- Kategori
- Gündelik Yaşam
Sızı
Kimi sızılar dosttur hep içimizde bir yerlerde durur, bizi unutmaz ve kendilerini de unutturmazlar. Onları hissedince kaygı değil tatlı bir tebessüm yayılır tüm vücudumuza. Gözler hafif kısılır, dudaklar tatlı bir tebessümle aralanır, belki bir elimizi bilinçsizce diğer elimizin üzerine koyar öylece dalıp gideriz. Güzeldir dost sızılar. Bırakmak gelmek içimizden. Keşke bölünmese bir telefonla, çağrıyla, işle, adı konmamış herhangi birşeyle...
Bir de rahatsız eden sızılarımız vardır: Aldatıldığımızı anladığımızda, ağlamak isteyipte ağlayamadığımızda, susturulduğumuzda, susturduğumuzda, kaybolduğumuzda, bulunmak istemeyip de bulunuverdiğimizde duyduğumuz o sızı. Uyutmayan, meşgul eden sızılar.
Bazen hepsi bir olur doluşurlar yüreğe... Hani "Tatile ihtiyacım var!" klişesinin gelip dilimize yapıştığı anlar.. Nereye gidersek gidelim kendimizi bir yerlerde bırakmanın mümkünü yok. İyi ki Ay var, gökyüzü var, İstanbul var. Nerede olursanız olun kucaklar, sarıp sarmalar sizi o koca şehir merak etmeyin. Sırtınızı dayadınız mı İstanbul'a , masmavi gökyüzüne çevirdiniz mi yüzünüzü, hele bir de uzaklarda bir yerlerde Sezen "GÜLÜMSE" yi mırıldanıyorsa işte o an her şey için umudun varolduğunu tam yüreğinizde hissedersiniz. Şanslı gününüzdeyseniz belki de minik bir serçe konar omzunuza o fısıldar "GÜLÜLMSE" yi.
O an kalkın ayağa sarılın tüm dost "sızı" larınıza..