Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Haziran '09

 
Kategori
Siyaset
 

Şimdi de sözde değil "özde demokrat"lığın ispat zamanı!

Şimdi de sözde değil "özde demokrat"lığın ispat zamanı!
 

Hürriyet İnternet Gazetesi'nden


Tarih 12 Nisan 2007'dir...

Laiklik üzerinde kara bulutlar dolaşmaktadır!

Bu nedenle ülkede büyük bir gerilim vardır...

Genelkurmay Başkanı Büyükanıt bir basın toplantısı düzenler...

Bu toplatıdan hafızalarda kalan ve çok sükse yapan söz "sözde değil özde laiklik istiyoruz" dür.

Büyükanıt bu sözü kim için söylediğini açıklamamıştı ama kim için söylediğini anlamamak için aptal olmak gerekirdi. Anayasa'ya göre amiri konumundaki kişiye yani Başbakan'a söylemişti bu sözü...

Öyle ya; Erdoğan "Milli Görüş gömleğini çıkardım ve artık laikliği özümsedim ve benimsedim" dese de o gerçekte takiye yapıyordu ve çaktırmadan Cumhuriyet'in altını oymaya çalışıyordu!

Masum gibi gözüken bu söz gerçekte bir meydan okumaydı ve çok sükse yapmıştı. Büyükanıt bu sükseden aldığı cesaretle 15 gün sonra 27 Nisan e-muhtırasını yayınlamıştı.

Ama ne yazık ki; muhtıra bu söz gibi sükse yapmamıştı. Tam aksine Büyükanıt'ı şoke eden büyük tepkilere yol açmıştı.

Bu şartlarda Dolmabahçe görüşmesi yapılmıştı. Erdoğan bu görüşmede sözde değil özde laik olduğunu Büyükanıt'a ispatlamış ve asker-sivil ilişkileri normale girmişti.

Aslında bu toplantıda, laikliğin üzerindeki kara bulutları, olağanüstü bir beceriyle Ergenekon illizyonistlerinin oluşturduğu anlaşılmıştı. Yani karabulutlar sanaldı, göz yanılmasıydı!

Şimdi de demokrasinin üzerinde kara bulutlar dolaşıyor...

Bizler, Ergenekon Soruşturması nedeniyle, darbe heveslileri, demokrasi düşmanları, hiç değilse bir müddet seslerini çıkaramazlar, kabuklarına çekilirler, diye düşünürken Taraf Gazetesi'nin iddialarıyla kökten irkildik.

Eğer Nisan 2009 belgesi doğruysa demek ki, bırakın kabuğa çekilmeyi, eskisinden de daha cesur bir şekilde görev başında olmak söz konusudur...

Perşembe günleri yapılan Başbakan-Genelkurmay Başkanı görüşmesi bu vesileyle erkene alındı. Görüşme bugün yapılacak...

Bu görüşmeyi Dolmabahçe görüşmesinin rövanşına da benzetebiliriz.

Başbuğ, 29 Nisan 2009'da (yani iddia edilen belgenin hazırlandığı ayda) yaptığı basın toplantısında: TSK'da mevcut demokratik rejime aykırı davranan kimse bulunmaz. Hukuk devletine bağlı ve saygılıyız. Dolayısıyla TSK bünyesinde farklı düşüncede olan barınamaz, demişti.

Bu belge gerçek de olabilir, sahte de olabilir... Tabii ki her iki halde de gereği yapılmalıdır...

Ama demokrasiye tehdit sadece bu belgeyle sınırlı değil ki...

Başbuğ, belgenin hukuki durumu açığa çıkmadan Türkiye'nin ayağa kalkmasını da anlayışla karşılamalıdır.

Çünkü bu ülkede, sanal irtica tehlikesi bahane edilerek, defalarca gerçek olarak demokrasiye müdahale yapıldı.

İrtica kalkışmalarının da gerçekte bir kukla gösterisi olduklarını, şimdilerde Ergenekon Soruşturması'ndan anlıyoruz...

En son, ellerinde asa, cübbeli, sarıklı, saçları sakalları birbirine karışmış Aczimendiler'in para karşılığı meydanlarda horon teptiklerini öğrendik...

Yani irtica kalkışmaları sanaldı ama darbeler o kadar gerçekti ki...

Erdoğan, Dolmabahçe görüşmesinden iki buçuk ay sonra yapılan 22 Temmuz seçimlerinde, beraber yola çıktığı kader arkadaşlarının neredeyse yarısını milletvekili listelerinden çıkararak onların yerlerine liberal görüşlü adayları alarak sözde değil özde laik olduğunu ispatlamıştı...

Şimdi ispat sırası Başbuğ'da...

Öyle üç beş kişiyle darbe ya da darbeye teşebbüs yapılamaz...

Bunca demokrasi kazalarından sonra belli ki TSK'da böyle bir damar var...

"Bunlar TSK'da barınamazlar" demiştiniz ya!

Gereğini yapın ve lütfen hukuk devletine ve demokrasiye meyilli olmayanları TSK'da barındırmayın...

Yani, sözde değil, özde demokrat olmayı ispatlayın artık...

 
Toplam blog
: 337
: 4184
Kayıt tarihi
: 03.08.07
 
 

Hukukçuyum... Hukukun üstünlüğünün ve hukukçunun saygınlığının ülkemde gelişmesini ve kalıcı olma..