- Kategori
- TV Programları
Soğan Çorbasından Yayılan Sıcaklık

O soğan çorbasının tadını yaşam boyu unutamayacak,başka soğan çorbalarında aynı lezzet olmayacak..
Brezilya dizilerinin gündemde olduğu yıllarda, "Bizimkiler bunların âlâsını yaparlar,neden dışardan alıyoruz ki" derdim. Dizi furyasının olduğu günümüzde ise, kaliteli olanları seçerken zorlanıyoruz, zira, olanakları çok fazla olan batı sinemasıyla yarışacak kadar, düzeyli diziler yapılıyor. Özellikle tiyatro kökenli,deneyimli sinema sanatçıları,yetenekli genç oyuncuların rol aldığı dizileri büyük bir keyifle izliyoruz.Aradaki reklam sürelerinin uzunluğu olmasa, sinema filmi havasında seyredeceğiz.. Astronomik ücretler aldığını duyduğumuz sanatçıların finansmanı için bu süreler uzun tutuluyor olsa gerek...
Benim favorim, çoğunluğunki gibi,"Öyle bir geçer zaman ki".Aynı heyecanla saatini beklediğim; ülkemizin en önemli sorunu olan kardeş kavgasını işleyen, Osman Sınav yapımı"Sakarya Fırat"... Edebiyatımızın üç Kemal'inden biri olan, değerli yazar Orhan Kemal'in"Hanımın çiftliği" , yine değerli yazarlarımızdan Vedat Türkali'nin," Fatmagül'ün suçu ne"adlı eserlerinden uyarlanan diziler de, gözdelerimden...
"Çocuklar duymasın" 'ın Meltem'İ,Pınar Altuğ', asıl mesleği mankenlik olmasına rağmen, eğitimli bir tiyatro sanatçısı gibi nasıl bu kadar başarılı olabiliyor bilemiyorum...Türk toplumunda çalışan bir kadının, geleneksel tarzda yetiştirilmiş bir koca ile iletişimindeki zorlukları aşmadaki gayretini, ne güzel yansıtıyor...Usta sanatçı Metin Akpınar'ın canlandırdığı Necati karakterinin, sevgili "papatya"sına olan sevgisi, kendi çocukları kadar eşinin çocuklarına kol kanat gerip sorunlarıyla ilgilenmesindeki doğallık,bu doğallığı sağlayan mimik ve jestler, aynı ortamı solumamızı sağlıyor... Yine, tiyatro ve sinema kökenli oyuncuların rol aldığı "Arka sokaklar" 'da da, gerçek yaşamda, siyasi oyunlarla bölünmeye çalışan polisimizin, yaşamlarının,işlerinin zorluğunu daha yakından anlayabiliyor; o yoğun ve tehlikeli koşturma sırasında bile aileleri,arkadaşlarıyla olan sevgi bağını,aralarındaki dayanışmayı izliyoruz..
Dizileri bu kadar ilgiyle izlememin nedeni; sadece, insan ilişkilerini, toplumsal sorunları işlemesi veya günümüzden çeyrek asır öncesinin olaylarını,kültürünü,giyim tarzını hatırlatması değil. Oyuncuların olağanüstü yenekleri. Olmaz böyle şey diyoruz çoğu kez.. Bakışlardaki, söylenen söze veya duruma göre değişen ışıklar,anlamlar,kaşlardaki,dudaklardaki seyirmeler,alında oluşan çizgiler... Oynamıyor, yaşıyorlar, gerçek anlamda yaşıyorlar...
"Öyle bir geçer zaman ki" dizisinin müziği olan, aynı isimli şarkı da, Erkin Koray'ın bir çok şarkısı gibi aykırı bir güzellikte... Bu dizinin oyuncuları, konuda geçen olayları bire bir yaşamış olsalar ,bu kadar "gerçek" yansıyabilirdi ekrana , diye düşünüyorum.Geçen bölümde, Cemile'nin,Ali Kaptan'dan nafaka alamadığı, çalışmasına da izin vermediği için verdiği yaşam savaşının bir göstergesi idi ,soğan çorbasından ibaret akşam yemeği...Dört çocuğuna yemek olarak ancak onu pişirebilmişti Cemile.Küçük Osman,"Anne bu nasıl yemek "diyerek hoşnutsuzluğunu ifade etmiş, abisi Mete durumu fark edip annesine"Anne ne güzel çorba bu, hep yapsana" diyerek büyük bir iştah pozuyla çorbasını kaşıklamıştı.Ablalar da,Mete'yi desteklemişti,çorbanın çok güzel olduğu konusunda, Osman'ın en azından, aç kalmaması için rol yapmışlardı...Cemile 'de, "Sevdiğinize memnun oldum,zira bundan sonra sık sık yapacağım bu çorbayı"diyerek , büyük çocuklara gerekli mesajı vermişti.
Aralarındaki, zaman zaman birbirlerini inciten,hırpalayan kavgalara rağmen, birbirleri için canlarını verecek kadar sevgi dolu olduklarını izlerken, ne kadar da, "biz" i anlatıyorlar diye düşünüyoruz çoğumuz.. Gerçek bir ailenin bireyleri için, hayattan ne kadar darbe alsalar,ne denli hayal kırıklıkları yaşasalar da, her zaman arkalarını dayayacakları sağlam bir dayanaktır aileleri... Ali Kaptan da,eninde sonunda bu güzel çatıya geri dönecek... Önemli olan, gerçek yaşamdaki "Ali Kaptan"ların, çok geç olmadan, o sıcacık yuvanın değerini anlayabilmeleri, geri dönme cesaretini gösterebilmeleri...
Bu hataların bedelini, ne yazık ki; sevgi ve nefretin çoğu kez iç içe geçmiş olarak yaşandığı, bazen de, uç noktalardaki örneklerinin sergilendiği olaylara şahit olan çocuklar, ödüyorlar.. Havyarlı sofralarda olmayan o güzelim sıcaklığı,bir soğan çorbası verebiliyor oysaki... Keşke; zenginliğin getirdiği, o, ayrı dünyaların soğukluğunu , daha lüks yaşamak uğruna, soğan çorbasının sıcaklığına tercih etmese , Aylin gibileri...