​ Sol bir ideoloji midir? / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Kasım '08

 
Kategori
Siyaset
 

Sol bir ideoloji midir?

Sol bir ideoloji midir?
 

Ben baştan düşüncemi söyleyeyim sol bir ideoloji değildir. Mesela Yoldaş! Lenin sol’u sosyalizmin çocukluk hastalığı olarak tanımlamıştır. Demek ki sol ve sosyalizmde birbirinden bağımsız kavramlardır ve hedefleri aynı olmayabilir; ancak sosyalizm ile sol arasında güçlü bir ilişki olmuştur, sosyalizm bir dönemin sol anlayışı olarak görülmüştür. Ancak ezeli ebedi bir bağ değildir. Somut koşulların somut tahlili farklı mecralara sürükleyebilir.

Benim demokratlardan etkilenerek sol diye anlamlandırmaya çalıştığım demokrat sol anlayışı, parti, işçi, sosyalist, devrimci kelimelerini birlikte kullanarak çok benzer tarzda anlamlandıran günümüzde var olan bir parti de mevcut. Ancak bu parti bana çok sempatik gelse de devrim kavramı dışındaki üç kavramı uzun zamandır bu alanda kendimi ifade ederken kullanmıyorum. Ne liberalizmin ne sosyalizmin reel’i neo’su falan yok bence ikisi de modern zamanların kendisiyle birlikte tükendi.

“Sol, ideolojileri ve fikirleri kuşatan, onları siyaseten anlamlandıran genel bir bakış açısıdır.”

Tarihsel olarak sol adı verilen fikir ve eylemler iki farklı uzlaşması imkansız yaklaşım arasında gidip gelmiştir.

Birincisi ve bence daha temel olanı, var olan düzenin içerdiği haksızlıklardan hareketle ahlaki bir önermeye dayanır.

Olması gerekenin peşindedir,

değişimcidir,

dikkatini eşitsizliklere,

özgürleşmeye verir.

Kötülükleri haksızlıkları bertaraf etmek için mücadele eder.

Bu sol anlayış için değişim her zaman daha fazla özgürlük ve eşitlik şeklinde somutlaşır.

Ve bu anlamıyla eşitliğin tek bir toplumda gerçekleştirilmesi çabası farklı toplumlarla eşitsizliği artırabilir;

aynı şekilde başkalarının özgür olmadığı bir dünyada tek bir toplumun özgürlüğü mümkün değildir.

Yani bu sol evrensel ahlaki bir önermeyi esas almaktadır.

Evrensellik; hem herkes için geçerli olması, hem de herkes için geçerli olmadığı takdirde kimse için geçerli olmaması anlamında söz konusu edilmektedir.

Solun ikincisi kanalı ise modernist ve pozitivist sol gelenektir.

Bu kanalda var olan bir çok sol hareket için üç aşağı beş yukarı doğrusal bir gelişme çizgisini takip ederek “ileri” giden bir medeniyet fikri hakimdir.

Medeniyet ilerledikçe ileri olan düzen eskisinin yerine geçecektir.

Kapitalizmin yerine sosyalizm gelecektir.

Sosyalizm geldiğinde eşitlik ve özgürlük gerçekleşecektir.

Bu şekilde eşitlik ve özgürlük kendi başına anlamlı olmaktan çıkarılıp sosyalizm içinde anlamlandırılmakta; sosyalist düzen tarafından sağlanan bir kültürel kimlik niteliği yüklenmektedir.

Bu sol geleceği bilmektedir; bu geleceğe ne kadar çabuk ulaşılırsa özgürlük ve eşitlikte o kadar çabuk gerçekleşecektir.

Bu sol kapitalizmin dünya sistemi olması nedeniyle evrenselcidir. Ahlaki değil pragmatik nedenlerle evrenselcidir.

Farklı dayanaklarla değişimci, özgürlük ve eşitlikten yana evrenselci iki sol kanal.
Var olanın kötü olduğunda anlaşsalar da birisi ahlaki tercihlerle diğeri tarihsel zorunluluğa uyum çabasına dayanmakta.
Birincisi insan iradesini, diğeri doğa yasalarını işaret ediyor.

Aralarındaki en belirgin fark özgürlüğün tanımında ortaya çıkmakta ilk yaklaşım özgürlüğü doğa yasalarının sınırlayıcı çerçevesi altında, insan iradesinin kendisini gerçekleştirme serüveni olarak tanımlıyor.

İkinci kanal özgürlüğü, insan iradesinin kendisini doğa yasalarına teslim etmesi olarak algılıyor.

İlk yaklaşım doğayı göreli olarak sabit bir dış koşul, ikinci yaklaşım ise insan iradesini bağımlı bir değişken olarak almaktadır.

Birinciden ikinciye insanın bireysel tercihlerinin öznelliği giderek yerini doğa ve tarihin nesnelliğine bırakmaktadır.

Solun modern tanımı pozitivist olanı hep sosyalizmle bütünleşmiştir, ağırlıklı olarak kendini otoriter zihniyet temelinde var etmiştir.

“Sol, veri bir zaman mekan aralığında hakim olan zihniyet çerçevesinden hareketle, daha fazla özgürlük ve eşitlik istemine yönelik değişimleri seslendiren ahlaki bir pozisyon almadır. Bu istikrarlı bir zihniyet atmosferini veri almaktır.”

Günümüzde derim bir kırılmanın içinden geçmekteyiz. Moderniteden postmoderniteye geçiş olarak karşımıza çıkan sorunsalın altında yeni bir zihniyet güçlenerek ortaya çıkıyor ve bu zihniyet ülkemiz özelinde yaşadığımız acılar bağlamında hızla kendini var ediyor.

Postmodernite aydınlamanın çıkışında olduğu gibi bir zihniyeti mahkum ederken yeni bir zihniyeti de toplumsal düzleme taşıyor.

Mahkum olan otoriter zihniyet; yeni olan demokrat zihniyet.

Bu şu anlama geliyor; önümüzdeki dönem otoriter zihniyete dayanan hiç bir ideoloji kalıcı olamaz.

Yeni zihniyet ekseni relativizmle demokratlık arasındadır.

Demokratlık solun asli özelliği haline gelmelidir.

Demokratlar günümüzde geçmişte pozitivist olmayan birinci kanalda kendini anlamlandırmış olan sol ile yeni bir damar yaratmaktadır.

Yakın zamanda relativist zihniyet etkisinde yani liberal bir sol dahi, bırakın sosyalizme yapışık pozitivist solu; anomali olarak algılanacaktır.

Kaynak: Batı'yı Anlamak/İletişim yn. E. Mahçupyan

 
Toplam blog
: 444
: 1284
Kayıt tarihi
: 13.09.07
 
 

MB zengin kültürel bir eksen; düşüncelerimizin buluştuğu, tartıştığımız, birbirimizi etkilediğimi..