- Kategori
- Siyaset
Siyasi yordamalar...

siyaset Yordamaları
Siyaset biraz geçmişi okumak birazda geleceğe yönelik olasılık hesaplamasının karışımıdır.
Geri kalmış ülke siyaseti kaos üzerine kuruludur. Tıpkı bizim ülkemizde olduğu gibi.
Size bir öngörü sunmak için kaleme sarıldım. Siyasetle ilgilenmeme rağmen son gelişen olayların neyi getireceği konusunda hüküm verme adına yordamalarda bulundum.
Gelişen olayların gösterdiği pusulada:
1- Başbakan Sayın R. Tayyip ERRDOĞAN’ın kellesinin alınmasına yönelik bir çalışma
2- Otonom, bir özerklik sağlamak amacı, bir bölge tesis etmeye yönelik bir çalışma
3- En abartılısı da 3.dünya savaşının çıkarılmaya çalışılması
Tabi yukarıda saydığım öngörülerin mesnetsiz ve sadece akıl fukarası bir delinin saçmalaması olarak algılanmaması için altlarını doldurmak gerekiyor.
Sayın Başbakanı oy versem de vermesem de o bu ülkenin Başbakanı ve dolayısıyla da benim başbakanım. Saygı duymak ve orda kaldığı müddetçe ona göre davranmak gerektiğine inanıyorum. Gelmiş geçmiş siyasilerin içinde en iyilerinden biri, kim ne derse desin. En azından fevri de çıksa bazı şeyleri insani olarak düşünmeden yapması belki hoşuma giden. Korkmadan kim ne dermişe takılmadan eziklik hissetmeden rahatça dile getirmesi beni ona bağlayan. Şimdi birileri beni yardakçı, çanakçı, bardakçı, tarakçı diye ifade edecek; ama Hamdolsun şimdiye kadar saydıklarımın hiç birini yapmadım ve yapmamda. Yeri gelmişken de söylemek farz oldu ben hiçbir seçimde oy kullanmam. Yani AKPli MHPli Veya CHP li v.s hiçbir partiyle legal veya illegal bir bağlantım yok.
Neden böyle bir yordamada bulunmak gereğinin altını doldurmaya gelince:
1-1- Geçmiş dönemdeki siyasi geçmişte ön plana çıkmış bazılarının sıçrama tahtası bazılarının da boş balonlar olarak niteledikleri siyasetçilerin sonlarının ve sonlarında yaşanan olayların getirdiği sürecin günümüz siyasetine tıpa tıp uymasından kaynaklanmaktadır.
1-2- Sayın İnönü, Sayın Menderes, Sayın Ecevit, Sayın Özal, Sayın Demirel, Sayın Erbakan bu isimlerin sonlarına baktığımızda hepsinin ortak bir noktaları olduklarını göreceksiniz. Özellikle ABD’nin siyasi gelişmelere nüfuz etme gücünü kendi eline aldığı tarihten itibaren görünen ABD’nin dışında bir güç odağı kurma peşinde olanların sonlarının aynı olduğudur.
1-3- Sayın Başbakan’ın son yapmış olduğu güç mücadelesinde bir nebze başarılı olması ve bunun sonucunda ABD haricinde söz sahipliğine yönelmesi ABD tarafından Sayın Başbakan’ın ipinin çekilmesinin vaktinin geldiği anlamını taşınmaktadır.
1-4- Özellikle ikinci büyük parti olan CHP deki karışıklığın nedeni: ABD’nin Türkiye’de yeni bir iktidar yaratma derdinde olduğunu açıkça göstermektedir. Bakarsanız, CHP başkanının sonuna, harcanma şekli ve zamanına bunu daha iyi anlayacaksınız. Uzun bir zaman önce de aynı yolla Sayın Deniz BAYKAL bitirilebilecekken neden bitirilmedi sorusunun cevabı: Sayın Başbakanın bitmesi gerektiğidir. Yani Sayın Deniz BAYKAL’ın gitmesi önemli değildir önemli olan siyasetin yönünü değiştirmek ve başbakanın bitirilmesini planın ilk aşamasını uygulamaya koymaktır.
1-5- Parti içinden bölerek güç kaybı çalışmalarının sonuç kalmasıyla bu yola başvurulmuştur.
Sonuç olarak Sayın Başbakanın ipi ABD tarafından çekilmişti. Bunun saç ayağı birer birer oluşturulmaktadır. Bunu ilerleyen tarihte daha aşikâr bir görüntü şeklinde göreceksiniz.
2–1- Otonom bir bölgenin ilk isim koyucusu Sayın ÖZAl’dır. Bunu söylerken benim anladığım anlamda mı yoksa başka bir anlamda mı kullandığını bilmemekle beraber güneydoğuyu kastederek böyle bir söylemde bulunmuştu. Günümüz siyasetinin akış mecrasına baktığımızda aynı yönde bir yapılanma söz konusu olabileceğine dair imalarla çeşitli zamanlarda satır araları süslenmektedir.
2–2- Başkanlık açılımının bu yönde bir talebi az çok karşılayabileceğinin sinyalleri verilmektedir.
2–3- Güç odağı devletlerin güç mücadelesinde bulundukları orta doğuda: İran’ın kuzeyi, Irak’ın kuzeyi, Suriye’nin kuzeyi ve bizim doğumuzda yeni bir tampon bölge oluşturmak isteyenlerle bu tamponu istemeyenler arasında gidip gelmelere neden olmaktadır. Türkiye bu noktada tampon bölge istemeyenlerin safını seçmişe benziyor. Yapılan güç birleştirme mücadelesinde saf tuttuğu İran, Rusya gibi ülkelere karşı ABD, İngiltere gibi ülkeler karşı karşıya gelmektedir. Yani bizim kapımızın önünde ne işiniz var diyenlerle her yer bizim diyenler arasında güç mücadelesi sürmektedir. Bunun ilk başta böyle olduğuna inanmıyorum. Özellikle ilk siyasi kargaşanın çıkmasının ardından bu politik gelişmeye nasıl ulaşıldığına dair bayağı akıl yürütmeye çalıştım. Ancak verilerin kısırlığından bir sonuca varamadım
Çelişen olaylar dizini Irak harekatı sırasında meclisin rest çekmesiyle dönemeç dönülürken politikada da aşırı bir uçlanma başlamıştır. Yani Sayın Başbakan ilk söylemlerinin tersliğine bazı şeyler yapmaya başlamıştır. ABD’den icazet aldı sözüyle başbakan olmuş bir kişinin yandaş olmasını gayet normal karşılayan bir vatandaş olarak ilk siyasi çıkışlarını düşünmeye bile tenezzül etmiyordu beynim; Ama bir de baktık ki görünen köy kılavuz da istermiş. Değişen ne oldu da 180 derecelik bir geri dönüş yaşandı siyasetimizde. Sonuçları açısından sancılı olduğu söylenebilir; ama gayet hoşnudum bu durumdan. Eskilerin bir tabiri vardır : biraz amiyane bir tabirdir ama; eşeği anırtan altındaki…………. Burada cinsellik değildir güçtür. ABD İngiltere ondan anırmaktadır. Sus deme zamanı mı geldi ne?
Konumuza geri döndüğümüzde evet bu üç ülkenin etnisitesinden yararlanılarak bir ülke kurma peşindeler.
2–4- Otonom bölgedeki insanların özgürlüğü çok mu önemli? Gülmek gerek buna; ama inanlar var. Bu da daha tuhaf. Koskocaman bir ülkeyi hallaç pamuğu gibi atan güçler yeni bir devlet istiyorlarsa sadece stüdyo evi olarak istiyorlardır.
Buradaki otonm bir bölgenin ilk adımı başkanlık sistemine geçilmesidir.
3–1- Savaş olabilir mi? Savaş olma ihtimali çok zayıf olmasına karşın Türkiye üzerinden İran’ın savaşa çekilmesi plan dâhilinde olabilir. Asıl hedef İran’ın savaş içine alınarak ABD ve İngiltere’nin de bu savaşa dâhil olmasıdır. Tek faktör Rusya’nın saf tutup tutmayacağıdır. Bu belirsizlik ortadan kalktığında İsrail ile Türkiye arasında sıcak gelişmelerin yaşanacağıdır.
3–2- Savaşın belirsizliği içinde Rusya taraf olduğu anda 3. dünya savaşının çıkması an meselesi haline gelecektir.
3-3- Bu süreç uzun bir süreç olabileceği gibi anlık kısa sürede olabilecek bir varsayımdır. Gidişatı Rusya belirleyecektir.
ABD’nin İran politikasındaki durulmasının sebebi Uşağının kullanmak istemesindendir.
Yukarıda yapmış olduğum yordamaların ileriki dönemlerde yenilerini katmak üzere burada kesiyorum…