Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Temmuz '15

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
829
 

Simya'dan Kimya'ya.. Zümrüd-ü Anka Kuşu'nun yeniden doğuşu..

Simya'dan Kimya'ya.. Zümrüd-ü Anka Kuşu'nun yeniden doğuşu..
 

SİMYA NEDİR?

Modern kimya biliminin temelleri atılmadan binlerce yıl önceden başlayıp, etkileri 17. yüzyıla kadar devam eden ve maddeleri birbirine karıştırıp, değiştirmeye çalışan kimselere SİMYACI, bu insanların yaptıkları çalışmalar sonucu oluşan alana da SİMYA denilmiştir.

SİMYA; salt kimya bilimini işaret eden bir alan tanımı olmayıp, bilimin biraz da sihir, büyü gibi doğaüstü güçlerin etkisiyle yönlendirildiği ve orada gerçekleşen her şeyin biraz da akıl ötesi olduğuna inanılan bir tanım olarak da ifade edilebilir.

Bu anlama gelen başka bir meslek tanımı ve tarihçesi de yoktur.

Bu yönü ile MODERN KİMYA BİLİMİ diğer tüm bilim alanlarının temelini oluşturan ve antik zamanlardan günümüze ulaşan, çok sevilen, biraz da korkulan, ayrıcalıklı bir yere sahip olan tek alandır.

SÖZCÜĞÜN KÖKENİ

Simya kelimesinin kökeni konusunda araştırmacılar arasında bir fikir birliği bulunmamaktadır. Simya veya alşimi kelimelerinin Sami dilinden kaynaklandığı iddiası en çok kabul görendir. Alşiminin Latince yazılışındaki (Al-chemie) Al takısının Arapça kökenli olduğu kesindir. "Chemie"nin ise Sami kökenli "heme", "hema" kelimelerinden veya Yunanca "hima" (döküm) kelimesinden geldiği iddia edilmektedir.

TARİHÇESİ

Simya ile en az 2500 yıl birçok medeniyetin ilgilendiği bilinmektedir.

Mezopotamya, Eski Mısır, İran, Hindistan ve Çin'de simya ile uğraşılmıştır. Klasik Yunan döneminde Yunanistan'da, Roma İmparatorluğu'nun hüküm sürdüğü coğrafyada, önemli İslam başkentlerinde ve daha sonra 19. yüzyıla kadar Avrupa'da simyaya ilgi duyulmuştur.

Simyanın ilk olarak; Mısır'ın İskenderiye kentinde biçimlenmeye başladığı kabul edilir.

Eski Mısır'ın metalürji, boya ve cam yapımı gibi üretim zanaatları ile eski Yunan felsefesi İskenderiye'de bir araya gelerek kaynaşmış ve MÖ 400'lerde uygulamalı Kimya bilgisi gelişmeye başlamıştır.

Simyacıların arasında Türk ve İslam dünyasından da çok önemli isimler yer almaktadır.

Simya, günümüzdeki anlamıyla bilimsel metotlar kullanılmadan yapılan işlemler olduğu için bir bilim dalı kabul edilmemektedir. Dolayısıyla da simyacıların birçoğuna bilim adamı denilmemektedir. Ama öte yandan adeta günümüz modern bilim anlayışının çıkış noktası olduğu da ittifakla herkes tarafından kabul görür.

Simya ile ilgili; olarak bir takım sonuçlar çıkarmak gerekirse;

Simya; bugün tanımlanan anlamda bir bilim dalı değildir

Simya alanında; sadece deneme-yanılma yolu ile çalışılmış, bir konuyu bilimsel anlamda aydınlatmaktan ziyade, önceden belirlenen altın yapmak gibi daha yüzeysel hedeflere yönelinmiştir.

Çalışmalar, teorik bir temele ve hipotezlere dayanmaz.

Sistematik bilgiler içermez

Simyacılar farklı amaçlar için çalışırken deneme- yanılma yöntemi kullanılarak istemeden bazı şeyleri keşfetmişlerdir

Simya içerisinde Kimya’nın yanı sıra; Tıp, Felsefe, Astroloji, Din Bilim gibi alanlardan da yararlanılmıştır.

HEDEFLERİ

Simyacıların bir kaç temel hedefi olmuştur;

Ölümsüzlük sırlarını ve bunu sağlayacak iksir/iksirleri keşfetmek,

Daimi gençlik/güzellik sırlarını ve bunu gerçekleştirecek iksirleri yapabilmek

Diğer metalleri altına çevirmek ve sonsuz zenginliğe ulaşmak,

İnsan hayatının dönüştürülmesi

Bu nedenle, simyacılar tarih boyunca sadece bir kimyacı olarak değil; bazı zamanlar doktor, kâhin, filozof, şifacı, hatta büyücü olarak da kabul edilmiştir.

Onların bu binlerce yıllık çabaları, günümüzde kullanılan bazı deneylerin, birçok araç gerecin ilk hallerini simyacıların keşfetmiş ve kullanmış olduğu gerçeğini doğurmuştur.

Bugün yüzlerce kullanım alanı olan kostik soda, kükürt, cıva, sönmüş kireç, nitrik asit gibi birçok madde ilk defa yüzyıllar önce simyacılar tarafından bulunmuş ve kullanmışlardır.

Simyanın birçok yönü bulunmasına karşın, günümüz popüler kültüründe (sinema ve edebiyattaki simyâ /simyâcı imgelemlerinin de etkisiyle) simya denince akla madenleri altına çevirmeyi deneme işlemi gelmektedir.

Günümüzde, simya sadece alanın mirasçısı kabul edilen Kimyagerler tarafından değil; mistik, egzotik ve sanatsal yönleri nedeniyle görsel sanatlar, bilim tarihçileri ile filozofların ilgi alanına da girmektedir.

Özetle; Simya, modern bilimin temelini atan en önemli disiplinlerden biridir ve günümüz Kimya ve Metalürji, Cam endüstrilerinde kullanılan birçok madde ve işlem eski dönem simyacılarının keşfidir. Yine Tıp, Eczacılık gibi alanların temelini oluşturduğu da görülmektedir.

Modern bilimin temeli niteliğindeki bu alan, metamorfozla Kimyaya dönüşmüş ve 21. Yüzyılda, Biyokimya/Biyoteknoloji, Nanoteknoloji, Kök hücre teknolojilerinin gelişimi ve değişen tüketici talepleri ile yeniden altın çağını yaşamanın eşine gelmiştir.

Simyacıların binlerce yıllık rüyalarını günümüz Kimyagerleri gerçeğe dönüştürecek ve adeta nitelikli bilgi ile dokundukları her şeyi altına çevirecekleri bir dönem başlamak üzeredir.

Yeni dünya düzeninde zümrüdü anka kuşu gibi simyanın küllerinden kimya yeniden doğmaktadır ve klasik bilimlerin hepsi bu süreç de kabuk değiştirmek zorundadır.

Ülkemizin, bu süreçde farkındalıkla yer alması ve bu altın çağdan pay alabilmesi dileği ile bugün ki yazıma son veriyorum.

İyi bayramlar diliyorum..

 

Saygılarımla..

 

 

 

 

Prof. Dr. Nazan Apaydın Demir

Muğla

17.07.15

 

(Not: Bu bilgiler sadece kişisel bilgi ve düşünce paylaşımı olup bilimsel tavsiye niteliği taşımaz.

Kişileri, kurum, kuruluş ve meslek gruplarını hedef almaz.)

Filiz Alev bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 130
Toplam yorum
: 56
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 1338
Kayıt tarihi
: 08.04.14
 
 

Muğla Üniversitesinde Prof. Dr. olarak çalışmaktayım. Kozmetik Ürünler Uygulama ve Araştırma Merkez..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster