- Kategori
- Felsefe
Siz kazanacaksınız…

Türk olmak, Türk kalmak hüner değil; hüner, her olaya Fransız kalmaktır. Yanarken dünya, kilimini güvenli bir yere serip seyretmek, umursamaz olmaktır.
Hayatın karşısında dimdik durmak, onurundan taviz vermemek hüner değildir. Bazı değerleri kutsayıp onların ardında bir ömür tüketmekte değildir. Hüner, köhnemiş değerlere bağlanıp kalmamak, sisteme entegre olmaktır.
Bir çoğunuzun kulağına hoş gelmiyor belki de bu sözler. Ama başınızı kaldırıp, gözlerinizi bu satırlardan ayırdığınızda, gürül gürül akan bir hayat göreceksiniz karşınızda. Çıkartın onun üzerinden ceketi; gömleği çıkartın. Çekinmeyin; pantolonu, hatta iç çamaşırlarını çıkartıp atın. Ve şimdi gördüklerinizi anlatın bana. Varmıyorsa diliniz, hazır çatlamışken ar damarım, bırakın ben anlatayım.
Türk olmak, Türk dilini iyi kullanmak hüner değil; hüner, herkesin anlayacağı dilden konuşmaktır.
Kılı kırk yararcasına uzun uzun düşünmek, tutarlı bir çizgide ömür boyu yürümek, kendinle ters düşmemekte değildir. Çoğunluğun sözlerini tekrarlamak, kalabalığa karışmaktır.
Etik gelmeyebilir belki bu sözlerim size. Hüner, etik değerlerin zindanında mahsur kalmamaktır.
Bakın söylüyorum; bir yol ayrımındadır dünya. Orman kanunları yeniden egemen olacak, zaten çürüyecektir tüm değerler.
Fakat siz kazanacaksınız; siz… Bunca çürümeye ayak uydurabilirseniz eğer...