Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Mart '20

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
163
 

Sinemanın Rengi: Emma

 

“İnsanların kendi duyguları kadar yanıldıkları bir şey yoktur.”

                                                                            Jane Austen

 

    Çağının yaşam tarzından tamamen bağımsız bir yaşama sahip olmaya çalışmış olan ünlü İngiliz yazar Jane Austen, kitapları birçok kez sinemaya uyarlanmış ve bu yapıtları seyirciden tam puan almış bir yazardır. Yazarın yanlış anlamalar üzerine kaleme aldığı aynı isimli romanından uyarlanan Emma,  bizi 19. yüzyılın kadın kahramanlarının yaşamına 2 saatlik bir süre için götürüyor ve tadı tamamen damağımızda kalıyor. Kadın ve erkek arasındaki dengenin sağlanmasını ele alan filmin senaryosunu Tim Bevan, Eric Fellner ve Graham Broadbent ele almış, yönetmenliğini ise Autumn de Wilde üstlenmiştir. Emma karakteri,  çağının ötesinde yaşıyor gibi görünse de hiç deniz görmemiş, yaşadığı yer olan Hartfield’dan hiç uzaklaşmamış bir karakterdir. Jane Austen, kendi hayatında yakalayamadığı mutluluğu karakterine yansıtmış ve karakterimiz aradığı mutluluğa aldığı dersler sonucunda ulaşmıştır. Her kadının kendi kaderini belirleyebilecek güçte olduğu kinayeli bir şekilde sunulmuştur.

   2020 yılında yeniden beyazperdeye uyarlanan Emma, Birleşik Krallık ve ABD ortak yapımı. Emma güçlü karakterleriyle romantik kategorisinden ziyade daha derin bir mesaja sahiptir. Emma Woodhouse insanlar, onların umutları, hayaller ve özlemler konusunda uzman olduğunu düşünen; zeki ve yorumları yüzünden sürekli insanların ilişki kurmalarını sağlayan bir kızdır.  İnsanları yönlendirmeyi ve bunun sonuçlarını izleyerek hayattan keyif almayı çok seviyordur.

 

“Bunun şansla bir ilgisi yok. Sadece yetenek ve önsezi.”

Fakat işler istediği gibi gitmez. Mürebbiyesi olan Bayan Taylor’ın evlenmesinden sonra yalnız kalacağını düşünen Emma, genç bir kız olan Harriet Smith ile tanışır. Zamanla aralarında sıkı bir arkadaşlık gelişir ve Emma, Harriet’ın hayatını yönetmeye çalışır.  Bu durum Bay Knightley’in hiç hoşuna gitmez ve onu bu konuda uyarmak ister.  Bay Knightley, Emma’yı eleştirebilen ve onun için endişelen bir karakter.  Knightley’nin aksine, Emma’ya parası, statüsü ve zekası sebebi ile yaklaşan Frank Churchill, aşk üçgenine sebep olur. Emma’nın zıt karakteri olarak gördüğümüz Jane Fairfax ise bu üçgene giriş yapar. Ayrıca, Bay Elton konusundaki yönlendirmeleriyle başlayan yanlış anlaşılmalar, Emma’ya çözmesi gereken birçok üçgenin kapısını açacaktır.  

   Çöpçatanlığının sonucunda mutlu olmaktan ziyade hep sevdiklerini kaybeden Emma, tüm bunların sonucunda mutluluğa ulaşabilecek midir? Aklına mı güvenerek hareket edecektir yoksa kalbine mi?

   Mr Knightley, “Bir tane Emma’m” diye sözünü sürdürdü. “Çünkü bu konuşmanın sonucu ne olursa olsun sen her zaman benim bir tanem olacaksın.”

“En sevdiğim, biricik Emma’m benim, hemen yanıt ver bana.”

   Evliliğin sosyalleştirdiğine inanan Emma, 19. yüzyılın katı ve yerleşmiş geleneklerini insani yönleriyle savurur. Gerçek aşkı arayışının sonucunda kibrini ve asiliğini bir kenara bırakarak gerçeklere ulaşacaktır.

  2020 yılının en iyi filmleri arasında gösterilen film, başarılı oyuncu kadrosuyla çok beğenilmiş ve alkış toplamıştır.

İyi seyirler...

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 57
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 252
Kayıt tarihi
: 18.07.15
 
 

1992 yılı İstanbul doğumlu. İlkokulu İstanbul'da okudu, ortaokulu ve liseyi Edirne'de bitirdi. Kara..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster