- Kategori
- Öykü
Sır -18. bölüm

RESİM:ALINTI“Aşkım… Sesini duymak istedim.”
Yaşlı kadın ile göz göze geldi Tauna. Hızla aklından geçti kadının söyledikleri ve koşar adımlarla ilerlerken Selim diye seslendi sevdiğine.
“Selim… Bekle…”
Duraladı adam… Ve döndü.
“Bekle sevgilim. Seninle geliyorum…”
“Tuanam… Tuanam…” diyerek kucakladı kadını ve döndürdü havada.
“Aşk kazandı. Aşk kazandı.” diye ellerini çırptı yaşlı kadın sevinçle.
“Can damlam… Beni öyle mutlu ettin ki…” diyerek sarıldı kadına. Saçlarının kokusunu içine çekti.
…………………………
Tuana eski neşesine kavuşmuş gibi görünüyordu yol boyunca. Selim sevinçten havalara uçacaktı bıraksalardı. Geceyi birbirlerinin kollarında geçirmişlerdi. Çok az konuşmuşlardı beden diline teslim olarak.
Gece örtüyordu her şeyi bir örtü gibi. Gün ışıyınca gerçek saklanacak yer bulamıyor ve tüm çıplaklığı ile kalıveriyordu ortada.
Birlikte yaptıkları kahvaltının ardından Selim kocaman bir öpücük kondurarak can damlasının alnına iş yerine gitmek için çıkmıştı evden. Tuana pencereden bakarak el sallamıştı Ona.
“Baban gidiyor bebeğim. Bakalım bir daha ne zaman gelecek? Gözümüz yollarda Onu hep böyle bekleyeceğiz.”
İstanbul’a gelince, sabah olunca… Büyü bozulmuştu yeniden. Selim işine gitmişti işte bebeği ile Onu baş başa bırakarak. Ait olduğu yere karısının yanına dönecekti bu akşam. Bunu bilmek Tuana’ya tarif edilemeyecek bir acı veriyordu. Yalnızdı, yine yalnız. Kendisine ayrılan saatlerle yetinmek zorundaydı. Paylaşmak zorundaydı sevdiği adamı bir başka kadınla. Bir başka kadının Ona sarıldığını, seviştiğini, öpüştüğünü bilmek, bilmek ve buna dayanmak çok zordu. Öyle ya birkaç gündür yoktu Selim ve karısı da Onu özlemiş olmalıydı.
Ellerini yumruk yaparak sıktı Tuana bu düşüncelerin etkisiyle.
“Bebeğim… Eğer seni dünyaya getirmezsem, getiremezsem bana kızma. Babana kızma. Durumumuz ortada. Aman Allah’ım. Acaba Selim’in başka bir çocuğu var mı?”
O ana kadar aklına gelmeyen bu olasılı… İçinde bulunduğu durumu daha da karmaşık bir hale büründürüyordu Tuana’nın.
…………………
Selim ise önce iş yerine değil evine gitmeyi uygun bulmuştu. Üzerini değiştirecek ve evi kolaçan edecekti.
“ Hoş geldiniz Selim Bey.”
“Hoş bulduk Halide.”
“Leman Hanım uyuyor mu?”
“Sanırım… Yani ses gelmiyor …”
“Nasıldı genel durumu ben Ankara’da iken?”
“Aynı… Dün sabah hırçındı yine. Çok zorladı bizi.”
“Anlıyorum. Ben bakayım bir…”
…………………
“Alo.” diyerek açtı Elif telefonunu uykulu gözlerle.
“Elif benim. Tuana.”
Doğruldu Elif yatağın içinde.
“Uyandırdım değil mi?”
“Önemli değil canım. Dün gece geç saatte dönünce.”
“İstanbul dasın, doğru anladım değil mi?”
“ Evet. Ya sen.”
“Ben de dün döndüm. Döndük yani Selim ile.”
“Yalnız gideceğini sanıyordum.”
“Yalnız gittim. Ama o beni eliyle koymuş gibi buldu.”
“Heyt be. Ben aşk diye buna derim.”
“Elif… Ben çok yalnızım. Bana gelsene.”
“Tamam canım. Bir duş alıp çıkıyorum hemen.”
…………………
“Hoş geldiniz Selim Bey.”diyerek ayağa kalktı Yaren.
Başı ile selamladı Selim.
“Nasıl Leman Hanım?” diye fısıldadı.
“Her zaman ki Selim Bey… Dün sabah hırçınlaştı yine.”
“Halide söyledi. Arasaydınız beni.”
“Toplantıdasınızdır diye rahatsız etmek istemedim.”
“Sağol Yaren. Sen olmasaydın biz ne yapardık?”
“Aman Efendim.”
Selim yatakta masum şekilde yatan kadına baktı acıma duygusu ile. Sonra da sessizce odasına gitti. Üzerini değiştirip, çıktı.
………………………
“Hoş geldin Elif…” diyerek sımsıkı sarıldı Tuana arkadaşına.
“İyi ki geldin canım. Yoksa düşün düşün kafayı yiyecektim.
“Konuştun mu Selim ile?”
“Hayır. Bunu yapabileceğimi de sanmıyorum. Onun söylemesini beklemekten başka bir şey gelmiyor elimden.”
“Canım benim. Keşke elimden bir şey gelebilse.”
“Onun başka bir kadına sarılması, onu sevmesi, öpmesi fikri beni çileden çıkarıyor Elif.”
“Selim seni seviyor bunu sakın unutma. Kalbi seninle böylesine dolu olan bir adam başka bir kadınla olamaz Tuana.”
“Böyle mi düşünüyorsun?”
“ Evet…”
“Şimdi ben buna sevinmeli miyim?”
Cevap vermedi Elif. Ne söyleyeceğini bilmiyordu ki…
Cebi çaldı o sırada.
“Selim arıyor.” dedi kadın yüzünde güller açarak.
“Efendim Selim.”
“Aşkım… Sesini duymak istedim.”
Gülümsedi kadın.
“Seni şimdiden çok özledim.”
“Ben de… Akşam gelecek misin?”
“Bir iş görüşmemiz var. Dışarıda olacağız. Sanırım geç saatlere kadar sürer. O saatten sonra seni rahatsız etmek istemem.”
“Anlıyorum.”
“Biliyorsun kaç da olursa olsun rahatsız olmam ben.”dedi içinden Tuana.
“Seni seviyorum.” dedi Selim telefonu kapatmadan hemen önce.
“Ben de seni seviyorum.” diye mırıldandı Tauna.
Gülümsedi Elif. Size gıpta ediyorum Tauna.
“Bize mi?”diye dudak büktü Tuana.
“Sevgi çok büyük… Buna şüphem yok. Ama işte bahaneler başladı. Akşam iş yemeği varmış.” dedi kendini bitkin bir şekilde koltuğa bırakarak.
“Sen de haklısın kaç parçaya bölünebilirsin ki…” diye düşündü.