​ Sinop' ta ahlaksız teklif / Basın Yayın / Medya / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Şubat '07

 
Kategori
Basın Yayın / Medya
 

Sinop' ta ahlaksız teklif

Sinop' ta ahlaksız teklif
 

Şehrazat’ı bilir misiniz ? Hani lösemi hastası çocuğunun tedavisi için gerekli parayı bulmak adına çaldığı her kapı yüzüne kapanan, çaresiz 150 bin dolar karşılığı kadınlık onurunu ve namusunu ayaklar altına alarak, siyah bir geceyi birlikte geçirebilmek için kendisine sunulan ahlaksız teklifi kabul etmek zorunda kalan ve henüz tanıdığı bir erkeğin koynunda, o geceyi yaşayan Şehrazat..

Sinop Belediye Başkanını bilir misiniz?

Hani sendikaya üye oldukları için, idari hizmetlerde yıllardır çalışan kadınları, kendi deyimiyle sırf 150-200 Lira fazla para verdiği için, temizlik kadrosuna atayıp, ellerinde süpürgelerle, sokak sokak temizlik yaptırarak kadınlık onuru ile alay eden belediye başkanı.

İkisininde ortak noktası ne acaba?

Birbirine benzer iki hikaye, sadece siyah gece ile siyah gündüzün bedeli kadar fark var.

İkisi de siyah, ikisi de kara.

İkisi de ahlaksız teklif..

İkisinde de çaresizlikten kabul eden, etmek zorunda kalan kadınlar.

Birbirlerine benzer noktaları ne kadar çok değil mi?

Tek fark rakamlar, benzerlikleri sonsuz.

“Şimdi sendika üyesi olduğunuz için 150-200 Lira fazla maaş alacaksınız, bunu hak etmeniz lazım”.

Bunu Türkiye Cumhuriyetinin bir belediye başkanı söylüyor, çağdaş ve Atatürk Türkiye’sinin bir belediye başkanı..

Yenilir yutulur gibi değil..

Bu sözleri duyduğumda irkildim, utandım, bilmiyorum utanması gerekenler bir nebze olsun utandı mı?

150 Lira, birçoğunuzun bir akşam üstü sefasında boğazda bir yemek, bir eğlence merkezinde geçecek birkaç saat için, gözünü kırpmadan harcadığı rakam,

Ama bu bedel bir belediye başkanı için o kadar fazla olmalı ki, onun uğruna kadınlık onuru ile alay etmenin bedeli olarak görüyor..

Neredeyse 150 bin dolar kadar.

Hıncını almak istercesine, ellerine süpürge verip, “Hadi bakalım sokağa” diyebilecek cesareti kendinde bulabiliyor.

Derseniz, sokağı süpürenlerin onuru yok mu?

O sadece demagoji, lafebeliği olur.

Belediye başkanının affedilir bir tarafı, mazur görülüp tutabilecek bir dalı yok,

Keşke kendini eleveren suçlu gibi itiraf etmeseydi “150 Lira’yı hak etmeniz lazım”, dı diyerek

O zaman bir cahillik derdim yaptığına.

Şimdi diyecek bir kelime bile bulamıyorum..

Çünkü tarifi yok, lügat ta geçmiyor.

Geçen hafta gözümün önüne geldi birden,

Asgari ücretle çalışıp, yurtlarda baktıkları çocuklara her türlü işkenceyi reva gören, “bu ücrete iyilik meleği olmamızı beklemeyin”diyen sözümona anneler vardı ya!

Sanki o sahnenin bir benzerini yeniden yaşıyor gibiyim.

Yada cinsel dürtülerini tatmin için verdiği paranın karşılığı almak(!) isteyen sadist birinin, elinde kamçıyla kurbanını kamçıladığı gibi.

“Parasını verdim karşılığını vereceksiniz!..”

Kendini o koltuğa taşıyan oy veren seçmenine, cennet ayağının altında olan annelerimize, bacılarımıza, hakareti görev sayan bir belediye başkanı o koltukta oturmamalı.

O görüntüyü, hiçbir parti tabanı kaldıramaz, kaldıramayacağı kadar ağırdır, ama benim partilim anlayışı ile sineye çekiyorsanız, sadece Allah’tan korkun derim.

 
Toplam blog
: 26
: 1713
Kayıt tarihi
: 22.07.06
 
 

Yerel bir gazetede yaklaşık 6 yıldır köşe yazarlığı yapıyorum. Gündelik yaşamın gölgesinde kalan kon..