Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Ağustos '16

 
Kategori
Bebek - Çocuk
 

Şirin bebek fotoğrafları

Şirin bebek fotoğrafları
 

Bu şirinlik ne kadar sürecek? ne kadar mutlu olacak sizce?


Çoğunuzun sayfalarını şirin bebek fotoğrafları süslüyor. Kiminizin yeğeni, kiminizin evladı yada torunu. Prensesinizi- prensinizi çok seviyor, hakkında bir dolu güzel paylaşım yapıyorsunuz.  Ne güzel. Gerçekten de güzel görüntü. Karşısına kötü niyetli insan da çıksa, sizin canınızı sıkan, üzen olaylar da çıksa o şu anda o kadar masum ve saf ki, anlamadan onlara da gülümser, elini uzatır. 
 
Büyüyünce ne olacak diye hayaller kuruyorsunuz.  Anne- babalarının mesleğini yapar mı, hangi okullarda okur diye planlarınız oluyor. Kimse kötü bir iş yapacağını hayal etmiyor.
Peki, hiç empati yapıyor musunuz?  O içimizi sızlatan, acı dolu haberlerde kaybedilen her can da bir zamanlar sizin sevdikleriniz gibi şirin birer bebektiler. Onların ölümüne, yaralanmasına, acısına neden olan suçlular da öyle. Onlar da sizin resimlerini paylaştığınız bebekler gibiydiler. Kötüyü – kötülüğü bilmeyen, çok tatlı gülümseyişi olan, şirin bebecikti onlar da. Ya şimdi?
 
Bugün bir resim gördüm. Altında şu yazıyordu. “Suriyeli 3 yaşındaki çocuğun ölmeden önceki sözleri ‘herşeyi Allah’a söyliycem’ oldu.”  3 yaşındaki çocukların öldürüldüğü bir dünyada yaşıyoruz.
 
Peki, siz hayatınızdan memnun musunuz? İstediğiniz yaşamı sağladınız mı? İstediğiniz evde oturuyor, parayı sorun etmiyor, istediğinizi yiyor, istediğiniz gibi seyahat edebiliyor musunuz? Yarınlara kaygı duymadan bakabilecek imkanlarınız var mı? Can ya da sağlık kaybetme korkunuz yok mu? Mutlu, huzurlu, bol kazançlı, sevgi dolu bir yaşantınız var mı? Tüm sorduklarıma “evet” diyebiliyorsanız söyleyin o şirin bebeklerin anne- babalarına da birkaç şirin insan yavrusu daha katsınlar yaşama.  Nasılsa mutlu bir ömürleri olur ve hiçbir sıkıntı çekmezler. Değil mi? Gerçi karşılarına neler, kimler çıkacak bilemezsiniz ama en azından sizin yaşantınız güzel ve o şirin minikler de bu yaşama ortak olmalılar.
 
Siz anne- baba olmak yada torun sevmek için aileye bir ufak insan daha kattınız. Birkaç sene herşey çok güzel. Canlı bir oyuncak gibi sevip, giydirip, gezdiriyorsunuz.  Ya sonra? O kıymetliniz sizin yanınızdan ayrılmaya başlıyor. Kreşe, yuvaya, okula gidiyor. Onu seven, koruyan insanların yanından ayrılıyor. Hayatı öğrenmeye başlıyor. Ailesi yanında yokken üzülüyor, ağlıyor, düşüyor, düşürüyor, ağlatıyor, kırıyor, kırılıyor, öğreniyor, anlıyor.  Hayat her zaman anne babasının yanında olduğu kadar güzel değil. Bunu anlamaya başladığında hayata karşı tepkileri değişiyor. İsyan ediyor, kararlar alıyor, seçici oluyor. İstediğini yiyor, istemediğini giymiyor. Bir yerlere gitmek ve istediklerinizi yapmak konusunda karşı gelip, kararlarını ortaya koyuyorlar. 
 
Zamanla sizden uzak geçen her gün, her saat ona hayatı öğretiyor. O sevimli, kıymetli, en değerli varlığınız yıllar geçtikçe size bile karşı gelip, üzüyor, kızdırıyor.  Her dediğinizi yapmayan,  kötülüğü de öğrenen, kötü sözler, kötü hareketler, kötü alışkanlıklar edinen çocuğunuz ‘şirin bebeklik’ hallerinden çıkmış ‘Normal insan’ olma yoluna girmiştir. Birkaç sene süren o güzel günler sona ermiştir. Siz de artık onun karşılaştığı kötüler ve yaptığı kötü davranışlar karşısında ona karşı farklı tutumlar sergilemeye başlarsınız.  Kızarsınız. Yapmamasını istersiniz. Küsersiniz. Sonra barışır yine sever, bir başka gün yine kızar, küsersiniz.
 
Seneler, seneler geçer. O şirin bebeklerden bazıları ölür, bazıları öldürür, bazıları zarar verir, bazıları vicdansız olur, bazıları hak yer, bazıları da iyi niyetinin kurbanı olur. 
İyi insanlar- kötü insanlar aleminde iyiden yana yaşamak ve hep ‘şirin bebek resmi’ halinde kalabilmek zordur.  Zamanla ölen- öldürülen de yine o sevimli resimlerdeki bebekler olacak.
Mutlu musunuz? İçiniz rahat mı? Silahların, kandırmaların, sağlıksız ortamların olduğu bir dünyaya en değerli varlığınızı getirip, bıraktınız. Anne- babanın koruyan ve en iyiyi sunan yaşamından koptu artık o şirin resimlerin sahibi torununuz, yavrunuz.  Şimdi ne düşünüyorsunuz? İyi ki doğmuş mu? Bu dünya tam da yaşanmaya değer bir yer mi? Bu evren, bu ülke, bu şehir…  Hangisinde insan o çok severek, resimlerini paylaştığı şirin, minik insana uygun bir yaşam sağlayabilir? Hangi yerde sevdiklerimiz zarar görmeden yaşar? 
Kaygılıyım. Üzgünüm. Sizlerin değerli ve şirin varlıkları benim geleceğe umutla bakmama engel oluyor. Neler görecek, neler yaşayacaklar o minikler. Kaç kere sevecek, kaç kere güvenecek ve en sonunda nelerle, nerede can verecekler? Kanser olacaklar mı? Soğukta donarak mı, uydurma çadırlarda tüten sobalarının dumanından mı ölecekler? Ölümler, cinayetler, kanser korkusu her an ensemizdeyken o şirin, sevdiğimiz miniklere zarar gelmeyeceğinin de garantisi yok. 
 
O şirin minikler de ölecek- öldürülecek ya da öldüren olacak.  Ölüm ve kötülük gerçeğinin olduğu dünyada bebek ve şirin çocuklar olmak ne kadar mutluluk sağlar?  Siz düşünün.
 
“Çocuklara işkence yapılan bu dünyayı, ölünceye dek sevmemeyi sürdüreceğim. Albert Camus.”
 
Toplam blog
: 72
: 363
Kayıt tarihi
: 20.01.16
 
 

4 kitabı olan bir editör- yazar. Hayvansever. Çevreci. Kadın hakları savunucusu ..