​ Silvan'da pusuya düşmek / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Ağustos '11

 
Kategori
Siyaset
 

Silvan'da pusuya düşmek

Seçimler öncesi istisnalar dışında yaşanmayan terör olayları iyimser bir hava yaratmışken ne oldu da seçimler sonrası arttı? Olayları sevk ve idare eden terör karargahı varsa terör olaylarının durması mümkün değil. Dağda terör durmuşsa şehirlerde devam etmiş, şehirlerde terör durmuşsa dağda devam etmiş. Bu dönüşüm paylaşması ilginç değil mi? 

Dağda terör bir nedenle sustuğu zaman asker görevini yapmış, şehirde terör sustuğu zaman polis görevini yapmış oluyorsa, nasıl oluyor da terör azgınlaşınca güvenlik güçlerinin zaafları gündeme geliyor? Bu soruya cevap vermek kolay değil. Dikkat çekici nokta: Şehit geldiği zaman askerin sorgulanması. 

Medyamız başta olmak üzere bizde mevcut bir hastalık oluştu. Siyasi iktidarların basiretsizliğine bir şekilde müdahale etmiş olan ordu her dönemde o kadar eleştirildiki siyasiler sütten çıkma ak kaşık olmayı çok iyi becermiş oldular. Tepeden baktığımızda siyaset görmek istediği sopayı aba altından kendi eliyle kendine vurdurtmuş, "biz engellenmeseydik, demokrasimiz yara almasaydı" nutuklarıyla olayların perde arksında kalmayı bilbildiler. Bizim siyasetin en büyük başarısı bence bu. 

Tek taraflı ataşkes hadisesinden sonra veya seçim sonuçları açıklandıktan sonra aklımıza getirmediğimiz şu soru; terörist silahını kullanmadı ama bu arada ne yaptı diye sorabilseydik, vereceğimiz cevaplar memleket hayrına olabilirdi. 

Oy hesaplarıyla susan terör tetiğe ne zaman nerde basması gerektiğini kırsala yayılarak planladı ve istediği zaman kan kusabilir hale kendini getirdi.Acaba siyasi iktidar bunu hesaba katmadı mı? Kattıysa bedelini ödemek komutanlara mı düşer? 

Askere "otur oturduğun yerde, konuşma" diyeceksen veya kışlasına sokup emir eri haline getirmek için çaba sarfederken hedef tahtasına oturtmaya hakkımız da olmamalı. Yıllardır meşhur karar: Terörün üstüne kararlılıkla gidilecek. Bu cümleden anlaşılan, sen hazırlıklarını buna göre yap, yapılan, yani tedbirinde kusur işleme demek gibi bir şey. 

Bu olaylardan sonra çıkardığımız sonuç: İşin içinde "hedef" yok. Terörü yok etmek mantığı var ama pratikte yapılamamış.Siyasi yetersizlikler ya da isteksizlikler olayı otuz yıllara taşımış oldu. 

Türk Ordusunda hedef yoktur. Askerin nihai hedefi: mutlak zaferdir.Bu mutlak zafer mevcut siyasi yapının askerin önünü açmakla olur. Siyasi iktidarlar bu konuda asker gibi düşünmeye kendilerini mecbur kılmadıkça bu terör ya içsavaşla ya da memleketin bölünmesiyle sonuçlanacak izlenimi vermektedir. 

Dağdaki terörün kafasına göre hareket ediyor olması, istediği eylemi istediği zaman yapması siyasi otoritenin zaaflarının neticesi gibi. 

Başka ilginç bir tesbit de şu: Terörün siyasi uzantısı olan parti, teröristle halkı kaynaştırdı. Terörist halk desteğini almış oldu.Devlet otoritesi yetersiz kaldı. Yeniden tesis etmesi için yapılacak en önemli şey: Beraber yaşamaya niçin mecbur olduğumuzun zorunluluğudur. 

Son söz olarak , dağdaki terörist Silvan' da pusu attığı zaman suçlu aramak yerine sayın Osman Pamukoğlu gibi paşalara yetki vermek gerekmiyor mu? 

Her zaman şu hesabı yapıyorum: Kardeşimle kolkola yürümek beni dik tutar. 

 
Toplam blog
: 202
: 306
Kayıt tarihi
: 10.03.11
 
 

BİR DUAMIZ BİR DUYANIMIZ OLSUN YETER ..