​ Sofi / Deneme / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Nisan '17

 
Kategori
Deneme
 

Sofi

Anafartalar Caddesi Ankara’nın, bir ucu Saman pazarı. Birde Heykelden çıkan yol. Kesiştiği yerde yokuş aşağı, Bent deresi başlar. Sağlı sollu kahveler, yedek parçacılar, işportacılar. Yukarıdan Kale bakar.

Hep Ayşeler, Fatmalar, Ahmet, Mehmet Efendiler. Beyler, Hanımlar pek gezmezler bu yollarda. Sert, dik dik kayalar, ölü ölü lambalar, sokak fenerleri. Arasında, üst üste gecekondular. Bir ucu sağa, bir ucu sola kıvrılır. En çok sağdakini severim bilir misin? Mezarlığa, hapishaneye, şehvete, kedere ve mutluluğa; hep bu yol çıkar.

Sağda biraz ileride umumi helâ. Birde çıkmaz sokak. Ağzı, koca bir kilise kapısını andırır. İki kanatlı demir bir kapı. Tek kanadında küçük bir kapı daha.

Başında, Bekçi Mevlut. Kapıyı tutmuş. On beş, on altı yaşlarında üç çocuk. Bıyıkları yeni terlemiş. Saçlar itina ile taranmış yandan. Limon, limon; sabun sabun. Yüzleri, sivilce denizi. Biraz utangaç, biraz sıkkın ve birazda dayıca, Mevlut’la münakaşada. Valla 18 yaşındayım ağbi. Get ulen, sen daha sübyansın.

Emekli muhasip Faik Bey yana itti gençleri. Mevlut’un bıçak, tabanca muayenesinden sonra, ağır ağır içeri süzüldü telaşsız. Bir yanda çay ocağı; bir tükürük köftesi tezgâhı. Birde Hüseyin Efendi. Tütün kolonyası, lavanta, gül suyu döküyor, hacı yağı sıkıyor 10 kuruşa. Yokuş, üstte çıkmaz.

Ağzı granit taşlarla kapatılmış. Girişte sola, sağa ve yukarı kıvrılır. Göz göz kapılar; üzerinde tabelalar. Bilmen ne Hanım Pavyonu. Altında cart kırmızı yazılar. GENEL EV; No bilmem kaç.

Müdavimler iyi bilir Bent deresini. Sağ sokakta, hep yaşlı, hep şişman, hep feleğin yıktığı, yerden yere çarptığı kadınlar. 

Sofi yanımda. Yürüyoruz yokuş yukarı. Sofi’yi tanımazsın. Diyarbakırlı. Dağ köylerinden. Yazları eşkıyalık, kaçakçılık; kışları da Ankara’da Çiftlik su pompasının, bekçiliğini yapar. Feylozoftur. Kürtçe bilir, iyi de barbut atar. Akşamları su gibi rakı içmesini de saymazsan, epey de dindar. Traktör kursuna gitmiş; ağanın adamları, ta ki anasını, Cami avlusunda arkadan vurup, kanlı derede ırzına geçene kadar. Kaçmış gelmiş Ankara’ya. Sofi can bir insan. Görmüş geçirmiş, mert, sevgi dolu bir insan.

Len Ato, heç avrat dattın mı?

Utandım, sıkıldım, ama Sofiye yalan söyleyemedim

Yok, be Sofi.

Galk len gidiyok.

Gocca herif olmuşsun.

Hıncık zamanıdır.

Sofi kolumu dürttü. Camekânlı kapı. Eşiği iki tek basamak. Sol eller cepte; kafalar, kafalar, kafalar. Yanaştık kalabalığa. Kırmızı rozetli bir genç haftayım diyor. Camda bulduk kendimizi.

Bir divan; ipek örtülü. İki Hasır koltuk, bir masa. Sobanın üzerinde salep güğümüne benzer bir ibrik. Üç kadın divanda, birde koltukta. Biri sarışın boyadan. Saç dipleri yer yer kara. Kapının yanında bir amele, kaldırıma oturmuş, kirli bir mendil içinde bozuk para sayıyor. Sofi iteledi yavaştan. Etraftan hayran bakışlar. İçerdeyiz.

Ter, gülsuyu, kömür, köfte ve kadın kokusu buram buram. Divandan üç çift göz gözlerimde. Biri çırılçıplak, zenci kırması. Diğerinin donu ayak bileklerinde. Meme uçları içine kaçık. Çocukluğumun dev anası masallarını hatırlatıyor. En uçtaki kalınca ve çatlak bir sesle şarkı söylüyor. 

Bir dalda iki kiraz. 

Biri al, biri beyaz.

Eğer beni sevmişsen,

Mektubunu tezce yaz.

Sofi, altmışlık bir kadınla hasbıhalde. Vizitede diyor kadın. Oturun koçum, kahveler benden. Beni gösteriyor Sofiye.

Hısmın mı?

He diyor Sofi. Emmim oğlu.

Sobanın kenarında iki tahta iskemle. Oturuyoruz. Ter basıyor. Kahveyi kokluyorum. Bir kadın iniyor merdivenlerden. Pembe naylon bir don. Pas parlak. Küçücük, daracık. Esmer, hafif şaşı gözlü. El ediyor bizden yana. Kürt Sevim diyor Sofi. Elini sıkıyorum. Sofi sırtımı yumrukluyor. Çıkıyoruz yukarı, Biraz dizlerim titrek.

Kıtık bir yorgan. Üzeri Isparta gülleri. Yatıyoruz sessizce. Her yanım kadın, kadın. Koçum diyor, aslanım, şahbazım. İniyoruz tahta merdivenlerden. Sofi gururla bakıyor. Sevim hasır koltukta. Gülsuyu döküyor avuçlarımıza. Kocam diyor, sıkıymış essahtan. Bundan kelli Kürt Sevim'in eridir. Böylem bilesiniz. Yürüyoruz Sofiyle. Bir şarkı kopuyor içimden 18 yaşın şevkiyle. Adalarda talim var, Kerhane’de yârim var.

Not: Benim neslin erkeklerinin çoğunluğu bu yoldan geçmiştir.

 

 

Bizlere, ilk defa erkeklik gururunu ve güvenini kazandıran bütün Genel Ev kadınlarına şükran, saygı ve sevgilerimi sunarım.

 
Toplam blog
: 54
: 141
Kayıt tarihi
: 17.03.17
 
 

1944 İstanbul doğumluyum. İlk ve ortaokulu Napoli İtalya'da, Lise TED Ankara Maarif Koleji, Yükse..