Siyah önlüğümü istiyorum / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Aralık '12

 
Kategori
Güncel
 

Siyah önlüğümü istiyorum

Siyah önlüğümü istiyorum
 

1970 li yılların baışında başladım ilkokula. Yaşadığım yerde ekonomik anlamda farklı gruplarda bir çok insan vardı ve onların çocukları. Esmeri, sarışını, kumralı her tendenden çoçuklardı onlar. Ermeni, Rum, Türk, Kürt lerdi aynı zamanda. Ortodoks, katolik, Hanefi, Şafi, Alevi ailelerin çocuklarıydılar. Bir de Hatice Halim Abbas Yetiştirme Yurdu çocukları vardı. Anneleri ve babalarının yanlarında yaşayamayan ve devletin himayasinde olan çocuklar.

Bu kadar ayrılığın içinde tek bir ortak nokta vardı biz arkadaştık. Sıkı arkadaşlıklarımız vardı birbirimizle. Sanal filan değil birebir yüzyüze. Bazen el ele okul yolunda, bazen de okul bahçesinde.

Kimi zaman, tekmeleşirdik, kimi zaman sarılır eller omuzlarda “önümüze gelene bir tekme” oynardık. Omuz omuzaydık.

Ayakkabılarımız vardı ayaklarımıza kimimizde mevsime uygun ayakkabı kimimizde ise zemheride yazlık ayakkabı. Kimimizin bağcıkları yoktu ayakkabısında, kimimizin altı delikti ayakkabısının hatta belki topa ya da kaldırımlara çok vurmaktan önü açılmış belki de yenisini alacak gücü olmadığı için bir başkasının veya kendinden büyük abisinin-ablasının ayakkabısı olduğu için bir numara büyük.

Kalemlerimiz vardı ve tabiki kalemtraşlarımız. Çok fazla çeşitlilik yoktu bunlarda. Kızlara gore ve erkeklere gore ayrılıyordu. Hatta defter kitap kaplarımız bile kırmızı ve mavi olmalıydı. Silgiler arada sırada sahip değiştirirlerdi ama okula başlanılan ilk gün herkesin birer adet silgi, kalem ve kalemtraşı olurdu.

Defterlerimizin matematik için olanı sarı defter olurdu yani saman kağıttan. Düz ve çizgili olanları da olmalıydı. Tüm çocukların kız ve erkek olma dışında ki tek farkları bunlardı okul içinde. Gerçi sokak aralarında da çok da büyük farklar yoktu. Neden olduğunu bilirmisiniz, çünkü zengin de fakir de, orta hallide aynı sokağın çocuklarıydı ve anneler babalar birbirlerini bilirdi.

Kim zengin kim fakir oturduğu evden zaten belliydi. Evindeki eşyalardan anlardınız ekonomik durumlarını. Ama biz çocukların tek evi sokaklardı. Orada ise hiçbirimizin farkı yoktu.

Önce okulları ayırdılar, sonra okullara özel giyisiler yaptırdılar. Şimdi ise aynı okulun içindeki çocukları birbirine düşman edecekler. Altta yatan niyet türban serbestliği olduğunu aklımaza getirmesek bile sadece bu nedenden dolayı yapılan bu hatadan geri dönmek gerekir.

Bu günün çocuklarının ifadesi ile „ezikler“ topluluğu yetiştirerek sosyal adaletsizliği bir adım daha ortaya çıkarmak, içocukların gözlerine o yaşlarda sokmaya başlamak ne yazık ki toplumsal barışı kökünden sarsacak sonuçlara neden olabilecektir. Çocuklar eskilerin tanımı ile „servet düşmanları“ haline gelecektir. Zengin olanın malında gözü olan ezikler grubu için için bilenecektir toplumun bu kesimine.

Ilk bakışta çok basit ve bir çok kişinin onayladığı hatta dört gözle beklediğini ifade edenler sanırım ki kısa bir sure içinde sonucun nerelere ulaşabileceğini göreceklerdir. Eğer beklentileri bu ise zaten söylenecek birşey yok ortada. Biz sadece kendi kendimize üzülmeye devam ederiz.

Ben birinci sınıftaki siyah önlüğümü istiyorum. Sokakta zaten yeteri kadar „öteki“ var. Hiç olmaz ise en masum zamanlarında sıra arkadaşları „ötekiler“ olmasın.

 
Toplam blog
: 71
: 606
Kayıt tarihi
: 18.12.08
 
 

1967 Yakacık doğumluyum. H.Ü. Edebiyat Fakültesi'nde 2 yıl öğrenimden sonra İ.Ü. Arkeoloji ve San..