​ Sır- 9.bölüm / Öykü / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Ekim '09

 
Kategori
Öykü
 

Sır- 9.bölüm

Sır- 9.bölüm
 

"RESİM:ALINTI""Affet sevgilim. Bakamazdım telefona. Sesini duymaya dayanamazdım."


Bir gayretle kalktı yerinden. Elini yüzünü yıkadı. Sonra iş yerinin telefonunu çevirdi.

“Neşe.”

“Tuana.”

“Neşe. Ben iyi hissetmiyorum bu sabah kendimi. Gelemeyeceğim işe.”

“Nen var Tauna?”

“Bir halsizlik var üzerimde. Baş ağrısı ile uyandım. Bu akşam benim programımın yerine.”

“Sen programı düşünme Tauna. Ben hallederim. Bilirsin çenem düşüktür.”

Gülümsemeye çalıştı kız.

“Neşe… Aslında ben… Neyse… Yarın kendimi iyi hissedersem uğrarım.”

“Bir doktora görünsen iyi olur Tuana.”

“Biraz dinleneyim. Olmazsa giderim.”

“Çok yoruldun bu ara.”

“Haklısın. Belki senelik izin kullanırım. Düzelemezsem. Görüşürüz. Sağ ol Neşe” dedi kız tek başına kalacağına sevinerek.

……………………….

Selim cep telefonunu odasında bıraktığını fark ederek yukarı çıkmıştı. Hemen kavradı telefonunu. Mesajlarına cevap gelmemişti. Tuşladı kızın numarasını.

“Aradığınız numaraya şu an ulaşılamıyor. Mobil telefon kapalı ya da kapsama alanı dışında…”

Dudaklarını ısırdı sıkıntı ile Selim.

“Tuana… Neden bana yalan söyledin? Neden kapalı telefonun?” diyerek yeniden aradı numarayı. Yine o metalik sesle karşılaştı.

“O gün bir tuhaflık vardı zaten. Eminim ağlıyordu ayrıldığımız gün. Ağlıyordu hiç şüphem yok.” diyerek çaresizce döndü odanın içinde. O ana gitti yeniden.

“Can damlam neden açmıyorsun telefonunu?”

“Özür dilerim duymamışım. Radyoda bizim programı dinliyordum. Sesini çok açmışım. Kusura bakma. Vardın mı hava limanına?”

“Evet Yeşilköy’deyim.”

“Can damlam… İyi misin sen? Yan yana geçerken yanaklarında yaş olduğunu gördüm.”

“ Yyoo… Sana öyle gelmiş. Sana öyle gelmiş. İlahi Selim nasıl gördün ki o kadar uzaktan?”

“İyisin değil mi? Seyahati iptal edip hemen yanına gelebilirim.”

“Lütfen sevgilim. İşinden olma. İyiyim ben hem de çok iyi.”

Yüzünü sıvazladı Selim düşünceli bir şekilde.

“İyiyim dedi. İyi değildi. Tuhaftı o gün. Nasıl anlamadım. Nasıl?Ah Tuana neyin var can damlam? Hem sonra neden Elif ile olacağını söyledin o akşam. Harun ile Elif’in ayrıldıklarını. Bana ilk kez yalan söyledin. Neden can damlam neden yalan söyledin?” diye içi içini yiyordu genç adamın.

Hemen ev telefonunun numaralarını tuşladı.

Tuana telefonun sesi ile irkildi.

“Kim arıyor olabilir ki? Neşe… Neşe olabilir.” diyerek telefona yöneldi, ahizeyi kaldıracaktı ki Selim’in cep telefonunun numarasını gördü ekranda.

“Selim. Selim arıyor.” diyerek sanki karşısındaki adam onu görüyormuş gibi bir iki adım geri attı.

Çaldı... Ç aldı… Çaldı ve sustu telefon.

“Affet sevgilim. Bakamazdım telefona. Sesini duymaya dayanamazdım. Doğrusu bu. Birbirimizi bir daha görmememiz. Sesimizi duymamamız. Gözlerimize bakmamamız gerek. Buna mecburuz.”diyerek elleri ile yüzünü kapadı kız ve hıçkırıklara boğuldu.

“Ev telefonu da cevap vermiyor. Mesajlarıma cevap da vermedi. Görmemiş olabilir mi? Erkenden çıktı belki de… Şarjı bitti. Sakin ol Selim sakin ol.” diye mırıldanırken kapısındaki tıkırtı ile döndü.

“Selim... İçeride misin?”

“Harun.” diye mırıldandı Selim nerede olduğunu, ne için olduğunu hatırlayarak. Hemen açtı kapıyı.

“Selim saatten haberin yok mu? Geç kalacağız eğer hemen çıkmazsak.”

Saatine baktı Selim.

“İş yeri. İş yerinden arayabilirdim.” diye düşündü o an.

“Hadi Selim. Neyin var senin?”

“Toplantıdan sonra ararım.”diye geçirdi içinden ve çıktılar odadan.

………………………..

Ne kadar süre orada öylece kalmıştı Tuana. Ürperti ile kendine geldi. Midesinde bir sızı vardı. Neredeyse dün akşamdan beri hiçbir şey yememişti. Hatta dün akşam bile hiçbir şey yememişti.

Elini karnının üzerinde dolaştırdı sonra.

“Seni de ihmal ettim değil mi bebeğim. Acıktın değil mi?” diyerek mutfağa yöneldi.

Bir dilim ekmeğin üzerine zeytin ezmesi sürdü. O sırada kaynamıştı ısıtıcıdaki su. Fincana boşalttığı sıcak suyun içine poşet çayı daldırdı.

Canı hiçbir şey yemek istemiyordu ama zorladı kendini. Bebeği için bir şeyler yemesi gerekiyordu. Hazırladığı nevaleyi tepsinin içine yerleştirerek salona geçti. Yarım dilim ekmeği zorla bitirdi. Düşünceler esir almış gibiydi zihnini. Çayını bitirdi. Tepsiyi mutfak tezgâhının üzerine bıraktı. Mutfaktan dönerken vermişti kararını. Bir süre buradan, bu şehirden uzaklaşmak iyi gelecekti ona. Salim kafayla düşünmeliydi. Yanlış bir karar vermemeliydi. Ama daha önce uğraması gereken bir yer vardı.

Sabahlığını ve geceliğini çıkardı üzerinden. Kot pantolonunun üzerine gelişigüzel seçtiği kırmızı bluzu geçiriverdi. Kırmızı rengin üzerinde daha da solgun görünüyordu yüzü. Saçlarını fırçaladı belli belirsiz.

“İyiyim ben… Daha iyi olacağım.”dedi aynadaki aksine.

“Bu akşam radyoda olacağım. Gitmeden önceki son programımı yapacağım.” diye düşündü ve çıktı evden.

Sahil yolunda ilerliyordu Tuana’nın kullandığı araba.

Önce Bebek’e uğrayıp badem ezmesi aldı. Sonra da eflatun renkli leylaklardan aldı bir buket.

Park etti arabasını bakım evinin bahçesine.

“Önce doktoru görmeyelim.”diye düşündü merdivenlerden çıkarken.

“Çok ihmal ettim onu. İki ay oldu görmeyeli. Artık daha sık geleceğim.”

“Tuana Hanım…”

“Ah… Merhaba Özgür Bey…Nasılsınız?”

“Teşekkür ederim. İyiyim… Siz nasılsınız?”

“Ben… İyiyim… Babam, babam nasıl?”

“Daha iyi Tuana Hanım.”

“Ben gelemedim uzun süredir. Biliyorsunuz telefonla bilgi aldım hep.”

“Babanızın emin ellerde olduğunu biliyorsunuz.”

“Onun için rahatım ya böyle.”

“Durumunda bir gelişme var mı? Son görüşmemizden beri.”

“Evet… Olumlu yönde bazı tepkileri var.”

“Onu görebilir miyim?”

“Elbette.”dedi Özgür kızın elindeki leylak buketine ve poşetin içindeki kutuya bakarak.

“Leylaklar… Ve badem ezmesi değil mi?”

“Ah… Evet…”dedi kız poşetin içindeki kutulardan birini çıkarıp doktora uzatırken.

“Niye zahmet ettiniz Tuana Hanım? Çok teşekkür ederim.”

“Rica ederim. Afiyet olsun.”

“Babanız odasında olmalı. Buyurun.”

Birlikte ilerliyorlardı koridorda Tuana ile Özgür.

“Badem ezmelerini çok seviyor Mithat Bey… Nasıl mutlu oluyor sizi görünce…”

 
Toplam blog
: 755
: 776
Kayıt tarihi
: 13.06.07
 
 

Ankara'da doğdum. İlk, orta, lise ve üniversite eğitimimi Ankara'da tamamladım. AÜİF iş idaresi b..