- Kategori
- Bebek - Çocuk
Silahsızlanma
...Hafızama kaydolmuş görüntülerde; yemek masasının altında, kıvırcık kapkara saçlı, boncuk gözlü kız çocuğu... Boncuk gözleri umut yüklü. Umutlarının aydınlığı göz bebeklerinde ışığa dönüşmüş... Masanın bacakları arasına kurduğu salıncağında, bebeğine ninniler söylüyor. Minik dağarcığında, ninnisinin sözleri tükendiğinde , kırmızı başlıklı kızın masalını anlatmaya başlıyor bu defa. Küçük kızın anlattığı masalda; kurt, kırmızı başlıklı kızı bir lokmada yutamıyor ama... Kırmızı başlıklı kız, ormandaki en güzel çiçekleri büyükannesi için topluyor. Annesinin yaptığı kurabiyeleri büyükannesi ile birlikte yiyorlar. Ve büyükannesi ona masallar anlatıyor; renk renk kelebeklerin, beyaz güvercinlerin, mavi bulutların olduğu masallar... Boncuk gözleri umut yüklü küçük kızın; aydınlık düşleri, ışıl ışıl yarınları, kocaman dünyası var. Neşe dolu günleri var; geleceğinde...
...Düşlerimdeki en boğucu kabuslarda yine aynı masa. Masanın bacakları kurşunlardan delik deşik. Salıncak yok! Boncuk gözleri umut yüklü, kıvırcık kapkara saçlı küçük kız yok!... Masanın üzerinde kapkara silah; öldürücü, dehşet yüklü. Soğukluğu, can yakıcı. Acımasız. Hüzünden uzak! katledici...
..Bir çocuk vurulmaya görsün, “ kaza kurşunu” derler... Pisi pisine ölümlerin suçlusunu bulup ona da “ kör kurşun” derler... Oysa kurşunlamak, tetiğe dokunan parmağın ölümcül(!)marifetidir. Cahilliğin, vicdansızlığın, duyarsızlığın ve acımasızlığın tanımı “kaza kurşunu, kör kurşun” olur hemen...
...Oysa ne güzel oyunları vardır küçük çocukların. İlk oyuncağı minik parmaklarıdır. Sizin uzattığınız eli, güvenle sarılıp tutar o minik parmaklar... Sonra oyuncak diye küçük tabancalar tutuştururuz o minik parmakların arasına... Zamanla oyunlarının rengi değişir. Grileşir önce, sonra da kararır tabancalı oyunların rengi. Tabanca, güç ölçüsü olur çocuklar arasında. Tabancasız oyun oynayamaz olurlar. Oyuncaklarının arasına tabanca rahatlıkla girip yerleşir. “Oyuncak tabanca” diye bir çeşit oluşur. Çocuklar büyür, oyuncakları da gerçeğe dönüşür zamanla...
...Her kör(!) kurşun veya “kaza(!) kurşunu haberi okuduğumda yüreğim daralır. Köşeme geçip, avaz avaz haykırırım “çocukların eline oyuncak diye silah vermeyelim!...” diye... Öncelikle “Oyuncak silah” deyimini kaldırıp, onların birer maket silah olduğunu kabullenelim. Oyuncak dükkanlarından ve vitrinlerinden maket silahları kaldıralım. Maket silahını getirip çöpe atan her çocuğu ödüllendirelim. Önce sevgimizi verelim ödül olarak. Ardından bir şeker, bir top bir kitap paylaşalım çocuklarımızla...
Evet; ben bu çağrımı kimi zaman köşemden haykırırım. Kimi zaman katıldığım toplantılarda dile getiririm. Avazlarım sessiz çığlıklar olarak kalır yalnızca.. Başaramam, beceremem... Yetemem silahların gücüne, kurşunların hızına... Alır başını gider kör(!) kurşunlar; hedef seçer masum çocukları... Ve ben böylesine ölüm haberini okuduğumda, kahrolurum çaresizliğime... Köşeme sinip sessizce ağlarım...