​ Sıkıntı geçer mi anne? / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Ağustos '11

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Sıkıntı geçer mi anne?

Elektrik süpürgesi sesi. Küçücük bir evde yaşıyorsanız elektrik süpürgesinin sesinden kaçamazsınız. O bütün zeminde dolaşır, yerdeki halının tüylerini havalandırıp içindekileri emer, yutar. Yutarken çıkardığı sestir belki de o ses. Halının tüyleri arasındaki küçücük bir, orada olmaması gerektiğine inanılan ya da orada olması istenmeyen bir parçayı –belki de bir küçük böcekçiği- gürültüyle çeker ağzından içeri, sonra uzun borusundan taa çöp torbasına kadar yollar onu… Böcekçik muhtemelen yaşıyordur bu istemediği ve beklemediği yolculuğu yaparken… Belki de daha ilk anda kalp krizi geçirip ölmüştür, kim bilir? 

Çocukken korkularımın arasında evin karanlık köşeleri vardı. Işığı kapalı kapının arkası… yatağın altı… camın hemen öte yanı… bir de böcekçiklerin saklanabileceği yerler… duvarlardaki çatlaklar… halının tüyleri… evde ki yatak yorganların üst üste istiflendiği sandık üstü yüklükler… Yani her yer… 

Televizyonda bir reklam var… Bakim halınız iyi temizlenmiş mi diye kadının biri elindeki çubuklu pamuklu kulak temizleyicisini hard (hart değil) diye halıya sürtüyor sonrada artık beyaz olmayan pamuğa bakıp memnun sırıtıyor… Sahiden hard yapıyor bunu hem de… Halıya sürtüyor ama tepkiyi verecek olan yanındaki kadın aslında… Gayet pornografik düşününce… 

O reklamı seyredip de gece kâbus gören çocuk var mıdır acaba? Ya da uykusu kaçıp her tıkırtıyı dinleyen… Gerçi yeni evler tıkırdar mı bilmiyorum ama eski evler tıkırdar geceleri… Sayılan ev nüfusunun birkaç katı sayılmayan nüfuslarda yaşar eski evlerde… Bir de eski evlerin kendi sesi vardır derler (ahşap evler için söylüyorlar bunu, ağaçların yaz kış gerilip çatırdamasını kastederler romantik bir şekilde… Nesi romantikse… O seslerin arasında sevişmeyi mi hayal ederler acaba?) 

Paşalar emeklilik istemişler… İstifa değil yani… Adam haklı, ne diye istifa edip 600 bin liralık ikramiyeyi bıraksın ki! Vatan-millet bir de 600 bin liralık emeklilik ikramiyesinin karşı konulmaz itici gücü… Gölgelerin gücünün üzerine ampul ışığı vurunca böyle oluyor demek… Şükretsinler gene ya güneş ışığı vursaydı! 20 faktör gücünde korunabilirler miydi acaba o zamanda? 

Şu orduevleri var hani… Ordu mensubuysan (erat takımından değil tabi) gidip çok ucuza yiyip içiyorsun… ama ben merak ediyorum… Ordu evleri var da neden ordu plajları yok diye… (Bu da yaz sıcağı hezeyanı belki de)… Olsa nasıl olurdu acaba? Şezlonglar yanaşık düzende mi dizilirdi yoksa kol düzeninde mi? Güneş ışığı en çok en üst rütbeliye mi vururdu? Nasıl olurdu? Bi de kadın subaylar var… Kadın subay-erkek subay aynı plajda mı olurdu? Olursa kur yapmada da rütbe sırası mı olurdu? 

Sıkıldım!.. 

 
Toplam blog
: 19
: 213
Kayıt tarihi
: 07.08.11
 
 

Bir firmada muhasebe işlerine bakanlardan birisiyim... İstanbul'da doğdum, yaşıyorum ama bir fırs..