman bizim gözümüzde beş para etmezsiniz mealinde bir telkin sonucu o kişi ne kadar özgür iradesi ile oy kullanacaktır?

Yahut CHP ye oy verenler dinsizliği seçecektir mealindeki bir söylemin sonunda nasıl bir özgür irade oluşacaktır ki?

Aslında daha vahim durumlar da var. Örneğin, Parti başkanı veya yakın çevresinin belirlediği aday listesine oy veren kişinin özgür iradesinden söz etmek mümkün müdür..

Anayasal demokrasinin olmazsa olmaz şartlarından olan insanların kendi yöneticilerini kendileri seçmesi şartı yerine getirilmiyorsa bu sistemden demokrasi diye söz etmek ne kadar doğrudur ki?

Kişisel veya belirli bir kesimin çıkarına olarak anayasada veya kanunlarda değişiklik yapılıyorsa, Hukuk sistemi uyulması yerine etki altına alınmaya çalışılıyosa hangi demokrasiden söz etmek mümkün olacaktır ki?

“Biz en çok oyu aldık. Dolyısı ile istediğimizi yaparız” düşüncesi ve iddiası, demokrasinin boynuna geçirilmiş kement değil midir. Çoğulcu demokraside amaç azınlığın haklarının çoğunluk tarafından gaspını önlemek değil midir.

Demokrasilerde en büyük amaç halkın yönetime ortak olmasıdır. Bu ortaklığını belirli sürelerde seçimlerde oyları ile belirlesede, devlet kadrolarında görev almak en doğal hakkıdır. Yöneticilerin bu görevi liyakata göre değil de dini referanslara göre belirlediği bir ortamda hangi demokrasiden söz edeceğiz ki?

Bütün bu olguların ışığında birisi bize demokrasiden söz ettiğinde “şunu bir açıklayıver kardeş” dememiz gerekmiyor mu?

Pazartesi, Haziran 22, 2009
 
Toplam blog
: 1508
: 1688
Kayıt tarihi
: 16.07.08
 
 

Yetmişiki yaşında iki çocuk ve iki torun sahibi bir erkeğim.. Lise mezunuyum. Uzun yıllar esnaflı..