- Kategori
- Kitap
Sinekli Bakkal
Yazarı: Halide Edip Adıvar
Sinekli bakkal İstanbul’daki bir semtte bulunan dar bir sokağın ismidir. Roman iki önemli iki unsur göze çarpar. Biri İstanbul bakkaliyesi diğeri ise mahalle imamıdır. Mahallenin imamı mahalle sakinleri tarafından pinti ve hasis, paraya ve makama düşkün; para için jurnalcilik yapabilen hiç tebessüm etmeyen, gülmeyen biri olarak bilinir.
İmamın Emine adında bir kızı vardır. Emine kendisinin hem çocukluk hem de mahalle arkadaşı olan tiyatroda Karagöz ve Ortaoyunu oynayan, mahallede Kız Tevfik adıyla bilinen Tevfik’e kaçar ve hemen evlenirler. İmam da hemen dışarı çıkıp mahalle huzurunda Emine’yi evlatlıktan reddeder.
Tevfik’in annesi ve dayısı vefat etikten sonra kendisine dükkân, ev ve bahçe kalır. Tevfik maddiyata pek önem vermeyen birisi olduğu ve dükkâna iyi bakmadığı için ekonomik anlamda biraz sıkıntı yaşarlar. Emine kendisi dükkânı işletmeye başladıktan sonra işleri biraz düzelir.
Emine, bir gece Tevfik’i, arkadaşlarına kendi evliliğine dair özel şeyleri anlattığını görünce deliye döner ve hemen babasının evine döner. Tevfik Emine’yi eve döndüremeyince tiyatroya devam eder. Tevfik Emine’yle yaşadıklarını arkadaşlarına komik bir şekilde anlatır. Bunu duyan imam mahkemeye başvurarak Emine’nin Tevfik’ten boşanmasını sağlar. Bu olaydan sonra Tevfik sürgün edilir. Emine hamile olmuş ve Rabia adında bir kızı olmuştur.
Emine ve babası Rabia’nın terbiyesiyle özel ilgileniyorlardı. İmam Rabia’ya daima cennet, cehennem, günah ve sevap gibi kavramlardan bahsederdi. Sözde iyi yapıyor torununa terbiye veriyordu. İmam daha önce Emine ve Tevfik faciasından sonra Rabia’yı okula göndermedi. Rabia’yı hafız yapmayı düşündüğü için, ona kendisi ders veriyordu. Rabia 11 yaşında hafız oldu.
Rabia hafız olduğu ve bir de sesi çok güzel olduğu için kısa sürede ünlendi. Rabia’yı Selim Paşa’nın hanımı duyar ve çok beğenir; köşke çağırır. Bir Mevlid gecesinde Selim Paşa Rabia’nın sesini duyar ve çok beğenir. Selim Paşa bu sesinin iyi değerlendirilmesi gerektiğini imama söyler. İmamın tereddütte kaldığını görünce ona Rabia’nın kazandığı paranın kendisine verileceğini söyledikten sonra imam bunu kabul eder. Rabia’ya Mevlevi şeyhi Vehbi Dede ve daha sonrada İtalyan piyanist Peregrini ders vermeye başlar. Rabia köşke düzenli olarak gelip ders alır ve bunun yanında İstanbul’un büyük camilerinde Kur’an-ı Kerim okur. Gelirlerini de dedesine gönderir.
İmam ve Emine, Rabia’nın yanında Tevfik hakkında pekiyi konuşmazlar. İmam Tevfik’in rezil, kötü ve cehennemlik biri olduğunu söyler.
Vehbi Dede, İmam gibi dar düşünmeyen, tam aksine evrensel düşünen bir Mevlevi şeyhidir. Peregrini ise eskiden bir papaz olan, sonradan papazlıktan aforoz edilen bir piyanisttir.
Padişahın Hilmi adında bir oğlu vardır. Hilmi babası gibi düşünmeyen biridir. Hilmi bu aralar Jöntürk adı verilen bir gruba girer ve grubun faaliyetlerine katılır.
Sinekli Bakkal’da hayat devam ederken Tevfik bir gün mahalleye döner, dükkânını açar ve eski mesleği olan tiyatroculuğa devam eder. Rabia bunu duyunca çok sevinir ve zaman kaybetmeden babasının yanına gider. Babasına sarılır, öper… Rabia babasının yanında kalmayı ister ama dedesi ekonomik çıkarı için daha doğrusu yumurtlayan tavuğu elinden gitmesini kaçırmak istemediği için buna karşı çıkar, Selim Paşa’ya başvurur. Selim Paşa her iki tarafı dinledikten sonra çocuğun Tevfik’te kalmasını, gelirlerini ise İmam’a vermesi gerektiği kararını verir. Zaten Rabia da babasının yanında kalmayı ister ve öyle de olur.
Tevfik tiyatroyla uğraşmaktadır. Rabia ise hem dükkana bakar, hem camilerde Kur’an okur, hem de Vehbi Dede ve piyanistten ders alır. Günler böyle devam ederken, Hilmi de Vehbi Dede ve piyanistle gelip gitmeye başlar. Hafiyeler de bunları gözetleyip kayıt altına alırlar. Özellikle Hilmi ve arkadaşları Jöntürkler dedikleri bir gruba üye olmuş ve faaliyetlerini gizlice Rabia’nın evinde devam etmeye başlamışlardır.
Bir gün Nazır Zaid Efendi Tevfik’e bir hafiyesini gönderip, onu yanına çağırır. Tevfik çok korkuyordu. Çünkü daha geçen gün Zaid Efendi’nin taklidini yapmıştır. Zaid Efendi, Selim Efendi’yi devirmek için planlar yapar ve Selim Efendi’nin hatalarını arar. Zait Efendi özellikle, Jöntürkler grubunun bir üyesi olan Hilmi’yi koz olarak kullanmak ister. Bu arada Hilmi de Beyrut’ta gitmiş, Emine de vefat etmiştir. Zait Efendi Tevfik’i çağırdıktan sonra onu uyarır. Kendisinin rahat yaşamasını istiyorsa, kendisinin taklidini yapmaması gerektiğini ve özellikle en önemlisi Tevfik’e hafiyelik teklif eder. Zait Efendi kendisine Vehbi Dede, piyanist ve Hilmi’nin yaptığı çalışmaların kendisine aktarılmasını ister. Tevfik düşünmek için biraz zaman ister.
Tevfik bir gece kadın elbisesi giyinmiş olduğu bir halde ve yanında da gizli belgelerle, bulunduğu hastaneden çıkarken yakalanır. Selim Efendi ve polisler, Tevfik’i her ne kadar sıkıştırdıysa da, o kimseyi ele vermez. Selim Efendi daha çok bu gizli belgelerin Hilmi’ye ait olacağından kuşkulanır. Hilmi Beyrut’tan döndükten kısa bir süre sonra Şam’a sürgün edilir. Aynı zamanda Tevfik de Şam’a sürgün edilir. Daha sonra Hilmi, Şam’dan, tekrar Beyrut’a kaçar.
Sinekli Bakkal sokağında hayat bir şekilde devam etmektedir. Rabia dükkânı açmış, yanında da Cüce Rakım ve Çingene Pembe vardır. Rabia, babasının hasretinden eriyip gitmektedir. Aynı zamanda kendi derslerine de devam etmektedir. Rabia’nın tek tesellisi piyanist ve Vehbi Dede’dir. Bunlar hem Rabia’ya ders verir, hem de hayat mücadelesinde yanında olurlar.
Bu arada Rabia daha küçüklüğünden beri piyanist Peregrini’yi içten içe sever. Piyanist de Rabia’yı sever ama iki taraf da bir türlü birbirlerine sevdiklerini söyleyemezler. Rabia, en büyük engel olarak, aralarındaki dini inançların farklı olmasını görür. Vehbi Dede de piyanisttin Rabia’ya olan aşkını fark eder.
Bir gün piyanist Rabia’ya açılır ve evlenme teklifi eder. Rabia da evlenme teklifini kabul eder ama bir kaç şartı vardır. Birincisi, piyanistin Müslüman olmasını ister. İkincisi ise ömür boyu Sinekli Bakkal sokağında mütevazı bir hayat yaşamaları gerektiğini söyler. Piyanist, ilk önce biraz dirense de daha sonra Müslüman olmayı kabul eder ve Osman ismini alarak Rabia’yla evlenir.
Rabia 21 yaşında kendisi de 50’ye merdiven dayamıştır. Arada sırada kültür farklılığından dolayı sorunlar çıkabilmektedir. Osman, Batı Kültürüne sahip, Rabia ise yetiştiği muhafazakâr düşünceye sahiptir. Rabia’nın çocukluğundaki yaşantısı, onun şimdiki yaşantısını da etkiler.
Rabia’nın dedesi İmam Efendi vefat edince, Rabia ve Osman imamın evine yerleşirler. Rabia’nın bir çocuğu olur.
Sene 1908. İkinci Meşrutiyet ilan edilir ve sürgündekiler birer kahraman olarak geri dönerler. Sürgünden, Rabia’nın babası Tevfik de geri döner ve Sinekli Bakkal’da hayata bu şekilde devam etmeye çalışır.
Romanın, Eğitimin Öğeleri Açısından İncelenmesi:
Öğrenci Rabia: Çocukluğu, dedesi İmam ve annesi Emine’nin terbiyesinde geçer. Çocukluğunu yaşayamaz ve dedesi tarafından sürekli olarak cehennem tasvirleriyle büyütülür. Dedesi, kızından dolayı Rabia’yı mektebe göndermez ve eğitimini kendisi verir. On bir, on iki yaşlarında Vehbi Dede’den ders almaya başlar. Rabia kısa sürede tef, kanun gibi alaturka sazları süratle ve kabiliyetle öğrenir. Alaturka pek çok şarkıyı da güzel bir şekilde söyleyebilmektedir. Daha sonra Peregrini’den de Batı Müziği dersleri almaya başlar ve bunda da başarılı olur. Vehbi Dede ile tanıştıktan sonra dedesinin korkutucu din öğretilerinden bir nebze Mevleviliğin yumuşaklığına doğru kaysa da, hayatının pek çok anında dedesinin etkisi ön plana çıkar. Babasıyla kalmaya başladıktan sonra ise neşeli ve sanatkâr yönü daha baskın bir şekilde ortaya çıkar. Bu durum, simasına da yansır.
Öğretmenler: İmam, Peregrini=Osman, Vehbi Bey: İmam torunu Rabia’yı yetiştirirken çok katı kurallarla eğitir. Bu Rabia’nın tüm hayatını etkiler. Peregrini, Batı Müziğinin üstadı olan, kulağı çok hassas bir müzik hocasıdır. İslamiyet’i kabul ederek Osman adını alır. Rabia’yı en çok tahlil eden kişidir. Rabia’ya eleştirel düşünmeyi öğretmeye çalışır. Vehbi Dede ise Rabia’nın fikirlerinde biraz daha geniş düşünmesini sağlar. Bu sayede Rabia kendini geliştirir.
Çevre: Rabia’nın yetiştiği çevre farklı sınıflardan oluşur. Bir yandan Sinekli Bakkal’daki fakir halk, diğer yandan ise saray hayatı olmak üzere iki farklı yaşam tarzı, iki farklı dünya vardır. Bu farklılıklar Rabia üzerinde çok etkili olur ve zamanla onun dünyaya olan bakışını etkiler. Bir yanda Sinekli Bakkal sokağının mütevazı yaşamı, bir yanda saray hayatı, diğer bir yanda ise İtalyalı piyanistin Avrupai hayatı vardır. Bunların ortasında da Rabia bulunmaktadır.
Kısaca romanda Rabia’ya küçüklüğünden beri ders veren İmamın etkisi, Rabia’nın ileriki yaşamını ve bakış açısını etkiler. Çünkü artık bu fikirler Rabia’nın bilinçaltına yerleşmiştir. Rabia İtalyan piyanistten, Mevlevi şeyhinden ders alıp fikirleri biraz esnese de eski fikirlerinden bir türlü kopamaz. Kendi içinde çatışma yaşar. Bir diğeri de farklı kültürleri sentezler: Bir yanda Saray Kültürü bir yandan Mahalle Kültürü ve bir yandan da İtalyan piyanistin kültürü.
Sonuç:
Değişmeye karşı ne kadar direnilse de, değişim ne kadar sancılı olsa da, değişim önüne geçilemez bir durumdur. Bunun için değişime karşı sürekli hazırlıklı olunmalıdır.
Fehmi Baskale