​ Siyasetin Bugünkü Dili: Cinayet Şebekesinin Uzantısı, Kirli Eller! / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Eylül '11

 
Kategori
Siyaset
 

Siyasetin Bugünkü Dili: Cinayet Şebekesinin Uzantısı, Kirli Eller!

Siyasetin Bugünkü Dili: Cinayet Şebekesinin Uzantısı, Kirli Eller!
 

“Siyasetin dili” nasıl olmalıdır?

Bu soruyu duyan, bizde “siyasetin dili”nden hoşnut olunmadığını anlar.  Anlamasına anlar da, tuttuğu siyasetçinin “dili”nde değil de, “öteki”ninkinde bir olumsuz olduğunu düşünebilir.  Örneklendirmeyle kanıtlama yolunu seçebilir.

Kim ne derse desin, bizde “siyasetin dili”, Batı hayranlığımızla açıklarsak, “diplomatik dil” değil.  Hoş, ”diplomatik dil”i yeğlediğimiz durumlar olmuyor değil.

Kızgınlık, “taban”a seslenmek gereği duyma, “lafı dikine” söyleme, ister istemez, “siyasetin dili”nin ağır olmasına yol açıyor.

Umalım, gün gelir, “siyasetin dili” sert olmasına olur, ama “düşünce” ağırlıklı olur.

*****

“Siyasetin dili”ne  “kötü”, “olumsuz”  örnekler çok/tur. Örnek verenlerin, kendilerini haklı çıkaracak örnekleri seçecekleri, değerlendirmeyi ona uygun yapacakları bir gerçektir.

Herkesin olumlu/ olumsuz örneği kendisine kalsın, bugün ilki İstanbul’da, ikincisi Diyarbakır’da yapılan konuşmalardan iki alıntı yapalım:

“Bunlarda samimiyet yok, bunlarda dürüstlük yok. Bunlar bu ülkede cinayet şebekesi olarak rant elde ediyorlar. Sadece onlar rant elde etmiyor. Onların uzantısı olanlar da rant elde etmeye devam ediyorlar.Burada siyasi uzantılarını da kastediyorum. 'Sayın Başbakan, sert konuşuyorsun' diyorlar. Ciğerim yanıyor ciğerim... Neyin sertini konuşuyoruz? Bu ifadeler, bunların yaptıklarının karşılığını anlatmaya yeterli değil.''(Başbakan Recep Tayyip Erdoğan)

“12 Haziran seçimlerinden sonra Türkiye'de bir Anayasa ve çözüm güçlenmişken kirli eller, bir kez daha devreye girdi; Hatip Dicle'yi içeriden çıkartmadılar. Seçimler sonrası oluşan olumlu hava bir anda tam tersi bir atmosfere bıraktı; o günlerde savaş baronlarına geri adım attırmak için yemin etmeme kararı aldık. Çünkü demokratik bir karardı bu, bizler, siyasi ahlakımız gereği böylesi bir ortamda hiç birşey olmamış gibi davranamazdık.”(BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş)

*****

Başbakan Erdoğan, PKK’nin son eylemlerine değinirken “sert" konuşmayı “ciğerinin yanması”na bağlıyor. Konuşmada geçenler, “onların siyasi uzantıları”, cinayet şebekesi”, ilk anda göze çarpan, akılda kalacak sözcükler/ sözcük öbekleriydi.

Başbakan Erdoğan’a göre , son cümlesinde belirttiği gibi, “bunların yaptıklarını”, bu "sert" sözler anlatmaya yetmez.

Başbakan Erdoğan'ın konuşmasından kısa bir süre sonra, BDP Başkanı Selahattin Demirtaş’ın, BDP’nin 1 Ekim’de Meclis’i boykot kararına son vereceklerini açıkladığı konuşması da “sert” bir üsluptaydı.

Demirtaş’ın konuşmasında göze batan, “kirli eller”di; “kirli" ellerin "devreye girme”siydi.

Demirtaş, olanlardan AKP’yi sorumlu tutuyordu.

*****

Yurdumun insanı, “siyasetin dili”ni nasıl buluyor?

Mikrofon uzatıldığında başka, uzatılmadığında başka konuşursa şaşmayın!

Resmi sayılan konuşmalarla, özel sayılan konuşmalarda “üslup” farklıdır. O bakımdan, kimseye sormamıza gerek yok; biz kendi kendimize yanıtlayalım, yeter!

Kimilerinin dilinden, fazladan, son bir soru niyetine, “sanki”li bir cümle dökülür gibi olabilir:

“Sanki eskiden....”

Doğru, ne yazık ki, “siyasetin dili”, dün de farklı değildi!

TURGUT ÇELİK/ Mersin

 
Toplam blog
: 2458
: 2418
Kayıt tarihi
: 10.11.08
 
 

24 Kasım 1944'te İspir'de doğdum. Ankara Kurtuluş Lisesi'ni, Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi Tü..