- Kategori
- Futbol
Soma’yı sor, Mersin İdmanyurdu’nu sorma!..

Masal anlatmak!..
Üstüne giden, hesap soran yoksa, hesap soracaklarla şöyle ya da böyle bir ilişki varsa, tam da masal anlatmanın yeridir. Bu durumda masal, sormayanlara ya da sadece “sessiz çoğunluk”a anlatılır.
Sonra?
Öyle bir durum oluşur ki, suç, yaşamları alt üst olanlarda olur!..
Bir Soma masalı dinledik, daha da dinleyeceğiz.
Asıl hesap vermesi gerekenler, birilerini işaret ediyor. Onlar da bizim bu konuda bir ihmalimiz yok, diyor.
Yani?
Suç, ölenlere ihale edilecek!..
(Kimileri, geçmişe dönük bir şey anlatınca, haydi “anı” diyelim buna, ilginçtir, hep “ölmüş”leri tanık gösterirler. Yine kimileri, bir “facia”, "katliam" olduğu zaman, sorumluluk “ölü”lere yüklenir, “diri”ler kurtulur, kurtarılır. Umalım, Soma’da böyle bir durum olmaz. Önce, “Var”; sonra “Yok” diyenler, sorular soruları açınca, bir söylediği öbürünü tutmayan, ama sonunda kendi “sayı”sını kendi hesabına göre tutturan, “kendi”lerini ya da “biri”lerini kollayanların hesabı öbür dünyaya kalmaz.)
*****
İlgisiz gibi gözüken olaylar, gelişmelerdeki benzerlik, aynı” kafa”...
Hep masal anlatılır, gerçekler gizlenir; “yalan”, ayakta kalmanın tek dayanağı olur. Günler geçer gider, “biri”leri hep kalır.
Mersin İdmanyurdu, yüze yüze kuyruğuna gelmiş denir ya, tam da öyle... Kala kala kalmış tek maç, onu kazandığı zaman, ver elini Süper Lig...
Bu durumda olanlara, masallara bakar mısınız?
Teknik Direktör Yılmaz Vural, parasını alamadı diye, takımı yarı yolda bıraktı İstanbul’a kaçtı deniyor.
Uçurulan haber böyle!..
(İlle de bir “suç” aranacaksa, Yılmaz Vural, ilk sırada pek gelmez. Çünkü “ucuza kapatılacak” iş, yöneticiler için bir başarıdır. Yönetici dediğin, söz verecek, “paranı şu zaman vereceğiz, sen hele bekle” diyecek, ama sözünde durmayacak.
İşi “ucuza kapatmak” isteyen, aslında “ucuz adam”dır.)
Geçmişi, geçmişte olanları, olmadık yenilgilerin nasıl olduğunu bilenler, “parasını alamadığı” için kaçtı gitti haberine nasıl inanacak?
Doğrudur, işin içinde “para” vardır. İyi de, sadece parasını alamayan teknik adam mıdır?
Ya futbolcular, ötekiler?
Bir yanda parasını almayan, öte yanda yönetimde diye paraları ceplere indirenler.
Kişileri, olup bitenden habersizlerin önüne atmak kolay!
İkide bir, yerel yöneticilerin kapısını çalmak niye?
Yöneticiler işlerini, çözülmesi gereken sorunları niye yerel yöneticilere havale ederler?
Devlet, yerel yöneticiler, kulüplerin “para” sorununu çözecekse, o kulüp yöneticilerine ne gerek var?
“Koltuk”lara talip olanlar, o “koltuk”lar sayesinde hava basanlar, kendilerinden bir şeyler vermeyecekler, başarıyla gelene “getiri”ye konacaklarsa...
Bu “kafa” işte, sadece kimi kulüp yöneticilerine mi özgü?
(Mersin İdmanyurdu, İstanbul’dan eli boş dönerse, vurun Yılmaz Vural:
Takımın moralini bozdu!.
İstanbul’dan şen şakrak dönerse, en önde yöneticiler olacaktır:
Her şeye, bütün engellemelere rağmen hedefe ulaştık!.)
*****
Sahi, bugün, Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı’nda ilginç bir maç varmış, duymuşsunuzdur.
Mersin İdmanyurdu ya da Samsunspor, Süper Lig’e çıkacakmış.
(“İlginçlik, bunun neresinde?” demeyin?
Mersin İdmanyurdu’nda olanlar, ekmek peşinde koşan “futbol emekçileri”in durumu... Böyle bir durumda, Süper Lige çıkmak için sahaya çıkacakların aklı maçta mı, yoksa alacaklarında mı olur?.
Saracoğlu tribünlerinde Samsunspor’a ayrılan yerlerde, ceza var ya, kadın ve çocuklar olacak.Yani, Samsunspor’u kadın ve çocuklar, Mersin İdmanyurdu’nu da erkekler destekleyecek.)
Maç ne mi olur?
Onu hiç sorma, sonunda Soma da gördü TOMA...
Son söz:
“Biri”leri, emekçilerin sırtından para, "itibar" kazanır, emeklerine el koyar; sonra, emeklerine el konanlar, ele bakar, “Ekmek parası neylersin” diyerek işe koyulurlar.
http://www.facebook.com/turgutcelik
https://twitter.com/#!/turgutcelik