- Kategori
- Edebiyat
Şirazlı Sa’di ve Bilinmeyen Şarktan Hükümdarlara Öğütler (Nasihatü’l Mülük)

Bizlerden bazıları Şark edebiyatını ya hiç tanımadı ya da benim gibi geç tanıdı. Şark denince akla ilk geleceklerden biri de Fars yani eski İran medeniyetinden kalanlar. Birtakım eserler hem nasihat anlamında hem de ders anlamında bizlere önemli öğütler nasihatler veriyor. Batı ne kadar okunması gerekiyorsa en az bir o kadar da doğunun şarkın eski eserleri de okunmaya değer.
Birçoklarımız, Kelile ile Dimne, Tutiname, Akıllı Deliler, Ahmaklar, Oburlar vs adlı eserleri görmüş ve de okumuş olabilirler. Kitap okumaya meraklı olanlardan ise neredeyse hemen herkes, Şirazlı Sa’di’nin Gülistan ve Bostan adlı eserlerini duymamış olamaz. Sa’di bu konuda şüphesiz tüm dünyaca bilinen önemli bir şair, yazar ve önemli bir rehber olarak kabul edilmelidir.
Herkes dilediğini rehber edinebilir tabi ki, buna kesinlikle sözümüz olamaz. Dilim döndüğünce, ifade edebildiğim ölçüde, doğu bilgeliğini herhangi bir karşılık beklemeksizin bir yerlere not bırakmak; okuyan herkesin kendince bir sorumluluk duygusundan kaynaklanan paylaşım arzum bana bu yazmam için cesaret verdi.
Sa’di meşhur Nizamiye Medreselerinde tahsil gören ve gördüğü tahsilden sonra Hindistan’dan Libya’ya kadar coğrafyayı gezen; ilim pratiğinin halkın içinde olduğuna inanan bir gezgin ve şüphesiz bir söz üstadıydı. Bazı eserlerini bizler okuyabildik; bazılarının da adı kaldı, kendi yok. Varsa da ben ancak ilk üçüne ulaşabildim.
Bunlar; Bostan Gülistan, Nasihatü’l Mülük olup ayrıca
Kasayid-i Arabi
Kasayid-i Farsi
Merasi
Mülemmaat ve Müsellesat
Terciat
Tayyibat
Bedayi
Havatim
Gazeliyat-ı Kadim
Sahibiyye
Hubsiyyat
Rubaiyyat
Müfredat adlı eserleri de varmış.
İran edebiyatından seçmeler bazılarına ilginç bir konu gibi gelebilir. İran herkesin bildiği gibi ilginç medeniyetlerden birisi. Öncelikle binlerce yıldır yerini korumayı bilmiş köklü bir medeniyet. Onunla savaşıp harplar yapan medeniyetlerden şimdilerde yerlerinde yeller esiyorken, bu medeniyet binlerce yıl yerinde duruyor. İslam’dan önce de güçlü bir medeniyetleri olan bu bölgede önemli şairler, düşünürler ve kendine özgü eserler vermişler, bir şekilde varlıklarını yerlerinden çok fazla oynamadan devam ettirebilmişlerdir. Batının birçok ülkesinin birkaç yüzyıllık medeniyetlerine rağmen iki bin yıldan fazla ayakta olan enteresan medeniyetin önemli edebi eserler verememesi beklenemezdi şüphesiz.
Avesta, Enderz-i Azebad Mihrespendan, Yadgar-i Bozormihr, Daru-yi, Pednamek-i Zerdüşt, Darü-yi HURSENDİ, Cavidan-i Hired, Tezhibü’-ahlak, Kimyayi Sa’adet, Ahlak-i Celali, Dinkered Guzideha-yi Zadsperem, Rivayet-i Pehlevi, Ardavirafname ve Minü-yi Hired, Bundehişn, Dinekerd Şikend-i Germanik Viçar, Destan-i Dinik gibi burada sayamayacağımız kadar hacimli birçok eserden bahsediliyor. Meraklılar bunları araştırabilir ve kendisine önemli bir doğu ışığı veya bakış açısı kazandırabilir.
O bölge ile ilgili yazılırken elbette gerçekte adaletiyle ünlenen Sasani hükümdarı Hüsrev Enuşirvan’dan bahsetmemek olmaz. Birçok yazar; Hüsrev Enuşirvan’ın vasiyetnamesi olarak ünlenen Enderz-i Hüsrev-i Kavadan adlı eseri önemli bir vasiyetnamedir.
Şirazlı Sa’di’nin Nasihatü’l Mülük’te (Hükümdarlara Öğütler isimli eserinde) Enuşirvan’ı yerleştirdiği yirmi dokuzuncu nasihatinde “Adaletiyle bilinen ancak Müslüman olmayan Enuşirvan’ı rüyada çok yüce ve çok güzel bir makamda mutluyken gördüler. Şöyle sordular; “Bu makama nasıl eriştin?” o da şöyle cevap verdi: “Suçluları bağışlamadım. Suçsuz olanları da asla incitmedim.”
Bu son paragraf dahi hemen her şeyi bir anda özetleyiveriyor ki, ona benzer daha birçok sözün özü ve veciz nasihatler bulunuyor. Faydalanmanız dileğiyle, Saygılar…