- Kategori
- Mizah
Siz mailllerinizi okurken elinizi mausun üstündemi tutarsınız?

Sevgili dostlarım,
Bir yılı daha geride bırakıyoruz. 2008’de bana forvırtladığınız tüm e-mailler için hepinize çok teşekkür ediyorum.
En büyük teşekkürü, mektup zarflarının yapışkanının terkibinde sıçan pisliği bulunduğunu anlatan maili gönderen dostuma borçluyum. Bunu öğrendikten sonra, zarf kapaklarını yapıştırmak için ıslak bir sünger kullanıyorum artık. Bunu öğrendikten sonra, açtığım her kutunun üstünü saf alkolle temizleme alışkanlığını edindim.
Ayrıca, birikmiş param falan kalmadı artık. Varımı yoğumu, bir milyon üç yüz seksen yedi bin iki yüz elli sekizinci kez, hastanede ölümle pençeleşen hasta bir kız için açılan kampanyaya yatırdım. Sermayeyi kediye yükledim anlayacağınız.
Ama ne gam!..
Ufukta çözüm gözüküyor: Bill Gates ve Microsoft’tan 15.000 Dolar gelecek. Özel e-mail programlarına kaydolmuştum. Onun için. Allah var, iyi para.
O olmazsa bir başka yerden mangır gelecek: Nijeryalı deneyimli bir bankacıdan. Uzunca zamandır ortalardan kaybolmuş, akıbeti meçhul , ölmüş mü kalmış mı belli olmayan bir müşterisinin yedi milyon Dolarını benimle paylaşmak ister.
Önümü görebiliyorum anlayacağınız.
Ruhen de müsterihim. Tam üç yüz altmış üç bin iki yüz on dört meleğin kanatlarının koruması altındayım. Dualarımın kabul edilmesi için maillerimi yedi dostuma forvırt etmem ve hemen ardından beş dakika içerisinde bir dilek tutmam gerekiyor. Bunu da öğrendim 2008’de.
Coca Cola ile aram yok. Çünkü biliyorum, içinde lağım suyu olabilir.
Arabamla yanımda güvendiğim bir dostum olmadan akaryakıt istasyonuna gitmiyorum artık benzin almaya. Çünkü ben kredi kartımla ödememi yaparken, arabamın arka koltuğuna bir seri katil de sızabilir. Bunu da öğrendim 2008’de.
Artık alışveriş merkezlerine de gitmiyorum. Çünkü biliyorum. Yani öğrendim: Yiyecek içecek tattırır, bayıltır, soyarlar beni.
Telefona da pek çıkmıyorum artık. Çünkü korkuyorum: Çıkar birisi, falanca numarayı tuşla diyebilir. Ve bir de bakmışsınız, apartman girişindeki teneke posta kutuma düşen telefon faturamda Jamaika, Uganda, Singapur ya da Özbekistan’la yaptığım görüşmelerin bedeliyle yüz yüze gelebilirim.
Artık kendi tuvaletimden başkasının tuvaletine de şey edemiyorum. Korkar oldum. Kahverengi bir Afrika örümcek azmanı kıçımı ısırıp tahtalı köye gönderebilir beni.
Örnekler bitmiyor. Hepsini 2008’de öğrendim.
Diyelim, arabamla park yerine girdim. Park ettim arabamı. Çıktım arabadan ve kapının dibinde bir tomar Dolar gördüm. Eğilip almam. Çünkü bilirim: Arabamın altına saklanmış, eli baltalı bir sapık olabilir oracıkta. Kolumdan bacağımdan olabilirim.
Ders:
Bu mailimi on dakika içerisinde en az yüz kırk dört bin kişiye göndermezseniz, olan olacak, biten bitecek…Bağırsakları fena halde bozulmuş kodaman bir pelikan tüneyecek kafanıza. Ve on iki devenin tüylerinden eğri büğrü bir hörgüç oluşacak sırtınızda.
Hepsini öğrendim bunların. Komşumun başına geldi. Komşumun arkadaşı da nasiplendi bunlardan. Komşumun arkadaşının eski kaynanası da. Onun ikinci eşinin tesisatçısı da… Bunların hepsini Sky TV’den öğrendim. Görüntülü hem de.
Bu arada sormadan edemeyeceğim:
Latin Amerikalı bilim adamları uzun uzun araştırıp bulmuşlar: Aykûsu düşük ve aynı zamanda seks yoksunu insanlar e-maillerini okurken ellerini hep maus’un üstünde tutarlarmış. Biliyor muydunuz bunu?
Hoop hooooooppp…
Elinizi maus’un üstünden çekmeye çalışmayın şimdi.
Geç kaldınız geeeeç.
Saygılarımla.
Cümleten saygılarımla.
Ayrıca: MUTLU YILLAR hepinize.
Dipnot : Maus’un mecazî anlamı nedir, onu da kendiniz kafa yorup ya da google bakınıp kendiniz bulun.