​ Sinema / Sinema / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Eylül '08

 
Kategori
Sinema
 

Sinema

Sinema
 

Herkese selamlar. Bu site blog konusunda oldukça düzeyli. Ben de ilk defa bu kadar ciddi bir sitede blog yazıyorum. Kusurum olursa affola....neyse konuya gireyim...

Hepimiz biliyoruz ki günümüz koşullarında yabancı ülkeler teknolojiyi sinemada hat safhada kullanıyor. Mükemmel işler çıkarıyorlar. Bizde bu konuda iyi yoldayız. Son 3 yıldır güzel filmler yaptık ama elbette daha çok koşmak lazım.
Merak ettiğim konu şu;Bu kadar iyi filmler çekilirken ve hemen hemen her bütçeye hitap eden sinemalar ülkemizde mevcutken daha doğrusu en azından iki haftada bir gidilebilir sinemalar varken neden çoğu sinema sahibi Türkiye'nin belli bir kesiminin sinemaya ilgisinin tamamen bittiğini söylüyor.Eskiden fakir-zengin, genç-yaşlı demeden herkes arada bir film izlemeye gidermiş. Sonra tv girmiş evlere açıkhava sinemaları iflas etmiş. Sonradan filmler sinemalarda kapalı gişe oynamaya başlamış. Çünkü tv uzun vadede sinemaya olan ilgiyi arttırmış. İnsanlar sinemanın muhteşem bir aktivite olduğunun farkına varmışlar.
Derken bizim zamanımıza gelmişiz.Çok ilgi çekici fragmanlar yapmadıkça filmin ilk bir haftada maliyeti karşılayıp karşılayamayacağı belli olan bir döneme geçiş yapmışız. Oyunculukla alakası olmayan, sadece dublaj ve tekrar çekimlerle oyunculuğu bir şeye benzetilen insanlar yeşilçam ustalarından fazla anılır olmuş. Salak rolü oynayan nice zeki bayanlar göğüslerinin filmin bir tek sahnesinde görünmesiyle 100 milyarlar kazanır olmuş.

Bunu haber yapan kanal bu haberin hemen arkasından bakımsızlıktan ölmek üzere olan ve tek göz bir odada yaşayan nice sinema çınarlarının halini yansıtmış ekranlara. Her izlediğimizde kanımızı donduran ''hababam sınıfı tatilde'' filminin Edip Akbayram'ın ''aldırma gönül'' şarkısıyla birleşen final bölümünü her daim izlemeye devam etmiş ama Münir Özkulu hiç merak etmemişizdir. O hababam kahramanlarının kiminin 3-5 kuruşa şarkı söylediğini, kiminin benzin pompacılığı yaptığını, kiminin ise öldüğünü bilenimiz yoktur. Ama bir ünlünün son 3 sevgilisini sayabilir hale gelmişiz. Ama ana haber bültenlerinde daha nice sanatçıların anılma haberine 1 dakika bile ayrılmazken bir ünlünün köpeğinin ölümü için yarım saat haber yapacak raddeye gelmişiz.

Soundtrack'leri resmen kopyala-yapıştır ile aynı mantıkta olan enstrümantel dizi müziklerini defalarca dinleyip bir saatlik senaryonun üç yıllık dizi olduğunu görmüş ve çok beğenmişiz. Birilerine saf olduğumuzu belli etmişiz ki yine yakında unutulacak olan Osman Yağmurdereli'nin dediği gibi ''bu ülkede çekilen dizi sayısı ülkede bulunan yönetmen sayısının birkaç katı''sözüne aldırmaz olmuşuz.Bunlarla uyutulmuşuz.gündemden uzak tutulmuşuz...susmuşuz...Sizce de artık zamanı değil mi? Birilerinin düzeyli bir sinema için, düzeyli insanları beyazperdeye yansıtmak için birşeyler yapması gerekmiyor mu?


(son paragrafım belki ana temayla alakalı değil ama belirtmek istedim)herkese hayırlı ramazanlar

 
Toplam blog
: 6
: 620
Kayıt tarihi
: 31.08.08
 
 

1985 Muş doğumluyum. Türkiye' nin her yöresini ve insanlarını yaşıma oranla iyi bilirim. Doğru olanl..