- Kategori
- Ben Bildiriyorum
Siz de öğrenci oldunuz

Okulların açılmasıyla birlikte, çok dalgalı eğitim sorunu okyanusunda hepimiz doğrudan ya da dolaylı kulaç atmaya başladık bile.
Hele günler öncesinden söylenegeldiği şekilde, okulların açılacağı ilk gün olan bugün, İstanbul’da trafiğin nasıl mefluç bir hâl alacağına ilişkin tansiyon hiç düşmedi.
İlkokul birinci sınıf öğrencilerimizden, üniversite son sınıf öğrencilerimize kadar, onların kendi bünyelerinde yaşadıkları bir tansiyon var ki, o öyle bir iki gün de düşecek gibi değil.
Öğrencilerimizin omuzlarında tüm ağırlığıyla hissettikleri başarı baskısından bahsediyoruz.
Bu baskı bazen ‘öğrencinin de kendisini mesul hissetmesiyle’ ya da ‘öğrencinin mizacının kaygıya meyilli olup olmamasına göre’ katlanarak birkaç katına da çıkabilmektedir.
Normal koşullarda çevreden ya da aileden yüksek dozda gelebilecek 'başarılı bir öğrenci olmalısın, sınavlarını başarıyla vermelisin' baskısı, öğrencilerin kişisel çabalarıyla belki tolere edilebilmektedir.
Ancak bu baskının artması, yukarıda da işaret ettiğimiz gibi hele bir de öğrenci kaygıya meyilli ise başarı yerine başarısızlık getirecektir.
Kilit nokta; stres hormonlarının fazlalığının öğrenme yeteneğini düşürmesinde gizlidir.
Her zaman söylendiği gibi, başarı için ne aşırı gevşeklik ama ne de aşırı bir baskı.
Her ikisi de öğrenmeyi, nihai olarak başarıyı olumsuz yönde etkileyecektir. Bu ise öğrencide sürekli başarısız olacağı şeklinde yanlış bir kanaat uyandırabilecektir.
Çoğu kez, çocuğunun başarılı olması için ona ortalamanın çok üzerinde baskı yapan anne ya da babalar, öğrenciyi nasıl bir strese soktuklarının farkında olmazlar.
Ya da farkında olsalar bile bu şekilde çocuklarının daha da başarılı olacağını zannederler.
Ancak unutulmamalı ve hiç akıldan çıkarılmamalıdır ki, haddinden fazla şiddet, gayedeki hikmeti yok edermiş.
Bugün okula başlayan tüm öğrencilerimize, ailelerinin de yardımıyla başarılı bir eğitim öğretim yılı diliyoruz.
Sabrın sonu ile