​ Sil baştan… / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Ocak '12

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Sil baştan…

Sil baştan…
 

Sil baştan…
Gücün var mı sevgilim,
Derin sularda inci tanesi aramaya?
Cesaretin kaldıysa
Hala benle aşktan konuşmaya
Söyle canım sevgilim
Hayat bize oyun oynuyor olabilir mi?
Yorgun gibi bir halin var
Duyguların karışık olabilir mi?
Sil baştan başlamak gerek bazen
Hayatı sıfırlamak
Sil baştan sevmek gerek bazen
Herşeyi unutmak
Sanki bugün son günmüş gibi
Dolu dolu yaşamak istiyorum ben
Her ne çıkarsa yoluma
Selam verip yürümek istiyorum ben
Sil baştan başlamak gerek bazen
Hayatı sıfırlamak
Sil baştan sevmek gerek bazen
Herşeyi unutmak
http://portakal.tv/muzik-dinle/50158.html


Açılan televizyon dan beynime yatay geçiş yapan Şebnem Ferah’ın büyülü sesi, beni internet gazete lerinin dışı şekerle kaplı acı haberleri arasında dolaştığım labirentten çekip alıverdi.
“Sil baştan” diyordu sevgili Şebnem yaşadığı ardada gelen acılardan sonra. Mümkün müydü hayatı sil baştan yapmak? Geçen her şeyi unutmak mümkün müydü?


Hadi beynimiz kötü olayları unutuyor ama ya güzel olayların güçlü bir lokomotif gibi peşine takıp sürüklediği bir yığın unutmak için can attığımız anıları unutabiliyor muyuz?
Sevgilinizin veya nişanlınızın dudaklarında yaşadığınız o ilk öpücüğün hazzını unutabilir misiniz? O öpücüğün arkasında sürüklediği ayrılığa kadar giden kötü anılar silinebilir mi?
Baş tacı ettiğimiz kinlerimiz, nefretlerimiz, bencilliklerimiz, kıskançlıklarımız, hırslarımız dururken ve bizi geçmişin karanlık dehlizlerine çekerken unutmak veya Şebnem Ferah’ın dediği gibi sil baştan yapmak mümkün mü?
Bir yaşanmışın enkazı üzerine kurduğumuz yeni yaşamlarda hep o eski enkaz bizi rahatsız etmiyor mu?


Bazen bencilliğimiz sazı eline alıp. “Oh olsun, ben haklıyım. Suçlu olan o",şarkısını söylemiyor mu? Bizde o şarkı süresince kendimizi rahat hissetsek de daha sonra pişmanlık denizinde boğulmuyor muyuz?
Kinlerimizin kıskançlıklarımızın sahne aldığı dönemlerde en çok sevdiklerimize karşı bile buz gibi, katı olmuyor muyuz?
Hırslarımız bizi esir aldığında kaçımız aşmamız gereken duvarı görünce en sevdiklerimizin sırtına basmıyoruz?


Kinlerimiz, nefretlerimiz bizleri en sevdiklerimizle bile ufacık bir olay sonu karşı karşıya getirmiyor mu?
Ne güzel söylemiş Şebnem, gücümüz var mı derin sularda sevdiğimizle inci tanesi aramaya?
Ne dersiniz sevgili okurlar, var mı?
İzmir 2012

 
Toplam blog
: 1508
: 1688
Kayıt tarihi
: 16.07.08
 
 

Yetmişiki yaşında iki çocuk ve iki torun sahibi bir erkeğim.. Lise mezunuyum. Uzun yıllar esnaflı..